Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Savulun Battal Gazinin Oğlu Murat Geliyor 11



Savulun Battal Gazinin Oğlu Murat Geliyor-11-

Börü dizisinde Kemal kimdir? Gerçek ismiyle Murat Arkın kimdir? | Gündem  Haberleri

Yola çıkan revan olan yiğitler Alpler bir an önce bu zulme son vermek için atlarını son sürat sürerek yola devam ettiler. Günler geceleri geceler gündüzleri kovalarken Sırp çarı Dragoslava Yanmıştava sarayına kadar gelmişlerdi. Önce bir handa soluklanarak gereken bilgi ve halkı yanlarına çekmek gerekirdi. Hanın kapısından yirmi kadar Alpler ve Murat içeriye girdi. Handakiler bu kadar kalabalığı görünce endişeye kapılarak masalarında kalkarak kaçmaya başlarken Murat.

-Selamun Aleyküm. Hayırdır kardeşlerim nereye gidiyorsunuz? Siz misafirleri böyle mi karşılarsınız? Hakkın selamını almaz mısınız?

Hancı ve diğerleri konuşmalarında kendilerinden olduğunu anlayınca sevinçle birbirlerine sarıldılar. Murat.

-Bizler size yardım için geldik Çarın zulmüne son vermek gerek, bizimle misiniz?

Herkes hep bir ağızdan.

-Evet, yiğidim evet.

-O halde planımızı yapalım bu zulme bir son verelim artık.

Aradan birkaç geçtikten sonra halkın kılığına giren Murat ve Alpler saraya doğru isyan bayrağını açarak yürümeye başladılar.

-Hain çar sonun geldi.

-Bu zulme son vereceğiz.

-Bizden aldıklarını vermeden seni öldüreceğiz.

Bir anda sokaklar savaş alanına dönmüş, önlerine gelen ne varsa yıkarak ilerliyorlardı. Bu kargaşa sarayın yanına kadar devam etti, askerler bir anda bu kalabalığı görünce şaşkına döndüler. Murat ve Alpleri kapıdaki askerleri öldürdükten sonra saraya doğru önüne gelen askerleri yere sererek öldürüyordu. Çara doğru koşan asker.

-Çarımmm… Dragoslava…

Sesi duvarlardan yankılanarak çarın kulaklarında çınladı. Yanındaki askere.

-Git bak şuna neden bu kadar Azrail’i görmüş gibi bağırıyor?

Asker daha kapıyı açmadan asker dıştan kapıya yüklenerek kapıyı açtı yere yüzükoyun serilerek hemen kalktı. Çar şaşkın.

-Bu rezalet? Yanıma böyle girilir mi? Vurun şunun kellesini!

Asker sırıtarak.

-Benim kellemi ne edeceksiniz? Siz asıl kendi kellenizi kurtarın. Halk isyan ederek saraya kadar girdi.

Telaş ve korkunun yakışacağı bu kadar kefere varken bu çara daha çok yakıştı dersem tam yeridir! Çar.

-Bu nasıl olur? Bu gücü kimden alıyorlar?

Asker.

-Battal gazinin oğlu ve Alplerinden! Tabi ki sizin korkaklığınızdan! Gece gündüz öküz gibi yer içer halka zulüm ederseniz işte yediklerinizi üzerine size zehirli bir tatlı sunacaklar.

-Buraya kadar nasıl olurda gelirler ki? Sen benimle nasıl konuşursun böyle?

-Bende şaşkınım! Ben bunu yazan kişinin kurbanıyım, yok her neyse nasılsa sen yolun sonuna geldin, elem tere fiş sana girsin şiş… Onlar halka zülüm edeni yaşatmazlar biliyordun sen, senin kelleni gövdenden almaya geldiler, bende kaçıyor aralarına karışıyorum.

Çar köpürerek çıldırarak.

-Nasıl olur bir avuç çapulcu ben çarı ben gibi kuvvetli çarın sarayını basar?

-Şimdi onlar basar sen kaçar, kaçabilirsen kaçta kıçının kuvvetini görelim. Sana buradan çıkış yok.

-Askerler… Askerler neredesiniz? Atın şunu zindana!

Etrafına bakındı hiç kimse yoktu. Kılıç sesleri ve bağrışmaların sesi kesilmişti. Şu anda yaşadığı belirsiz durum, tedirgin edici havanın verdiği korku dolu kaygısı, daha önceden böylesine yenilgiyi yaşamamış olduğu deneyimsizliği,  masum insanlara zulüm etmesinin sonucunda bu akıbeti yaşayacağını ona söylemiş olsalar da o buna gülerek kahkahalar atarak, bunu söyleyenleri zindana atmıştı… İşte zulme izin vermeyen yiğitlerin, aslında onların ayrılmaz bir parçası olduğu adil insana yakışır yaşam düzleminde, yaptıklarınınsa negatif bir etkiye sahip olarak görününce. Asker koşarak.

-Koşacaksın darağacına darağacına, varamayacaksın İsa’nın yanına yanına, öyle bağırma bağırma kimse gelmez yanına yanına… Ayıkila pirincinin taşıni taşini, akıtma boşa gözyaşını…

-Ah akılsız kafam ah! Neden bana bunun olacağını söyleyenlere inanmadım! Ah akılsız kafam ah! Ah Leonardo vinci resmimi çizerek sarayın duvarına asacaktım. Önüme koyacaktım salçayı, kandıracaktım o güzelim Natalya’yı, kandırmadım Natalya’yı, şimdi yiyeceğim Osmanlı tokatı ah! Ah!

Burada şair kardeşim Saltuk Buğra Bıçak’ın şiirinden birkaç dize ile devam edeyim.

“Kapına gelen fakir devletli sultan olur

İsmi İsmail olan, aşkına kurban olur

Kovma beni kapından, ben de Azad olayım

Beratimi ver benim, ver bermurad olayım

Adaletin gereği hesabı soruyorsun

Affını dileyeni ateşten koruyorsun

Ebedi zelil kalır yolundan yüz çeviren

Enkazında can verir can köşkünü deviren

Rabbim sana yönelen daim hikmeti bulur

Gönül gözü kör ise saraylar zindan olur

 

Kırkikindi yağmuru gönlümde cemre cemre

O yağmur ki ram olur on dört asırlık emre

 Emrolunduğun gibi dosdoğru olmak lazım

 İstikâmet sırrını arayıp bulmak lazım

 Ateşe atılmadan Halil olunmaz imiş

 Balığı kaybetmeden Hızır bulunmaz imiş

 Boynunu büken kullar el açıp yalvarınca

 Hidayetle süslersin edebiyle varınca

 Kerem eyle Yâ Rabbi ben de halas olayım

Huzuruna varınca neşve ile dolayım (Âşık Seyrani ŞİİR YARIŞMASI-Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları)”

 

Hakkın kapısına gelen hakla olan muradına erer azatlıktan kurtularak özgürde kalır. Çar yaptığı hatayı anladı, lakin şimdi bu hatayı telafi etmenin bir yolu yoktu, yolun sonuna gelmişti. Sağ kolu Germanyus Sıvışıveriyus ortada yoktu. Korkudan kaçtı Gavat diye içinde sinirlenerek söylendi.

-Şimdi papa geliyor olsaydı bana yalaklık eder, benden sonra gider onun kıçını sıvazlardı Gavat oğlu Gavat! Lavukluk nasılsa bedava ah seni bir yakalarsam, bundan sonra zor yakalarım, ya! Önce kendi paçamı kurtarmam lazım!

 

Mehmet Aluç

 

 


 

 

 

 

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Savulun Battal Gazinin Oğlu Murat Geliyor 11

kul mehmet kul mehmet