Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Umudumu Sevgimi Ve İnancımı Saklı Tuttuğum

Umudumu Sevgimi Ve İnancımı Saklı Tuttuğum





Düşlerimin keyfini sürüyorum, Mihriban’ım ve sessizliğin tetiklediği bir iç kıyım iken sözcüklerin neşri ve işte kıyama duruyorum günün her saati…

Refüze edildiğim bir tebaa saklı sağımda solumda bense önüme b/akıyorum.

Renklerin en asiline sevdalıyım ne de olsa beyazdır benim diğer adım…

Nemalandığımsa evrenin yağan rahmeti ve başımdan aşağı boca edilen nurudur yüreğimin elbet nemli gözlerimde seken bir serçedir duyguların her birini gagaladığımda kendimi sevgi ambarında hissettiğim…

Yitik bir dünden sonrası.

Günde saklı iken sonsuzluğun afrası tafrası.

Yarınlara meylettiğim ve öksüz sevdalardan göç ettiğim yeni coğrafyalara.

Bir mamut mu yoksa geçmişin teker izinin üzerinden geçmiş olan?

Ya, mabedi duyguların sırça köşkün de infilak ettiği.

Reel olan ne varsa hayalini kurup da gerçekleşen ve tabulara dayanıklı dirseğim iken aşınan diz çökmediğim bir yeryüzü ne de olsa göklerin yıldızıyım ben içime kurt düşse bile içimi ferah tutup en yüce Makama odaklandığım.

Devasa bir ihanet idi mademki yüreği kundaklayan…

Ve de martaval okuyan nice münafık.

Sözcüklerin teşrifi madem göğün saltanatını süren ruhumda asılı iken her bir sözcük her bir duygu şiirler yazdığım ve yalnızlığın da sessiz ve öksüz bestesi.

Cümbüşü günün göğe konan ufuk.

Dümeni kırdığım kadar burnumda tüten annem.

Irkı da yok hüznün şeceresi de yok uyruğu da.

Dünün teamülü.

Yalnızlığımın hicreti.

Sözcüklere taktığım kulp ve bir an bile tereddüt etmeden sildiğim abartısız yüzlerce sayfa.

Bir tefrika belki de düşlerin son bulduğu.

Bir temaşa belki de gerçeklerin selama durduğu.

Nöbet tuttuğum kadar da nutkumun tutulduğu ve kalemin devreye girdiği.

Hızına yetişemiyorum duygularımın.

Nazenin ve nüktedan umuda serilip sarmalında inancın köstekli saatimi kuruyorum sonra da bileğimi dişleyip zaman donuyor ansızın ve işte tevekkül yüklü sonsuzluğun g/izinde sekiyorum.

Harcı âlem hayat.

Hercai duygular.

Hicvi belki de ömrün.

Ve işte bekası yangından kaçıp da denize atladığım ve yılana sarıldığım.

Hüküm verildi madem bir kere.

Yineliyorum umudu ve yenileniyorum ve yılmadan yâd edip da maziyi yarınlara odaklanıyorum…

Her an her şey olabilmekte iken.

Andığım kadar anılmadığımsa meydanda ve meydanı boş bulanların densiz varlığı.

Zihnimde yorgun trenler zihnimde yıkık dökük raylar.

Geç kaldığım bir durak beklese de beni…

Bazen vazgeçip gerisin geri gitse de ayaklarım…

Aymazlığında bunca çıkmazın ve hüznün ben yine de ayırdına varıyorum olan bitenin.

Göç mevsimi yaklaşırken…

Hamt ediyorum her anda saklı mevcudiyetime.

Öcümü da alıyorum zalimden ve mazlum yüreğimde mağdur sevdamda Çökertme oynayan sözcüklere bakıyorum da ve kala kalıyorum olduğum yerde…

Bir tebessüm ekip huzur biçiyorum.

Bir de rahat koltuğum iken batan ama vazgeçmiyorum bazen diken üstünde otursam bile biliyorum ki: ben doğrularımdan ve yanlışlarımdan ve de dikenlerimden dahi sorumluyum.

Küskün gece küskün mehtap.

Saklı tuttuğum serenadı evrenin.

Sağdıcım sözcükler ve solumda saklı anahtar.

Açtığım her kapı kilidini sevgiyle umutla döndürüp ruhun da gizin de şifresini kırıp haiz oluyorum yeniden hayata ve yaşama amacıma.

Sokulduğum bir yamaç iken yüreğin bitiminde yolumun aşk ile kesiştiği.

Ve temaşası sözcüklerin kaykıldığım şu kaygan zeminde ayakta kalmanın da bir şekilde mümkün kılındığı.

Hüznüm dalyalarca.

Sözcüklerim kim bilir kaç balya?

Renkler s/üzgün goncalar yaralı.

Mevsim delişmen rüzgâr ise hüzne sevdalı belki de benim ki kıyısından köşesinden nasiplendiğim duygular kükrerken ve yüreğim gürlerken…

Hazzı mı yoksa acıların ve vuku bulan nice tevafuk hem de ansızın ve işte Sır Kapısını ardına kadar açıldığı…

Nüvesi umudun günde ve anda saklı.

Namert bir esinti bile olsa sırtıma esen bir o kadar sırtımdan bıçaklandığım…

Kökümle korumla közümle ait olduğum bir kâinat tek zerremle sektiğim ve yoktan var edene sevdalı ve sadık olduğum kadar kayıpların minvalinde bulmak adına hem kendimi hem doğruyu tüm hatalarımdan ders çıkarmanın da mahiyeti ve maliyeti iken içine düştüğüm o darboğaz ve tecelli etti edecek iken tek bir teselli bile bana yeterken…

Teşrifi günün tesadüf eseri değil tevafuk yüklü ömrün bilmecesi bazen sağdan sola işaretlediğim bazen çapraz bulmaca gibi kendimle ve içimdeki çocukla yolumun kesiştiği ve illa ki anne özlemi yüreğimi d/ağlayan o s/onsuzluk denen tufanda kaskatı kesildiğim ve kimine göre yıldızım düşük addedilip de aslında gök kubbede en tepede asılı olduğum kadar adımla müsemma adımımla yol verdiğim acıların tınısında ve tanısında ermek adına yarınlara ve hidayete açlığım tokluğum da değil açtığım o kilit misali sınandığım kadar da tüm şifre sadece evrenden saklı ve kayıtlı iken içlendiğim den öte içerlediğimden de öte içtimada geçer iken ömrüm tebessümlerimin ve de dualarımın karşılık bulacağına duyduğum inanç kadar da yolumdan geri dönmediğim…

Arsız bir hüzün mademki yakamdan düşmeyen…

Ant içtiğim üzerine namusumun ve şerefimin ve inancımın doğrultusunda asla da ödün vermezken değerlerimden ve tüm öğretilerden bana kalan iken hayatımı idame ettirmek kadar da umudumu sevgimi ve inancımı saklı tuttuğum…

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Umudumu Sevgimi Ve İnancımı Saklı Tuttuğum

Umudumu Sevgimi Ve İnancımı Saklı Tuttuğum

GÜLÜM ÇAMLISOY GÜLÜM ÇAMLISOY