Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Onun Öncü Işıklarıydı

Onun Öncü Işıklarıydı


Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen 
Hayat hikayesinin 53.bölümü

güneş küçük sanılır uzaktan bakılınca
göz dayanmaz amma
çıplak gözle bakıldı mı
insan anlar onun gerçeğini
rüyada görsen onu 
onun nurdan bakışlarını
bu mutluluk 
sana yeter ömür boyu

o yaratılmışların en iyisi
en güzeli
en hayırlısı
tüm peygamberlerin gösterdiği mucizeler
ondandı 
onun nurundandı 
onun habercisi
onun öncü ışıklarıydı

çünkü o erdemlik güneşi
diğer peygamberlerse yıldızlarıydı
o yıldızlar ki
güneşten aldıklarıyla 
aydınlatırlar karanlıkları

gel gör ki
Rabbim ona neler verdi 
onu nasıl süsledi 
ahlakını güzellikle sardı
müjdeyle, güler yüzlülükle 
benek benek noktaladı

onun gerçeğine ermekte 
cümle alem aciz kaldı
uzak aciz kaldı
yakın aciz kaldı
acz çepçevre sardı dört bir yanı

çölde veda etmek zorunda kaldı 
ve yolculuğuna kimsesiz devam etti
yarım kalmış vedanın 
bu solgun kumlara
bu yorgun tepelere 
ve varlığın kemaline durarak erişen 
bu sabırlı taşlara nasıl bir özlem 
nasıl bir eksiklik
nasıl bir yitiklik duygusu yansıttığını 
düşünmedi o ana dek

umut da bırakmıştı bu veda geriye 
yeniden dirilişe dek 
çölün bağrında vakti bekleyecek
toprağa kavuştu
kendini güvenli bir bağıra emanet etti 
çöl, efendimizin gözyaşlarıyla ıslandı
susuzluk çekmedi pek

gelin 
tarihten çok iyi bildiğimiz 
o hira sahnesini çekip alalım
bir anda her şey sütliman olur 
ne savaşlar 
ne çekemezlikler 
ne kan dökmeler 
ne işkenceler kalır 

muhammed (s.a.v)
en fazla hira mağarasında 
kendi kabuğuna çekilen 
bir münzevi yetim olarak anılır 
belki anılmaz bile 
dağlar parçalayan
gökler çatlatan 
ağır yükü taşımadan yaşar

vakte isyanını 
olan bitene itirazını 
bireysel olarak yaşar 
en fazla

Muhammd’in (s.a.v) hayatı
söz'ün selameti
vahyin duruluğu hatırına akar
susamışların hepsi 
beklenen şafağın ışığı
kur'an'ın nuru
o'nun dudağından bize dokunması içindi

varsayalım ki 
muhammed’in (s.a.v) dizi dibindeyiz 
o'nun ağzından çıkacak her ses
bizim için kurtuluş adresi 
teselli pınarı 
uyarı belgesi… 
o konuştukça kalplerimiz 
bir o yana 
bir bu yana salınır

kah cennet müjdesi 
kah hiçlik korkusu
kah altından nehirlerin aktığı 
has bahçelerin serin huzuru 
kah denizlerin buharlaştığı 
göklerin çatladığı 
kızılca kıyamet dehşeti

sözün rüzgarına açık bir haldeyiz 
o'nun ağzından çıkanların
bize ses 
bize söz diye 
ulaşanların en değerlisi 
o'nun da işaretiyle 
vahyin ta kendisi 

dilimize taşırdığımız sözler 
o'nun ağzından çıkmadı mı 
onlar da bir nevi söz değil mi
Allah'ın(c.c) 'ayet' olarak bize indirdikleri 
muhammed’in (s.a.v) dudağına emanet ettiği 
cümleler değil mi

*
resul-i ekremin hicretiyle medine 
islam merkezi haline gelmişti
medine, mühim şehirlerinden biriydi
vadi olan arazisi oldukça genişti
vadi tamamen dağlarla çevriliydi

iklimi tatlı, arazisi münbitti
havası güzel, suyu serindi 
ve oldukça boldu
yağışı mekke’den fazlaydı
hz. resulullahın hicretine kadar 
şehir yesrib ismiyle anılırdı
bu adı, buraya ilk gelip yerleşen
yesrib isimli amalikalidan aldı

peygamberimiz bu ismi beğenmedi 
onu medine diye değiştirdi
artık müslümanlar arasında şehir 
yesrib diye değil 
medine adıyla anılmaya başlandı
bir ara medinetü`n-nebi diye anıldıysa da 
sonraları sadece medine olarak kaldı

medine`de müslümanlardan başka 
yahudi ve hıristiyanlar da oturuyordu
bu bakımdan nüfusu kalabalık bir şehirdi
o zamanki nüfusunun 
10 bin civarında olduğu tahmin edilmişti

buradaki müslümanlar 
evs ve hazreç kabilelerine mensup idiler 
evs ve hazreç adındaki iki kardeşten üreyip çoğalan 
bu iki kabile arasında 
arapların seciyeleri icabı ihtilaflar
kavgalar ve çarpışmalar 
birbirini kovalamıştı 

bu muharebelerin sonuncusu 
buas harbi idi ki, 
yüz yirmi sene devam etmişti
efendimizin medine`ye hicretlerinden 
beş sene kadar önce son bulmuştu

kanlı muharebede her iki taraftan da 
en namlı bahadırlar ölmüş 
veya malul düşmüşlerdi 
işte ensar böyle perişan bir vaziyette iken 
resul-i kibriya efendimizin hicreti vuku bulmuştu

hicret-i nebevi ile 
iki kardeş arasındaki düşmanlık
eski uhuvvet ve muhabbetle kayboldu
dargınlık ve kırgınlıklar tamamen ortadan kalktı
 
asırlık düşmanlığın yeni bir uhuvvete dönmesi
hiç şüphesiz Cenab-ı Hakkın, 
sevgili efendimize ihsan ettiği 
bir armağandı

hz. aişe (r.a.) der ki
buas  günü, Allah`ın kendi resulü (a.s.m.) için 
hazırladığı bir gündür ki
bu muharebenin neticesi üzerine 
resulullah (a.s.m.) medine`ye 
hicret etmişti

öyle ki, 
hicret sırasında birbirleriyle çarpışmış 
evs ve hazreç`lerin cemiyetleri dağılmış 
eşrafı öldürülmüş ve yaralanmıştı

bu perişanlık üzerine Allah, 
birbirleriyle çarpışıp durmuş ensar`ın 
islam camiasına girmeleri için 
bu günü resulüne hazırlamıştı

yahudiler ise üç kabileye mensup idiler
beni kaynuka, beni kurayza ve beni nadr
şehirde sayıları en az olan hıristiyanlardı 
bunlar islamın medine`de hızla yayılışı karşısında 
tahammül edemediler 

kısa bir zaman sonra medine`den ayrıldılar
uhud savaşında müşrikler safında 
müslümanlara karşı savaşan bu hıristiyanlar
daha sonra bizans`a sığındılar

siyasi hayat itibariyle medine, 
o sırada ibtidai denecek bir seviyedeydi
henüz kabile hayatı yaşanıyordu
tıpkı müşrik araplarda olduğu gibi 
yahudilerde de her kabile 
müstakil bir topluluk teşkil ediyordu

kendi reislerinden başka 
hiç bir otorite kabul etmiyorlardı
eşitlik mefhumundan uzak bir hayat tarzı hakimdi
mesela, güçsüz kabilelere ödenen diyet
güçlü ve nüfuzlu kabilelere ödenen diyetin yarısı idi 
cemiyet hayatı kanunlardan mahrum bulunuyordu 

gerektiğinde hakemler seçiliyor 
bu hakemlerin şahsi kanaat ve görüşlerine göre 
hüküm ve kararlar veriliyordu
okuma yazma bilenlerin sayısı oldukça azdı
peygamber efendimiz önünde mühim vazifeler vardı 
halli gereken çok ağır meseleler 
kendisini bekliyordu

hz. yusuf`un (a.s.) sülalesinden abdullah bin selam, 
medine yahudilerinin ileri gelen alimlerinden biriydi
büyük bir alim olan babası selam`dan
birçok şeylerle birlikte, 
tevrat`ı ve tefsirini öğrenmişti
 
babası ahir zamanda gelecek peygamberin 
sıfat ve alametleriyle yapacağı işleri de 
kendisine anlatmış 
eğer, o harun neslinden gelirse, ona tabi olurum
yoksa tabi olmam demişti 
selam, efendimiz henüz medine`ye gelmeden önce 
vefat etmişti

resul-i kibriya’nın  medine`ye gelişini 
müslümanlara müjdeleyen yahudinin sesini 
abdullah bin selam da işitmiş 
kendisini tutamayarak
Allahü Ekber deyip tekbir getirmişti

bunu duyan halası, 
Allah seni umduğuna erdirmesin
vallahi, musa peygamberin 
geleceğini duymuş olsaydın 
bundan fazlasını yapmazdın 
diyerek ona çıkışmıştı

abdullah ise, 
ey hala vallahi, gelen onun kardeşidir
o da onun gibi bir peygamberdir demişti
bunun üzerine halası
yoksa kıyamete yakın gönderileceği 
bize haber verilen peygamber bu mudur.. diye sormuştu
abdullah, evet" cevabını verince 
öyle ise davranışında haklısın demişti

resul-i kibriya medine`ye teşrif buyurdukları zaman 
abdullah bin selam da onu görmek için gitmiş 
efendimizin nurlar saçan mübarek simasını görünce 
şu simada yalan yok
şu yüzde hile olamaz
diye kendi kendine söylenmişti

resul-i ekrem efendimiz henüz 
ebu eyyub el-ensari hazretlerinin evinde 
misafir kaldığı bir sıradaydı
abdullah bin selâm da efendimizi ziyarete geldi
ona bir takım sualler sordu
tevrat`tan sorduğu suallerine 
yine tevrat`a uygun cevaplar alınca 
şehadet getirerek müslüman oldu

abdullah bin selam evine gitti
onun daveti ile bütün ev halkı 
halası da müslüman oldu
yahudilerin bazı ileri gelenleri abdullah bin selam`ı 
türlü türlü desise ve sözlerle 
müslümanlıktan vazgeçirmeye çalıştılarsa da 
muvaffak olmadılar

abdullah bin selam`la birlikte 
bir çok yahudi alimi de samimi olarak 
islamı kabul edip müslümanlıkta sebat gösterdiler
iman etmeyen diğer yahudi alimleri ise, 
muhammed`e bizim şerlilerimiz tabi oldu
eğer hayırlı olsalardı 
atalarının dinini terk etmezlerdi…diye 
ileri geri konuşmaya başladılar

bunun üzerine Cenab-ı Hak 
indirdiği ayet-i kerimede şöyle buyurdu
‘ancak onların hepsi bir değildir. 
kitap ehlinden dosdoğru bir topluluk vardır ki, 
geceler boyu Allah`ın ayetlerini okurlar 
ve namaz kılıp secde ederler.’

müşrikler mekke`de uyguladıkları 
halkı resul-i ekrem’den uzaklaştırma tarzını 
burada da tatbik etmek istiyorlardı
bu maksatla onu himayeye söz vermiş bulunan ensara 
üst üste muhtıra mahiyetinde 
ağır dille yazılmış 
iki mektup gönderdiler

mektuplarda, ensarın bu himayeden vazgeçmesi isteniyor
aksi takdirde başlarına gelecek 
her türlü hadiseye 
razı olmaları gerektiğini belirtiyordu
kureyş müşriklerinin bu iki muhtırası da 
medineli müslümanlar üzerinde 
hiç bir menfi tesir meydana getirmedi

bilakis sert cevaplarla karşılandı
böylece mekkeli müşrikler
medine`de korku ve tehditle kimseyi 
hz. resalullahın aleyhine çeviremeyeceklerini de 
anlamış oluyorlardı

medinelilere gelen bu ihtar mektuplarından 
peygamber efendimiz de haberdar olmuştu 
bu sebeple medine devamlı teyakkuz halinde idi 
her an müşrik saldırısı olabilir ihtimaline binaen 
resul-i ekrem devamlı ihtiyatlı bulunuyor, 
müslümanları da dikkatli ve tedbirli 
olmaya çağırıyordu
bu yüzden uyumadıkları geceler bile oluyordu

gerçekten medine`de müslümanların durumu 
oldukça nazikti
çünkü, buraya hicret etmekle 
müşrik arap kabilelerine boy hedefi olmuşlardı 

elbette, bunun karşısında 
her zaman uyanık bulunmak gerekiyordu
müslümanlar en ufak bir gürültü
bir seslenişten dolayı 
hemen bir araya toplanıyorlardı

hatta bir gün, bir ses işitilmişti
sesi duyan feryadı basmıştı
her haslette zirvede olan resul-i kibriya 
cesarette de zirve noktadaydı
hemen kılıcını kuşanıp, 
atına atlayarak yanlarına varmış 
kendilerini teselli ve teskin etmişti

enes bin malik (r.a.) der ki
ne zaman bir feryat kopsa
resulullahı atla oraya yetişmiş bulurduk
 
mekkeli müşrikler medineli müslümanları 
resul-i ekremin himayesinden vazgeçirmek için 
sadece bu muhtıra mahiyetindeki mektupları 
göndermekle de kalmamışlardı 
bazı ekonomik tedbirlere de başvuruyorlardı 

medine`deki münafık ve yahudilerden 
bazılarını elde ederek 
müslümanlar arasına fitne ve fesat düşürmeyi 
planlı bir şekilde yürütüyorlardı

medineli müslümanlar resulullahı bağırlarına basmada
islamı yaşatmada
muhacir müslümanlara 
her türlü yardımda bulunmada 
zerre kadar tereddüde kapılmadılar 
ve geri de durmadılar
bilakis daha ciddi ve samimi bir tarzda
bu hizmetlerini devam ettirdiler

redfer

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Onun Öncü Işıklarıydı

Onun Öncü Işıklarıydı

redfer redfer