Çiçeğimi Ver Bana
*

ben bir kiraz ağacıyım
pembe çiçekli
siz beni bilemezsiniz
bu yaşa değin bir kiraz ağacının altında oturduğunuz bile şüpheli
belki de mavi bir lalenin cezbesindesiniz en fazla
en fazla bir lale devrinde
giderek büyüyen mor bir mürekkep lekesi gibi
bir resmin sükunetine sızmış 
bir hayat sizinkisi

iki ağacın
birbirine uzaklığı kadar uzak 
kalp ile kanın yakınlığı kadar yakındınız nihayetinde
ben pembe çiçekli cümlelere indirgeyerek yaşarken hayatı 
siz sözcüklere hükmeden hayatın ta kendisiydiniz
en fazla 
namlusu kendinize dönük bir silahın tetiğine dokunaklı
kelimelerle vurulmaktı
yüreklice…

bu yüzden laleler 
kırmızı vazoların üzerine düşen ateşten çiçeklerdi de 
ben köklerimle sarıldığım topraktım
bakabileceğim 
kendimden başka çehre 
yansımamı görebileceğim kuyudan başka 
ayna yoktu 

koca bir mevsimi içinde taşıyan mart ayı gibi 
bir mumun üzerinden elini geçiren zahidin duyduğu 
cehennemi acı gibi 
yusufun gömleğini arkadan yırttığı gece 
züleyhanın sırtındaki giysinin kırmızısı kadar 
bir hayattı yaşadığımız

bir mumun alevine söyledikleri her ne ise 
hiç bilemediniz
hangi aynaya düşer bir ormanın derinliği 
hangi ormanın sathına düşer bir aynanın görüntüsü
hiç bilemediniz
yaşadığımız hikayeleri
bir kiraz ağacı mı çıkar mevsimin dışına 
bir mevsim mi düşer kiraz ağacının içine 
hiç düşünemediniz

alfabesi bilinip de 
harflerinin birbirine nasıl katılacağı 
bir türlü öğrenilemeyen bir yazı ile 
yazılmış bir hikayeyim
okuyamadınız 
benzer sıkıntılarınızla 
başınız çevirip bakamadınız

geçen zaman kurgu değil hayattı 
birinin var olması için diğerinin yokluğu gereken 
bir ilişki ikilisi değildi bizimkisi
göğsümüzdeki kuyunun sesinde 
sürekli çoğalan bir sevgiydi
yine bozguna uğrayan 
ve daima dağılan bir aks-i sedaydı

kiraz ağacıyken ben 
bir kiraz çiçeğinden daha iyi ne yakışırdı bana
ayı deniz üzerinde hiç görmedim
hiç deniz olamadım ayı üzerine düşüren
oysa bir kuyunun derinliğindeki suyun üzerinden 
gülümserken ay bana 
kuyu adedince çoğalan aydım

razılığın ne anlama geldiğini öğrendim önce
razılığın gelecek gibi geçmişe de yürüdüğü gün 
çözülemeyen bütün düğümlerim çözüldü
ahşap kapı 
sade çizgilerle oyulmuş kapı tokmağı 
su değdiğinde sardunyanın kokusunu saldığı ağustos sabahı 
suyu ilk kez tanıyan sabinin üryanlığı kadar 
hakikattim
peçesiz 
perdesiz
 
sizde
pembe çiçeklerinin rengini kendi gözlerinizle göreceğiniz 
bir kiraz ağacı dikseniz
ufakta olsa bir bahçenin köşesine 
şöyle kuyunun tam üzerine salsa dallarını kiraz ağacı

dese ki
ya Fettah 
aç artık kapıları
ya Basit 
çöz dilimin bağını
ya Rezzak
ver nasibim ne ise
ya Vedüd
gözümün yaşını eksik etme
çiçeğimi ver bana razıyım

dese ki
ben ki yusufunu yitirmiş 
bir kuyunun üzerine eğilmiş pembe çiçekli bir kiraz ağacıyım
bir kuyum vardı 
bir de yusufum
günler geçti 
ben yusuftan
ben pembe çiçeklerimden vazgeçmedim
asla

redfer
( Çiçeğimi Ver Bana başlıklı yazı redfer tarafından 15.04.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu