Deneme / Kişisel Denemeler

Eklenme Tarihi : 30.12.2024
Okunma Sayısı : 235
Yorum Sayısı : 5
Günün Yazısı

Bu Yazı 31.12.2024 tarihinde
GÜNÜN YAZISI
olarak seçilmiştir.
Yaprakları Ezerken


Yaprakları Ezerken

 

Şiddetli bir rüzgâr esiyordu. Kendimizi kocaman bir ağacın altında dikilip sayısız yaprağın altında, yaprakları ezerken bulduk. Yakınlarda bir karga ötüyordu ve gecenin siluetleri iyice belirginleşmişti. Gecenin gölgelerinde sadece ikimiz vardık. Ağacın dalları, rüzgârın etkisiyle dans ederken, yaprakların hışırtısı, sanki bir melodi oluşturuyordu. Her bir yaprağın ezilmesi, içimdeki duyguların ezilmesi için bir yarışa girmiş gibiydi. O an, zamanın durduğunu hissettim. Sadece rüzgârın sesi ve karganın ötüşü vardı; diğer her şey, bu anın büyüsünde kaybolmuştu. Yanımda duran kişi, gözlerinde bir belirsizlik taşırken, yüzünde hafif bir gülümseme vardı. "Biliyor musun," dedi, "bazen rüzgârın sesi, geçmişin yankılarını getirir." Baktım sevgilimin yüzüne karanlıktı. Bu sözler, içimde bir şeyleri harekete geçirdi. Geçmişin gölgeleri, bu gecenin karanlığında dans ediyordu. Her bir hatıra, bir yaprak gibi titreyerek, yeniden canlanıyordu.

 

"Belki de bu ağaç, bizim hikayemizi dinliyor," dedim. Ağaç, yıllar boyunca pek çok fırtına görmüştü. Belki de bizim gibi kaybolmuş anları yaprağında barındırıyordu. Rüzgârın hışırtısı, sanki geçmişte yaşananları fısıldıyordu. Her bir yaprak, birer sır gibi düşüyordu. Karga, bir süreliğine durdu ve sanki bizi izliyormuş gibi bakışlarını üzerimize çevirdi. Gecenin karanlığı, onun siyah siluetini daha da belirginleştiriyordu.  O an, rüzgârın getirdiği tazelik, içimde bir uyanışı getirdi. Geçmişin yüklerinden kurtulmanın, belki de sadece o anı yaşamakla mümkün olduğunu düşündüm. "Hayat, bu anların toplamı değil mi?" dedim. "Her bir an, bir başka anı doğurmuyor mu?"

 

Gecenin derinliklerinde kaybolmuşken, yalnızca birbirimizin varlığıyla yetiniyorduk. Ağaç, rüzgâr ve karga; hepsi bu anın bir parçasıydı. Ve biz, bu anın içinde kaybolmuş, birbirimizi bulmaya çalışan iki ruhtuk. "Belki de bu gece, yeni bir başlangıcın habercisidir," dedi. O an, rüzgârın sesiyle birlikte, kalbimde yeni umutlar filizlenmeye başladı. Gecenin karanlığı, artık korkutucu değil, huzur vericiydi. Belki de hayat, bu tür anlarda gizliydi; basit ama derin bir anlam taşıyan anlarda. Bir süre sessizlik içinde durduk, sadece rüzgârın sesini dinleyerek. Yaprakların hışırtısı, sanki kalbimizin atışlarıyla bir uyum içinde dans ediyordu. Her bir ses, içimdeki karmaşayı dindiriyor, ruhumu okşuyordu. "Biliyor musun," dedim, "bazen en karanlık anlar, en parlak yıldızları doğurur."

Yanımdaki sevgilim, başını hafifçe eğerek gülümsedi. "Evet, belki de karanlık, ışığın değerini anlamamız için bir fırsat." O an, göz göze geldik. Gözlerinde bir parıltı vardı; belki de bu anın büyüsünden kaynaklanıyordu. Karga, birden havalandı ve karanlıkta kayboldu. "Belki de o da kendi yolculuğuna çıkıyordur," dedim. "Herkesin bir hikayesi var, değil mi?" Herkesin kendi yolculuğunda kaybolduğu, kendi gölgeleriyle yüzleştiği bir gerçekti. Ama biz, bu gece burada, birbirimizin yanında durarak, kendi anımızı yazıyorduk.

Ağacın gölgesinde, rüzgârın melodisi eşliğinde, geçmişin yüklerinden kurtulmanın yollarını arıyorduk. "Bir zamanlar, bu ağaç altında başka insanlar da durmuş mudur?" diye sordum. "Belki de onların da anları vardır. Belki de bu ağaç, tüm bu anıları saklıyor."

"Her ağaç, bir tarih kitabı gibidir," dedim. "Kökleriyle toprağa bağlı, ama dalları gökyüzüne uzanıyor. Biz de öyleyiz; geçmişin köklerine bağlıyız ama geleceğe umutla bakıyoruz." O an, rüzgâr bir kez daha esti ve yapraklar arasında kaybolan sesler, geçmişin yankılarını getirdi. Her bir hışırtı, bir hatıra, bir anıydı. Geçmişte yaşanan her şey, şu anı şekillendiriyordu. "Belki de geçmiş, geleceği inşa etmemiz için bir öğretmendir," dedim. Gecenin karanlığında, yalnızca birbirimize değil, aynı zamanda kendimize de birer ayna tutuyorduk. "Hayat, bazen karmaşık ve zorlayıcı olabilir," dedi. "Ama bu anlar, bize kendimizi hatırlatıyor."

Rüzgâr, birden hızlandı ve ağaç, daha da titremeye başladı. "Görüyor musun, ağaç bile bu rüzgârla dans ediyor," dedim. "Belki de hayatta kalmanın yolu, rüzgâra karşı durmak değil, onunla birlikte dans etmektir." Yanımdaki sevgilim, gülümseyerek başını salladı. "Evet, belki de hayatın akışına teslim olmak, en büyük özgürlük." O an, ikimiz de bu karanlık gecede, birer yıldız gibi parlamaya başladık.

Gecenin sessizliği, artık bir huzur melodisine dönüşmüştü. Ağaç, rüzgâr ve karga; hepsi bu anın içinde bir bütünlük oluşturuyordu. Ve biz, bu bütünlüğün bir parçası olarak, geçmişin yüklerinden arınarak, geleceğe umutla bakıyorduk. "Belki de bu gece, hayatımızın dönüm noktasıdır," dedim. "Yeni bir başlangıç, yeni bir hikâye. “Ve rüzgâr, bir kez daha estikçe, içimde bir şeylerin değiştiğini hissettim. Geçmişin gölgeleri geride kalırken, yeni umutlar filizlenmeye başlamıştı, vesselam.

Mehmet Aluç

 

 


( Yaprakları Ezerken başlıklı yazı kul mehmet tarafından 30.12.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu