Şimdi Anlatın Derdinizi Marko Paşaya Anlasıldı Fakat Ne Demek İstoorsu
ŞİMDİ ANLATIN
DERDİNİZİ MARKO PAŞAYA / ANLASILDI FAKAT
NE DEMEK İSTOORSUN?
******************************************************************************
Efendim mutlaka duymuşsunuzdur ‘’Anlat derdini
Marko Paşa’ya’’ sözünü.
Önce bu
sözün nereden çıktığına
bakalım mı?
Bu sözün
nereden ya da
nasıl çıktığına bakmak
için de Marko
Paşa kimdir oradan
başlayalım.
Marko Paşa adından
da anlaşılacağı gibi bir
Rumdur. 1814 Yılında Yunanistan’ın
Syros Adasında doğmuş,
ilk ve orta
öğrenimini orada tamamladıktan
sonra İstanbul’a gelmiş
ailesiyle birlikte ve
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahaneye ( Tıp Fakültesi ) girerek hekim
olarak çıkmıştır bu
okuldan. Zamanla çok iyi bir doktor
olması sebebiyle Sultan
Abdülaziz’in hekimbaşısı olmuş
ve dahası bir
doktor olmasına rağmen
kendisine Paşalık ve Mekteb-i
Tıbbiye-i Şahane Nazırlığı ( yani
bakanlık ) verilmiştir.
Marko Paşa aynı
zamanda Kırımlı Aziz Beyle
birlikte Hilal-i Ahmer Cemiyetinin
( Kızılay Cemiyeti) Kurucularındandır ve
II. Abdulhamit döneminde
de Meclis-i Âyan üyesidir
( Yani milletvekili )
‘’Anlat derdini Marko
Paşa’ya’’ Sözünün onun oldukça
sabırlı bir hekim
olmasından, kendisine gelen
hastaları sabırla uzun
uzun dinleyip dertlerine
hem maddi hem de
manevi çözümler üretmesinden
kaynaklığı söylense de
asıl durum bunun tam
tersidir. Yıllar sonra torunu
Despina Anats bu sözün nasıl
ortaya çıktığını şöyle
açıklamıştır:
“Marko Paşa için kullanılan “Derdini Marko Paşa’ya anlat” deyişinin neden
söylendiğine dair elimde iki cevap var. Bunlardan biri Marko Paşa Osmanlıca’yı
iyi bilmediği için gelen hastalarına devamlı ‘Anlaşıldı. Fakat ne demek
istiyorsun?’ derdi ve çözüm üretemezdi. Bunun üzerine ‘Derdini Marko Paşa’ya
anlat’ deyişi çıktı. Bir diğeri ise Jön-Türkleri şikayete gelen Rumları yine
‘Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?’ diyerek bıktırıp geri çevirirdi.
Şikayete gelenler dertlerine çözüm bulamadan geri dönerdi. Marko Paşa’nın
hastaları uzun uzun sabırla dinleyip onlara manevi huzur ve rahatlık verdiği
söylentisi gerçek değil.”
Şimdi durduk yerde
nereden aklıma geldi
Marko Paşa?
Aslında pek de
durduk yere değil. Günlerdir neredeyse
millet olarak aramızda
bir iç savaşa
neden olacak olan
ve bazıları için
‘’ Pedofili yasası’’ Bazıları
için de ‘’ Tecavüzcüyü ödüllendirme
yasası ‘’ Olan yasa
tasarısı ( Ki ısrarla
bağırdım o kadar
‘’Henüz meclisten böyle
bir yasa çıkmadı.yasa
çıkmış gibi yazıp
çizmeyin diye ) geri çekilmiş.Bu
geri çekilmeyi de yasanın en
şiddetli savunucusu olan
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ
bizzat kendisi, twitter hesabından
duyurmuş. ( Daha sonra
Başbakan da kanun
tasarısının komisyona geri
çekildiğini açıkladı )
Aynen şöyle demiş
Bakan:
1- Kanunun izin
verdiği yaştan önce
evlenenlerin mağduriyetlerini
gidermek için yapılan
düzenleme, Adalet Komisyonuna çekilecek.
2- Komisyonda evlilikte yaşa takılanların
mağduriyetini gideren
düzenlemeler tasarı
metninden çıkarılacaktır. Tasarının
kalan kısmı yasalaşacak.
3- Yaş engeli nedeniyle
evlenemedikleri için mağdur olan
aileler, dertlerini daha iyi
anlatarak siyasi ve
toplumsal desteği arttırmalıdırlar.
“
Evet..Öncelikle sayın bakana
çok teşekkür etmek
lazım zira ülkede
çıkacak olan bir
iç savaşı, kanun
teklifini geri çekerek
önlemiş oldular. Daha
doğrusu önlemiş olduklarını sanıyorum. Zira
‘’ Tasarının kalan kısmı
yasalaşacak’’ İfadesi üzerinde
de yine aynı
kızılca kıyametler kopar
mı kopmaz mı, ya
da kopuyor ama
ben farkında değil
miyim bilemiyorum. Şimdilik
ortalık sütliman görünse
de ‘’ Tasarının
kalan kısmı da
yasalaşmasın…İstemezüüükkk’’
Diye bir isyan
her an olabilir.
Kanun teklifinin yaş
engeli ile evlenemedikleri için
mağdur olan aileler
ile ilgili kısmının tekrar komisyona geri
çekilmesi düşüncesine ‘’ Ulan
madem ki o
kadar g.tünüz yoktu
bu yasa tasarısını
niçin hazırladınız? Yok
eğer doğruluğuna inanıyorsanız
niçin geri çekiyorsunuz’’ mu
desem yoksa ‘’
Aferin bak medeni
düşünce işte bunu
gerektirir. Muhalefetin görüş
ve hassasiyetlerine de
önem vermek gerekirdi
tabii ki’’ mi
desem işte o konuda
ben de ikilem
içinde kaldım. Sanırım en
doğrusu ‘’ Ulan arkadaş
madem ki bir
osurukta yıkılacaktınız o halde
hangi cesaretle böyle
bir kanunu meclisten
geçirmeye çalıştınız?’’ Demek
olacak. Bu arada
bazılarına da ‘’ Hani ulan çıkmıştı
yasa meclisten?’’ Diye
sormayı abes görüyorum.
Çünkü o zât-ı
muhteremler bir kanun meclisten
nasıl çıkar, nasıl
yürürlüğe girer bilmezler
ama boş
teneke gibi tıngırdar
durular.
Ancak bakanın twitter mesajının 3.
Maddesi çok hoş
olmuş doğrusu. ‘’Bayıldım’’
ifadesi yetersiz kalır beğenilerimi sunmak
için(!) Tam bir
‘’Anlat derdini Marko
Paşa’ya durumu. Gayet açık
ve net bir
şekilde vatandaşa ‘’ Kusura
bakma kardeşim. Senin
derdinin devası bizde
değil. Derdini Marko
Paşa’ya anlat’’ denmiş.
İyi de
Marko Paşa 1888 de
ölmüş. Vatandaş şimdi
hangi Marko Paşa’ya
anlatacak derdini?
Mesela Leyla Tan,
kime anlatacak derdini?
Leyla Tan mı? Kısaca
anlatayım:
Şu anda
üç çocuk sahibi
bir anne Leyla
Tan. Kendisi 14, kocası
17 yaşındayken ve
de nişanlı oldukları
halde kocaya kaçmış. Adamdan bir
çocuğu olmuş önce.
Evliliklerinin ikinci yılında kocası
hakkında kamu davası
açılmış ( Evlenme yaşında olmayan
bir çocuğu alıkoyma
ve ırza geçme
suçundan.) Dava sürerken
adam uzman çavuş
olmuş ve Siirt'te
üç yıl çalışmış.
Bu arada bir
çocukları daha olmuş. Yine bu
arada artık reşit birer vatandaş oldukları
için resmi evlilik
de yapmışlar ama
kanun gözünün yaşına
bakmamış kocanın. Adamı
sekiz sene dört
ay ceza vererek hapse
atmışlar.
Leyla Tan 24 Şubat
2016 da TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AİLE BÜTÜNLÜĞÜNÜ OLUMSUZ ETKİLEYEN OLAYLARI ARAŞTIRMA
KOMİSYONU’nun huzuruna çıkmış
ve derdini anlatmış
O komisyonda Leyla Tan
ne demiş, onu
dinleyen komisyondaki milletvekilleri neler
söylemişler aslında bunları
uzun uzun yazabilirdim
ama uzun yazılar
okunmuyor. Yine de
arzu eden herkese
kopyalayıp gönderebilirim.
Evet..Leyla Tan TBMM ye
gelmiş, derdini anlatmış
hatta komisyondaki milletvekillerinin hepsi
onun durumunun mutlaka
halledilmesi gerektiği üzerinde
mutabık kalmışlar ama
iş çözüm noktasına
gelince kızılca kıyametler kopmuş. O
gün olayı sorun
olarak gören daha
sonra yan çizmiş…
Eee bundan sonra
ne olacak? Yani
Leyla Tan bundan
sonra derdini kime
anlatıp- Adalat Bakanının
da belirttiği üzere -
Kimi ikna etmeli
durumunun bir mağduriyet
olduğuna… Derdini anlatacağı
bir Marko Paşa
bile yok.
Neyse ben anlatayım
yine de derdini
kime anlatması gerektiğini.
Leyla Tan derdini,
Daha dün
Genel ahlaksızlığı marifet
sayıp bu gün
ahlaktan dem vuran
ergenlere anlatacak.
Daha dün
‘’Pornoma dokunma’’ Diye
pankart açıp bu
gün ‘’ Çocuk gelin
de ne yaaa?’’ Diyen
pornoculara anlatacak.
Daha dün
‘’ Sevişirim ama evlenmem,
hamile kalırım ama
doğurmam’’ deyip bu
gün ‘’ Pedofili Yasasına
hayır’’ diyenlere anlatacak.
Daha dün
‘’Namus mu? Kirletmeden
duramam’’ Deyip bu gün karşımıza
el değmemiş bakire
olarak çıkanlara anlatacak.
Daha dün
Kendisi 16 yaşındayken
evlenip bu gün
‘’16 yaşındaki kızları
evlendiren gerici zihniyetten
korkuyorum’’ Diyenlere anlatacak.
Daha dün
‘’ Lilith’in sürtükleriyiz’’ Deyip
bu gün Leyla
Tan gibilere ‘’
Orospu, çok mu
azmıştın da 14
yaşında kocaya kaçtın? Sen
de geber, kocan
da gebersin.’’ Diyen
sürtüklere anlatacak.
Daha dün
‘’Tam iffetli olucam bi gülme
geliyor’’ deyip Bu gün ‘’
Tecavüz insanlık suçudur’’
Diye yırtınan 15- 16
yaşındaki sübyanlara anlatacak.
Daha dün
Daha dün
Ergenlik çağındaki kızının erkek arkadaşı için prezervatif alıp bu gün ahlak zabıtalığına soyunanlara anlatacak.
Bütün bunlara anlatacak ki bu memlekette toplumsal bir mutabakat sağlanarak, bir iç savaş çıkmadan bir sorunu halletmiş olalım. Tabii ki anlatabilirse yaşadıklarının bir sorun olduğunu…
Haa bu arada ‘’Abi ben de karşıyım bu yasa tasarısına, ne yani şimdi ben senin şu yukarıda bahsettiğin ve resimlerini yayınladığın tiplerden biri mi oluyorum karşı olduğum için?’’ Sorusunu soranlar da olacaktır. Onları tamamen tenzih ediyorum. Onların derdi maalesef Türkiye gerçeklerinden habersiz olmalarıdır.
Bana ‘’Hocam, senin durumunda ya da Leyla Tan’ın durumunda olan en fazla elli kişi var. Bunlar 3000-4000 insanı ( Tecevüzcüyü) Hapisten çıkarmaktan bahsediyorlar’’ Diyor bazı arkadaşlarım.
Arkadaşlar ! Hangi ‘’en fazla elli kişi’’den bahsediyorsunuz? Sadece Fethiye’nin bir köyünde bu mağduriyeti yaşayan / yaşamış olan, en az elli tane tanıdığım insan var. Türkiye'de kırk binin üzerinde köy olduğunu düşünürsek asıl sayıyı siz tahmin edin artık. Yani her çocuk yaşta evlenenin peşine düşmüş olsa bu devlet var ya Türkiye’deki mevcut hapishanelere en az on katı daha fazla sayıda hapishane eklemek gerekir. Yani devletin polisi ile, jandarması ile, zabıtası ile çözülecek bir sorun değil bu. Her ergen kızın yada erkeğin başına bir polis, jandarma mı diksin devlet ?
Ayrıca hemen şunu da ilave edeyim : Bu hükumet anne- babanın rızasıyla evlenme yaşını kızlar için 17 ye çıkardı. Tecavüz suçlarının cezasını arttırarak 8,5 seneden 16 yıla çıkardı. Peki tüm bunlara rağmen çocuk gelin olayı ya da ondan çok daha yaygın olan çocuk yaşta kocaya kaçma olayını ( veya evlenme diyelim) önleyebildi mi?
Neyse…Konuyu bir fıkra ile noktalayayım, belki biraz ortamı yumuşatırız.
Bir gemi kazasından sonra ikisi erkek, biri de çok güzel bir kadın olmak üzere üç kişi bir ıssız adaya düşüyorlar. Issız adada yiyecek, içecek bol, o bakımdan bir sıkıntı olmuyor. Ancak ortada bir kadın var..
Erkeklerden biri diyor ki ‘’ Gel şöyle yapalım: Birimiz aşağıda çalışırken diğeri şu yüksek ağaca çıksın ve gözcülük etsin. Eğer aşağıdaki, kadına sarkmaya kalkarsa yukarıdan ikaz etsin.’’ Öteki erkek kabul ediyor ve ağaca ilk olarak teklifi sunan çıkıyor.
Diğer adam aşağıda efendi efendi çalışıyor. Kadına gözünün ucuyla bile bakmıyor.. Ama yukarıdaki başlıyor bağırmaya ‘’ Ulan soysuz herif. Ne yapıyorsun sen öyle. Kadını niçin taciz ediyorsun. Allah senin belanı versin e mi. Bak şimdi de tecavüze kalkıyor’’
Aşağıdaki adam şaşkın... Cevap veriyor: ‘’ Yahu ne tacizi, ne tecavüzü. Görmüyor musun ben efendi efendi çalışıyorum. Kadın yanımda bile değil’’
Yukarıdaki yine bağırmaya devam ediyor ‘’ Seni namussuz seni. Şimdi geliyorum yanına’’
Ağaçtan iniyor ve aşağıdaki adama ‘’ Haydi sen çık yukarı. ‘’ diyor.
Adam ağaca çıkıyor. O ağaca çıkar çıkmaz bizimki kadına dalıyor. Yukarıdaki adam aşağıdaki manzaraya bakınca kendi kendine söyleniyor: ‘’ Vay canına beee. Adam haklıymış. Buradan bakınca gerçekten de tecavüz gibi görünüyor.’’
Marko Paşa’nın dediği gibi noktalayalım:
‘’Anlasıldı fakat ne demek istoorsun? ‘’
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.