Hey Gidi Hey Gözü Yaşlı İnsanlık
Hadi, durmayın itiraf
edin. Ne varsa biriken dökün birer birer…
Ne kadar zor değil mi?
Kendinize bile itiraf edemezken kime ne diyebilirsiniz ki…
Hangi yüzle hangi vasıfla
kim neyi ifşa edebilir ki?
Herkesin sırtında
kocaman bir yalan torbası. Ya içindekiler…
Suçsa suçluyum, suçsa
suçluyuz. Çok hem de. Ve asıl suçlu kim Allah biliyor…
Kaybettik neyi mi? Hadi
bakın aynaya ve verin cevabını.
Artık hiçbir duygunun
ya da fikrin savunmasını yapmayacağım. Oyunda şike varsa neye yeter ki gücüm ve
haklı olanların gücü?
Ya da bu güne kadar
neye yetti ki?
Afakî uğraşlarla geçti şu
ahir ömür ve bitmek bilmez gibi gözüken zaman.
Tüm gördükleriniz koca
bir yanılsama. Neyin coşkusu, neyin neşesi tüm bunlar?
Unutmayın; son gülen
iyi güler.
Yol yakın, hadi atın o
yalan torbasını ve boşaltın içinizde biriken tüm nefreti. Oynamayın artık.
Üzgünüm ama kendi adıma
değil; sizin adınıza üzgünüm çok hem de…
Mahşeri kalabalıkta hiç
biriniz yolunuzu bulamayacaksınız. Zira içinizdeki ışık çoktan sönmüş.
Ya ışığı sönmeyenler,
öyle gözükmüyorlar, değil mi gözünüzde. Kendi karanlığınızda nasıl da
kaybetmişsiniz yolunuzu.
Acınılası bir
kifayetsizlik, yozlaşmış bir benlik ve uçsuz bucaksız onca sanrı.
Giden çoktan gitti.
Yetmedi mi, hadi söyleyin ve itiraf edin.
Elbet İlahi Adalet
bulacak yerini ve tüm kifayetsizlikler bir bir sona erecek.
Bir ömrün tezahürü tüm
bu dile gelen.
Kimse vicdanı olan
alınsın ya da alınmasın üzerine.
Her kim ise hedef
tahtası ya da her kim ise günahkâr, durup soluklansın bir an ve dönüp baksın
aksine ve tecelli eden kadere.
Her birimizin kaderi ve
her birimizin ayan beyan kederi.
Hey gidi hey, gözü
yaşlı dünya…
Hey gidi hey, gözü
yaşlı insanlık…
Hey gidi hey,
kifayetini yitirmiş sözcükler…
Düzende ve düzenekte
yolunu ve vasfını yitirmiş her kim varsa. Aslında ne bir düzen kaldı ne de
düzenek geride. Geride kalan sadece yürek yarası ve kuru hıçkırık.
Ne tekiz ne de asılsız.
Ne yalanız ne de zavallı.
Ne insanız ne de canlı.
Sadece ve sadece bir avuç toprağız ve bizi beklemekte olan sona yürüyen.
Ne dünümüz var ne de
günümüz. Görüntü itibariyle birer yanılsamayız aslında: Bencil, sefil ve riyakâr…
Her birimiz üstelik.
Yaşlar oluk oluk
akarken, çoğumuzun içi acımıyor bile. Öyle ya, bize ne ki. Biz sadece önümüze
bakarız. Öyle ya, günü kurtardık madem bizden iyisi ve bizden mutlusu yok.
Ya, yitip gidenler…
Ve geride kalan acılar…
Ve zaman geçecek,
aklına bile gelmeyecek çoğumuzun. Ve giden gittiğiyle kalacak: Hep de öyle
olmadı mı?
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.