Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Dingin Bir Ömrün Güncesi

Nazlı bir gelincik iken rüzgârda salınan, ırgat bir düş tecelli ediyor gözlerimin ıslaklığını gizlerken usul usul.

 

Kayıp sağanaklarda tüm yalıtılmışlığı bir gökdelenin hangi katıysa, görünmez bir elin müşfik dokunuşu özlemi en derin.

 

Her yâd ettiğimde sükûtu yitik bir gönlü, huzursuzca çivileme atlıyorum düş denizine. Bir o kadar garip de üstelik. Bam teline basılı hangi akordu bozuk düşüş hizaya gelir ki bunca hırpani bir var oluşun tüketildiği oranda.

 

Dingin bir ömrün güncesinden ta buraya ulaştı yolum ki yol bildiğim; kayıp bir arazide susuz kalan bir çiçek kadar soluk ve pejmürde görmeyi unuttuğum o gün ışığı. Gün devrildiğinden beri, evrildiğim bir ömrü de teğet geçmişken sıra dışı bir rakımda mecali yitik bir asaletin ücra bir köşesinde bilip bilmeden geçmekte yolunu kaybetmiş kim varsa. Kulağıma gelen ise verdikleri kaybı es geçip, kaybolduğuma dair geliştirdikleri inancın pervazındaki varlığım. Haklılar da ne de olsa kaybolduğum gün gibi aşikârdı. Günden arda kalan o ıssızlık en derinde saklı bir mizacın ulaşamadığı yaka aslında. Mecbur kılınmamdan ziyade şart koştuğum üç beş beyanat ve altına düştüğüm şerhte mimlediğim bir boyunduruğun eriştiği sıra dışı bir mertebe.

 

Oldu bayağı söylemediğim şarkıların nakaratlarına gizlediğim isyanlar.

 

Vakit epey geç olsa da, ritmini yitirdiğim bir koşu parkurunda uyuya kaldım. Anlayacağınız karaçalıyım onca çiçeğin arasında ki solalı epey oldu o pembe gülün ve devşirme aşkları görmezden geldiğimden beri çok şeye inancımı da yitirdim ve ardına sığındığım o duvar dibinde rast geldiğim boynu bükük yetim düşlerin pervazında sakilce ve sefilce istiflenmiş tahammülsüzlükleri ise isyanda olanların hezimetine uğramamak adına susmayı görev bildim. Günbegün biriken bir hezeyanı kar bildikçe öfkeli mizaçlar, anlık bir rötuşla görünmezin indinde saf tutuyorum kâh yalıtılmış bir kelamdan arda kalan kâh ışığı rahmet bilen yeryüzünün hangi ahvali ise sırtını dönmüş.

 

Günlerin uzantısı neredeyse bir ömre tekabül eden ve zaman zaman sırdaş bildiğim boş bir duvara dizdiğim içi boş çerçeveler. Resimleri önce soldu isimsiz adam ve kadınların ve sonrasında ıskalandığım bir peyzajda o soluk mimarisi ile es geçtim tavanı çökük benlikler kadar yoldan çıkmış kim varsa.

 

İster gölgelik deyin ister boyunduruk.

 

Ahkâmlar ile yalıtıldığım soyut mizaçların tefekkür bildiği imgelerde verdiğim kayıplarla sadece gülümsüyorum boşluk iken o durağan ve tıknaz kımıltılarda sorgulayan sorgu hâkimleri. Tek değişen ise kulağıma gelen fısıltılar ne de olsa öncesinde adımı haykırır ve yüzüme püskürtürlerdi öfkelerini. Değişen mizaçlardan payımı aldığımdan beri uzak durduğum o suyu akmayan çeşme yine de susuzluğumu giderirken gökten yağan rahmet.

 

Uzatmaları oynayan marazi oyuncular, o izafi izdüşümünde tüm soyultulmuşluğu rencide eden bariz bir yanılsama ile peyda oldukça rast geldiğim sessiz bir nöbetten nefret zerrecikleri asılı havada. Havada kalan sözlerim suskun bir ömürden geride kalan tek delil ve ihbar ettiklerinden ziyade söylemediğim ne varsa yine aleyhimde tek tek çalkalanıyor bitimsiz soykırımlarda sırıtık ve kalburüstü bir peyzajda. Dona kaldığım kim bilir kaçıncı kare ve kim bilir hangi evre yaşadığıma kani olsam da eremezken henüz hidayete düş malikleri.

 

Sorun addedilen belirsiz bir miladın öncesinde yaşamak ile mükellef ve ardına sığınmak adına seçtiğimiz bir duvar dibi.

 

Bir gölgeye rast gelip, kıyama duran vücudun benlikle verdiği mücadele. Vücut bulan ithamları görmezden gelmek adına, tüm sınırların ihlali ile varıp varılacak tek nokta.

 

Sondan bir önceki bölümün uzatmalarında, kıstırılmışlığımın muzdarip beyanatlarına yüklediğim anlam kadar anlamsızlık. Sıra dışı ve ölgün bir günden arda kalan. Ardına düştüğüm üç beş insan ve kovuşturduğum ebemkuşağı. Renkler dalaşırken karanlığa, çaldığım ıslıkla hizaya giren göğün karası. Aceleci bir kuş sürüsü üstelik nereye gittiklerinin bilincinde olmadan hele ki şu geride kalana takıldı mı gözüm derken yükselttikçe çıtayı erişemediğim boyutsuz bir sığınağa hapsetmek nasıl da olası bakir yetilerim aralıksız devşirirken cümlesi kayıp sayfaları. Sayfalar pür-ü pak ve safça yalıtılmış bir çocuk iken hezeyan yüklü, koşturduğum sağanaklarda rast geldiğim bir başka ben yok. İşte gidişatın ahenksiz tınısında rehavete kapıldığım tek izlek: Dünden arda kalan en rahvan ve gönülsüz, sırnaşık bir yüklem iken verdiğim tek kayıp o adı olmayan gizil ve yitik sarkaç bir o kadar devingen ruhun erişip erişeceği hutbede saklı tuttuğum niyazım, sadece ve sadece O iken varlığımın tek maliki.

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Dingin Bir Ömrün Güncesi

GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK...