H Ü Z Ü N - Ç E S M E S İ
Gam düştü sinemde kristal cama
Fırtına esmekte us'ta bu sıra...
Hecenin hakkından gelirdim ama
Kalem karar kıldı sus'ta bu sıra...
Bir başka yüksekti bu dalga boyu
Girdaplar amansız, dipsiz bir kuyu
Kasvetin karası koyudan koyu
Çare dağ ardında, pusta bu sıra...
Ağuydu her lokma yediğim aşta
Ağır yara aldım en son savaşta
Dertler Arapatı, dizginler boşta
Kader inletmekte usta bu sıra...
Ne üçü beşide, ne dokuz onu
Cem olmuş gönlümde hüznün her tonu
Vardığım son durak sabrımın sonu
Talihin ibresi küs'te bu sıra...
Feleğin hükmüne dedikçe "peki"
Yüklendi habire, dedi "bu ne ki"
Çileler kördüğüm, hatta öyle ki
Kalbim paramparça, yasta bu sıra...
Bahtımdan payıma, ederek gurur,
Açıp da ağzımı diyemedim "dur! "
Teselli umduğum ya ehl-i kubur
Ya gözden uzakta, "hasta!" bu sıra...
Bağrıma delerken amansız sızı
Nerede kaldın ey şimal yıldızı?
Nerede kaldın ey şimal yıldızı?
Hüzün çeşmesinden akan kırmızı
Kan dolu içtiğim tasta bu sıra...
Kan dolu içtiğim tasta bu sıra...
Bozuldu çehremin gülen dokusu
Aldığım tek koku toprak kokusu
Sıyrıldı sinemden ölüm korkusu
Kulağım "gel!"ecek seste bu sıra...
Mecit AKTÜRK
H Ü Z Ü N - Ç E S M E S İ başlıklı yazı Mecit Aktürk tarafından
06.06.2015 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.