Kerbela Katliamı Niçin Oldu Kerbeladan Sonra Neler Yaşandı 16 Bölüm
KERBELA KATLİAMI NİÇİN OLDU? KERBELA’DAN
SONRA NELER YAŞANDI?---16. BÖLÜM--
10 Kasım 683’de Yezid, avlanmak için Şam yakınlarındaki Huvvarin köyündeki köşküne gelmişti. İşte o gün yaşananlar aşağı yukarı bütün kaynaklarda aynıdır ya da birbirine oldukça benzer.
O gün köşkünden çıktı ve hızlı bir şekilde at sürdü. Öyle ki maiyetiyle arayı bir hayli açmıştı. Sonrasında atı bir şeylerden ürktü ya da bir başka rivayette belirtildiği gibi atının ürkmesinin bir sebebi vardı:
Yezid bir hayli at koşturmuş ve yorulmuştu. Derken bir değirmene yolu düştü ve o yorgunlukla değirmenciye ‘’ Bana su ver’’ diye emretti. Değirmenci ‘’Sen kimsin ki bana böyle emir veriyor gibi konuşuyorsun?’’ Deyince kendisinin Halife Yezid olduğunu söyledi. Bunun üzerine değirmenci ‘’ Demek Hüseyin’in katili sensin’’ Diye Yezid’in üzerine yürüdü. Yezid tam kılıcına davrandığı anda da atı ürktü ve dört nala gerisin geri koşmaya başladı.
At öylesine hızlı koşuyordu ki sonunda Yezid’i sırtından düşürdü. Ancak Yezid’in ayağı üzengiye takılmıştı ve bir türlü kurtaramıyordu kendisini. Ayağı üzengide olduğu halde attan düştü.
Velhasılıkelam at koştukça Yezid taştan taşa çarparak paramparça oldu. Onu aramaya çıkan adamları, bulduklarında Yezid’den geriye sadece atın üzengisindeki bir ayağı kalmıştı.
Bu ayağı ve vücudundan geriye kalan her ne varsa toplayıp Şam’da, Babü’s Sagir mezarlığına defnettiler.
Sonra ne oldu?
Sonra Yezid’in yerine oğlu II. Muaviye, hem halife hem de hükümdar olarak tahta oturdu. Oturmasına oturdu ama Şam halkı ona biat ederken Mekke, Medine hatta Mısır bile Yezid’e isyan etmiş olan Abdullah bin Zübeyir’e biat etmişti.
Yirmi üç yaşındaki II. Muaviye’nin eli ayağı birbirine dolandı. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmez bir vaziyette Abdullah bin Zübeyir ile bir anlaşma yapmak istedi ama ileri sürdüğü Abdullah bin Zübeyir’i kendisine varis yapma şartı da hayatı garanti edilirse tahttan feragat edebileceği şartı da kabul edilmedi. Bunun üzerine sadece kırk günlük bir saltanattan sonra tahttan feragat etti. Tahttan feragat ettikten iki hafta sonra garip bir şekilde öldü gitti.
Görüldüğü gibi Yezid, onca kan dökmüş, Müslümanlara onca eziyet ve zulüm yapmıştı ama saltanatı sadece üç sene sürmüştü, oğlu II. Muaviye’nin ise sadece kırk gün... Dünya kimseye kalmıyordu.
Peki kimselere kalmayan dünya Hz. Hüseyin’in diğer katillerine kaldı mı?
Elbette onlara da kalmadı.
Uzun uzun yazarak kafaları iyice karıştırmamak için kısaca özetleyelim.
685 Yılında Muhtar es Sekafi adlı bir kişi Hz. Hüseyin’in intikamını almak gayesiyle büyük bir mücadeleye girişti ve bu mücadelede çok ilginçtir ki ona en büyük desteği mevali( köle ) denilen Araplar verdi. Hatta yine ilginçtir ki başlarda 40.000 kişilik bir ordu oluşturduğu halde bu orduda bulunanların büyük bir kısmı ‘’ Muhtar, bizim ganimetlerimizi , ganimet olanlarla paylaşıyor’’ Diye onun yanından ayrılarak Mekke’de halifeliğini ilan etmiş olan Abdullah bin Zübeyir’in yanına gittiler. Yani anlayacağınız Muhtar es Sekafi’nin, Abdullah ibni Zübeyir ile de arası açılmıştı. ( O kısma az sonra geleceğiz )
Muhtar es Sekaf,i Kerbela olayında yani Hz. Hüseyin’in katlinde rol oynayan herkesle savaştı ve onları ortadan kaldırdı. Bunların en önemlilerini ve nasıl öldürüldüklerini bir kez daha hatırlayalım
* Ömer bin Sa’d--- Yezid’in ordu komutanıydı. --- Başı kesilerek öldürüldü
*Şimr bin Zülcevşen---Piyade birliklerinin komutanıydı.--- Başı kesilerek öldürüldü.
*Sinan bin Enes---Hz. Hüseyin’in başını kesmişti---El ve ayakları kesildi ve kaynar kazana atılarak öldürüldü.
*Havli bin Yezid---Hz. Hüseyin’in kesik başını vali Ubeydullah bin Ziyad’a götürmüştü---Ateşe atılarak yakıldı
*Becdel bin Selim---Hz. Hüseyin’in parmaklarını kesmişti---Parmak, el ve ayakları kesildi.
*Hekim bin Tufeyl---Hz. Abbas’ın katili---Çarmıha gerildi ve ok yağmuruna tutularak öldürüldü.
*Mürret bin Münkiz---Hz. Ali Ekber’in katili--- Elleri kesildi ve ömrünün sonuna kadar felçli kaldı.
* Amr bin Sabi---Hz Hüseyin’in amca oğlu Müslim bin Akil’in katili---Mızrak darbeleriyle öldürüldü.
Bunların dışında mesela Hz. Hüseyin’in cesedini atlarla çiğneyen herkes tek tek yere yatırılıp el ve ayaklarından çivilendi,üzerlerinden at geçirildi.
Evet.. Bu listede aslında daha pek çok isim vardır ama sanırım uzatmaya gerek yok. Ama yine bu listede bir ismin olmadığı görüyoruz. Kim o? O isim Yezid’in Kufe Valisi Ubeydullah bin Ziyad. Kerbela katliamının baş aktörü...
Muhtar es Sekafi onu da Şam üzerine yürüdüğünde savaş meydanında ortadan kaldırdı. ( Aslında yukarıda isilerini saydığım diğer Kerbela katillerinin pek çoğu bu savaş sırasında öldürüldü.)
Muhtar es Sakafi, Hz. Hüseyin’in katillerinden Ubeydullah bin Ziyad, Şimr ibni Zilcevşen ve Sa’d bin Ziyad’ın başını Hz. İmam Zeynel Abidin’e gönderir. Bunu yaparken de adamlarına ‘’ Bu kelleleri tam olarak İmam öğle yemeğine oturduğuna kendisine sunun.’’ Der.
Adamları denileni yapar ve Hz. İmam Zeynelabidin tam öğle yemeğine oturmuşken üç kelleyi onun önüne koyarlar.
Bu hareket aslında boşuna değildir. Zira Hz. Zeynelabidin ve diğer Kerbela esirleri de aynen böyle Kufe valisi olacak zalim Ubeydullah bin Ziyad öğle yemeği yerken onun huzuruna getirildikleri gibi Hz. Hüseyin’in kesik başı da tam o anda getirilmiştir Ubeydullah’a...
Hz. Zeynel Abidin ‘’ Babam Hüseyin’in başını aynen böyle bir öğle yemeği vakti Ubeydullah’a getirmişlerdi. Şimdi de Ubeydullah’ın başı, bir öğle yemeği vakti benim ellerimde.’’ Dedi.
Evet, Hz. Hüseyin’i katledenlerden hiç biri sıcak yataklarında ölmediler. Hepsinin sonu feci oldu.
Peki Muhtar es Sekafi’in sonu nasıl oldu?
Daha önce demiştim ya, Muhtar es Sekafi ile Abdullah ibni Zübeyir’in araları açılmıştı. Abdullah İbni Zübeyir, Muhtar es Sekafi’yi kendisi için tehlikeli görüyordu. O sebeple kardeşi Mus’ab bin Zübeyir idaresindeki bir orduyu Kufe’yi ele geçirmiş olan Muhtar üzerine sevk etti. Muhtar yetmiş gün kadar kendisini savunsa da Kufeliler sonunda ona da kazık attılar ve Mus’ab, sarayında kıstırdığı Muhtar es Sekafiyi öldürdü.
Bitti mi peki?
Az sabır. Bu bölümde dizi biteceği için biraz uzatacağım affınıza sığınarak...
Tüm bu olaylar olurken Şam Sarayında neler oluyordu? İşte bunu anlamak için biraz geri dönelim.
Yezid’in oğlu II. Muaviye, kırk günlük bir saltanattan sonra tahttan ve tabii olarak halifelikten feragat edince ( akabinde iki hafta sonra şüpheli bir şekilde henüz 23 yaşındayken öldüğünü yazmıştım) Şam Sarayında bir boşluk meydana geldi ama bu boşluk uzun sürmedi.
Devlet’in ileri gelenleri bir şura oluşturarak Hz. Osman’ın katlinde önemli bir rol oynayan Mervan bin Hakem’i tahta oturttular ve halife olarak ona biat ettiler. Yani efendim o meşhur dalavreci Mervan bin Hakem, dördüncü Emevi hükümdarı ve halifesi oldu. Halife olur olmaz bazı isyanları ve bu arada Mısır’ı ele geçirmeye çalışan Abdullah bin Zübeyir’in kardeşi Musab bin Zübeyir’in kuvvetlerini bertaraf etti. Daha sonra tahtını sağlamlaştırmak için Yezid’in küçük oğlu ve halife adayı Halid’in annesi ile evlendi. Sonrasında kendi oğlu Abdülmelik’i yerine varis yani veliaht ilan edince işler karıştı ve Halid’in annesi olan karısı tarafından zehirletilerek cehenneme postalandı. ( Vebadan öldüğü de söylenir)
Daha sonra?
Daha sonra Mervan’ın oğlu Abdülmelik tahtı Halid’e bırakmadı ve beşinci Emevi halifesi olarak 685 Yılında tahta ve halifeliğin üzerine oturdu. Ancak karşısında halledilmesi gereken önemli bir pürüz vardı: Mekke’deki diğer halife Abdullah ibni Zübeyir...
Abdullah İbni Zübeyir’e, ona biat edenlere ve kendisine biat etmemeyi aklının ucundan bile geçirenlere öylesine bir ders vermeliydi ki sadece İslam dünyası değil, gayrimüslim dünyası bile yüzlerce sene üzerinden geçse bile okuduklarında gözleri fal taşı gibi açılsın.
Evet... Bunu kim yapabilirdi? Bunu yapsa yapsa Haccac bin Yusuf es Sekafi yapardı. Onu Irak valiliğine atadı ve Mekke üzerine gönderdi.
Haccac, kuvvetleriyle 691 yılında Mekke’yi kuşattı ve yedi ay süren bu kuşatmada Kabe olsun Mekke şehri olsun bir kez daha mancınıklarla dövüldü. Yedinci ayın sonunda Mekke’ye giren Haccac öylesine bir katliam gerçekleştirdi ki Mekke ve Kabe daha önce de ( Harre olayı ) büyük bir katliam ve zulüm yaşadığı halde o zulüm ve katliamlar unutuldu ama Haccac’ın zalimlikleri unutulmadı. ( Bugün bile Harre olayını bilen pek yoktur ama Zalim Haccac’ı en azından ismen herkes bilir.) Tabii ki bu arada söylemeye gerek yok Abdullah ibni Zübeyir de bu öldürülenler arasındaydı.
Haccac daha sonra İslam dünyasında öylesine bir terör estirdi ki artık ‘’ Ben de halifeyim..’’ Ya da ‘’ Ben sana biat etmiyorum’’ gibi cümleler hiç kullanılmaz oldu ta ki 715 yılında Kuteybe bin Müslim’in isyanına kadar...
Peygamberimiz Muhamed Mustafa (S.A.S) ne diyordu: ‘’ Hilafet benden sonra otuz yıldır. Daha sonrası ısırıcı, azgın, zalim krallar dönemidir.’’
Gerçekten de öyle değil midir?
Hz. Ebubekir : 2 Yıl
Hz. Ömer : 10 yıl
Hz. Osman : 12 yıl
Hz. Ali : 5.5 yıl
Hz. Hasan : 6 Ay
Toplam: 30 yıl....
Evet BİTTİ.
10 Kasım 683’de Yezid, avlanmak için Şam yakınlarındaki Huvvarin köyündeki köşküne gelmişti. İşte o gün yaşananlar aşağı yukarı bütün kaynaklarda aynıdır ya da birbirine oldukça benzer.
O gün köşkünden çıktı ve hızlı bir şekilde at sürdü. Öyle ki maiyetiyle arayı bir hayli açmıştı. Sonrasında atı bir şeylerden ürktü ya da bir başka rivayette belirtildiği gibi atının ürkmesinin bir sebebi vardı:
Yezid bir hayli at koşturmuş ve yorulmuştu. Derken bir değirmene yolu düştü ve o yorgunlukla değirmenciye ‘’ Bana su ver’’ diye emretti. Değirmenci ‘’Sen kimsin ki bana böyle emir veriyor gibi konuşuyorsun?’’ Deyince kendisinin Halife Yezid olduğunu söyledi. Bunun üzerine değirmenci ‘’ Demek Hüseyin’in katili sensin’’ Diye Yezid’in üzerine yürüdü. Yezid tam kılıcına davrandığı anda da atı ürktü ve dört nala gerisin geri koşmaya başladı.
At öylesine hızlı koşuyordu ki sonunda Yezid’i sırtından düşürdü. Ancak Yezid’in ayağı üzengiye takılmıştı ve bir türlü kurtaramıyordu kendisini. Ayağı üzengide olduğu halde attan düştü.
Velhasılıkelam at koştukça Yezid taştan taşa çarparak paramparça oldu. Onu aramaya çıkan adamları, bulduklarında Yezid’den geriye sadece atın üzengisindeki bir ayağı kalmıştı.
Bu ayağı ve vücudundan geriye kalan her ne varsa toplayıp Şam’da, Babü’s Sagir mezarlığına defnettiler.
Sonra ne oldu?
Sonra Yezid’in yerine oğlu II. Muaviye, hem halife hem de hükümdar olarak tahta oturdu. Oturmasına oturdu ama Şam halkı ona biat ederken Mekke, Medine hatta Mısır bile Yezid’e isyan etmiş olan Abdullah bin Zübeyir’e biat etmişti.
Yirmi üç yaşındaki II. Muaviye’nin eli ayağı birbirine dolandı. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilmez bir vaziyette Abdullah bin Zübeyir ile bir anlaşma yapmak istedi ama ileri sürdüğü Abdullah bin Zübeyir’i kendisine varis yapma şartı da hayatı garanti edilirse tahttan feragat edebileceği şartı da kabul edilmedi. Bunun üzerine sadece kırk günlük bir saltanattan sonra tahttan feragat etti. Tahttan feragat ettikten iki hafta sonra garip bir şekilde öldü gitti.
Görüldüğü gibi Yezid, onca kan dökmüş, Müslümanlara onca eziyet ve zulüm yapmıştı ama saltanatı sadece üç sene sürmüştü, oğlu II. Muaviye’nin ise sadece kırk gün... Dünya kimseye kalmıyordu.
Peki kimselere kalmayan dünya Hz. Hüseyin’in diğer katillerine kaldı mı?
Elbette onlara da kalmadı.
Uzun uzun yazarak kafaları iyice karıştırmamak için kısaca özetleyelim.
685 Yılında Muhtar es Sekafi adlı bir kişi Hz. Hüseyin’in intikamını almak gayesiyle büyük bir mücadeleye girişti ve bu mücadelede çok ilginçtir ki ona en büyük desteği mevali( köle ) denilen Araplar verdi. Hatta yine ilginçtir ki başlarda 40.000 kişilik bir ordu oluşturduğu halde bu orduda bulunanların büyük bir kısmı ‘’ Muhtar, bizim ganimetlerimizi , ganimet olanlarla paylaşıyor’’ Diye onun yanından ayrılarak Mekke’de halifeliğini ilan etmiş olan Abdullah bin Zübeyir’in yanına gittiler. Yani anlayacağınız Muhtar es Sekafi’nin, Abdullah ibni Zübeyir ile de arası açılmıştı. ( O kısma az sonra geleceğiz )
Muhtar es Sekaf,i Kerbela olayında yani Hz. Hüseyin’in katlinde rol oynayan herkesle savaştı ve onları ortadan kaldırdı. Bunların en önemlilerini ve nasıl öldürüldüklerini bir kez daha hatırlayalım
* Ömer bin Sa’d--- Yezid’in ordu komutanıydı. --- Başı kesilerek öldürüldü
*Şimr bin Zülcevşen---Piyade birliklerinin komutanıydı.--- Başı kesilerek öldürüldü.
*Sinan bin Enes---Hz. Hüseyin’in başını kesmişti---El ve ayakları kesildi ve kaynar kazana atılarak öldürüldü.
*Havli bin Yezid---Hz. Hüseyin’in kesik başını vali Ubeydullah bin Ziyad’a götürmüştü---Ateşe atılarak yakıldı
*Becdel bin Selim---Hz. Hüseyin’in parmaklarını kesmişti---Parmak, el ve ayakları kesildi.
*Hekim bin Tufeyl---Hz. Abbas’ın katili---Çarmıha gerildi ve ok yağmuruna tutularak öldürüldü.
*Mürret bin Münkiz---Hz. Ali Ekber’in katili--- Elleri kesildi ve ömrünün sonuna kadar felçli kaldı.
* Amr bin Sabi---Hz Hüseyin’in amca oğlu Müslim bin Akil’in katili---Mızrak darbeleriyle öldürüldü.
Bunların dışında mesela Hz. Hüseyin’in cesedini atlarla çiğneyen herkes tek tek yere yatırılıp el ve ayaklarından çivilendi,üzerlerinden at geçirildi.
Evet.. Bu listede aslında daha pek çok isim vardır ama sanırım uzatmaya gerek yok. Ama yine bu listede bir ismin olmadığı görüyoruz. Kim o? O isim Yezid’in Kufe Valisi Ubeydullah bin Ziyad. Kerbela katliamının baş aktörü...
Muhtar es Sekafi onu da Şam üzerine yürüdüğünde savaş meydanında ortadan kaldırdı. ( Aslında yukarıda isilerini saydığım diğer Kerbela katillerinin pek çoğu bu savaş sırasında öldürüldü.)
Muhtar es Sakafi, Hz. Hüseyin’in katillerinden Ubeydullah bin Ziyad, Şimr ibni Zilcevşen ve Sa’d bin Ziyad’ın başını Hz. İmam Zeynel Abidin’e gönderir. Bunu yaparken de adamlarına ‘’ Bu kelleleri tam olarak İmam öğle yemeğine oturduğuna kendisine sunun.’’ Der.
Adamları denileni yapar ve Hz. İmam Zeynelabidin tam öğle yemeğine oturmuşken üç kelleyi onun önüne koyarlar.
Bu hareket aslında boşuna değildir. Zira Hz. Zeynelabidin ve diğer Kerbela esirleri de aynen böyle Kufe valisi olacak zalim Ubeydullah bin Ziyad öğle yemeği yerken onun huzuruna getirildikleri gibi Hz. Hüseyin’in kesik başı da tam o anda getirilmiştir Ubeydullah’a...
Hz. Zeynel Abidin ‘’ Babam Hüseyin’in başını aynen böyle bir öğle yemeği vakti Ubeydullah’a getirmişlerdi. Şimdi de Ubeydullah’ın başı, bir öğle yemeği vakti benim ellerimde.’’ Dedi.
Evet, Hz. Hüseyin’i katledenlerden hiç biri sıcak yataklarında ölmediler. Hepsinin sonu feci oldu.
Peki Muhtar es Sekafi’in sonu nasıl oldu?
Daha önce demiştim ya, Muhtar es Sekafi ile Abdullah ibni Zübeyir’in araları açılmıştı. Abdullah İbni Zübeyir, Muhtar es Sekafi’yi kendisi için tehlikeli görüyordu. O sebeple kardeşi Mus’ab bin Zübeyir idaresindeki bir orduyu Kufe’yi ele geçirmiş olan Muhtar üzerine sevk etti. Muhtar yetmiş gün kadar kendisini savunsa da Kufeliler sonunda ona da kazık attılar ve Mus’ab, sarayında kıstırdığı Muhtar es Sekafiyi öldürdü.
Bitti mi peki?
Az sabır. Bu bölümde dizi biteceği için biraz uzatacağım affınıza sığınarak...
Tüm bu olaylar olurken Şam Sarayında neler oluyordu? İşte bunu anlamak için biraz geri dönelim.
Yezid’in oğlu II. Muaviye, kırk günlük bir saltanattan sonra tahttan ve tabii olarak halifelikten feragat edince ( akabinde iki hafta sonra şüpheli bir şekilde henüz 23 yaşındayken öldüğünü yazmıştım) Şam Sarayında bir boşluk meydana geldi ama bu boşluk uzun sürmedi.
Devlet’in ileri gelenleri bir şura oluşturarak Hz. Osman’ın katlinde önemli bir rol oynayan Mervan bin Hakem’i tahta oturttular ve halife olarak ona biat ettiler. Yani efendim o meşhur dalavreci Mervan bin Hakem, dördüncü Emevi hükümdarı ve halifesi oldu. Halife olur olmaz bazı isyanları ve bu arada Mısır’ı ele geçirmeye çalışan Abdullah bin Zübeyir’in kardeşi Musab bin Zübeyir’in kuvvetlerini bertaraf etti. Daha sonra tahtını sağlamlaştırmak için Yezid’in küçük oğlu ve halife adayı Halid’in annesi ile evlendi. Sonrasında kendi oğlu Abdülmelik’i yerine varis yani veliaht ilan edince işler karıştı ve Halid’in annesi olan karısı tarafından zehirletilerek cehenneme postalandı. ( Vebadan öldüğü de söylenir)
Daha sonra?
Daha sonra Mervan’ın oğlu Abdülmelik tahtı Halid’e bırakmadı ve beşinci Emevi halifesi olarak 685 Yılında tahta ve halifeliğin üzerine oturdu. Ancak karşısında halledilmesi gereken önemli bir pürüz vardı: Mekke’deki diğer halife Abdullah ibni Zübeyir...
Abdullah İbni Zübeyir’e, ona biat edenlere ve kendisine biat etmemeyi aklının ucundan bile geçirenlere öylesine bir ders vermeliydi ki sadece İslam dünyası değil, gayrimüslim dünyası bile yüzlerce sene üzerinden geçse bile okuduklarında gözleri fal taşı gibi açılsın.
Evet... Bunu kim yapabilirdi? Bunu yapsa yapsa Haccac bin Yusuf es Sekafi yapardı. Onu Irak valiliğine atadı ve Mekke üzerine gönderdi.
Haccac, kuvvetleriyle 691 yılında Mekke’yi kuşattı ve yedi ay süren bu kuşatmada Kabe olsun Mekke şehri olsun bir kez daha mancınıklarla dövüldü. Yedinci ayın sonunda Mekke’ye giren Haccac öylesine bir katliam gerçekleştirdi ki Mekke ve Kabe daha önce de ( Harre olayı ) büyük bir katliam ve zulüm yaşadığı halde o zulüm ve katliamlar unutuldu ama Haccac’ın zalimlikleri unutulmadı. ( Bugün bile Harre olayını bilen pek yoktur ama Zalim Haccac’ı en azından ismen herkes bilir.) Tabii ki bu arada söylemeye gerek yok Abdullah ibni Zübeyir de bu öldürülenler arasındaydı.
Haccac daha sonra İslam dünyasında öylesine bir terör estirdi ki artık ‘’ Ben de halifeyim..’’ Ya da ‘’ Ben sana biat etmiyorum’’ gibi cümleler hiç kullanılmaz oldu ta ki 715 yılında Kuteybe bin Müslim’in isyanına kadar...
Peygamberimiz Muhamed Mustafa (S.A.S) ne diyordu: ‘’ Hilafet benden sonra otuz yıldır. Daha sonrası ısırıcı, azgın, zalim krallar dönemidir.’’
Gerçekten de öyle değil midir?
Hz. Ebubekir : 2 Yıl
Hz. Ömer : 10 yıl
Hz. Osman : 12 yıl
Hz. Ali : 5.5 yıl
Hz. Hasan : 6 Ay
Toplam: 30 yıl....
Evet BİTTİ.
Kerbela Katliamı Niçin Oldu Kerbeladan Sonra Neler Yaşandı 16 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
31.08.2022 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.