
Düşlerim ketumdu, hafız yoksa düş
diye tutturduğum muydu gerçeklerin sapağında saklı iken onca anı ve andaki
mevcudiyetim her duyguyu şiir şölenine çevirme isteğim ve nice şiirler
yazılası:
Kâh aşkın sarkacı
Kâh yüreğin yongası
Devşirmen bir milat
Deli cesareti
Dinmediği kadar imkânsız aşkın efkarı
Bir boyutsa içine saklandığım yoksa
içimde sakladığım mıydı elbet babadan tembihli ve ütülü ruhların kayıp haritası
bense aşikâr: nice boylam nice meridyen bazen Afrika bazen Kutuplarda saklı
devingen hüviyetim hürriyet bellediğim elbet bir hayal bu yüzden kâh coşkumla
serildiğim ekvator kâh özlemini duyduğum Kutuplar bense efkârın duayeni Kutup
Yıldızı belki de ekvatorda açmayan bir çiçek tomurcuklanan hayallerim gonca
misali ilhamın uçuşan perdeleri ve en sevdiğim insanlarla sırf kurduğum göz teması
değil yürekten yüreğe atılın köprü ve nicesi uykuda iken yollara düşüp de cenk
ettiğim ve arşınladığım ve:
Alkışlarken içime ters esen rüzgârı.
Ayıpsa ayıp hem aşk:
Ne ergen ne yetişkin ne yaşlı varsın
sadık olsun rüzgârına bahtının varsın tahtı kırık olsun yeter ki kırmasın
kimseyi ve en kırılgan en çelimsiz çiçek olma ihtimalimi de göz ardı edip ve
işte kök saldığım toprağa ektiğim tohumla illa ki yeni bir ben çıkacaktır
içimden ve derinden ve yeniden yinelediğim kadar sözcükler nasıl ki alın terim
sevgi ile suladığım binlerce yemin, yetim yüreğimin üzerine ant içtiğim.
Endamı iken yüzüme atılan her tokadın
esrarı ve esvabı ve şimşek hızı oysaki babam dahi kıyamazken fiske atmaya ve
uydurma hikâyelerin sancağı ne elimde ne yakınımda için için yaktıklarım
yanmakla iştigal ömrün sulak tarlası elbet sevginin ışığı ve sevgi suyu öz suyu
aşkın ihtimamla tünediğim her satır başı her yazı başlığı her şiiri kendim
bellediğim kadar da içime akıttığım gözyaşı.
Rotamdan çıksam da en azından bir
kere teşebbüs edip de…
Devamı gelse de gelmese de.
Ben hala seyir halindeki o Titanik’in
kaptanıyım ve ruhumda saklı enkazı inşa edip sağ selamet ulaştırmak adına tüm
yolcuları en güvenli limana.
Göğün kuşu.
Yerkürenin kulu, kurdu.
Aşkın ölü eşrafı.
Yanık kokan ruhu efkârın dibi
gördüğüm kadar yüzeye çıkabildiğim kadar ve o minvalde seken bir kuş misali:
Bazen martı.
Bazen Çalıkuşu.
Hamt ettiğim kadar yüce Rabbin bana
yaşattığı her mukaddes duygu.
Bir tufandan arda kalan.
Yazı mı tura mı bilemediğim ve işte
bozuklukların da artık rağbet görmediği en çok da ihlasla sevenlerin canı
yanarken nazik bir kompliman ve devreye giren hayal gücüm ön sözüm şiir son söz
ise henüz söylenmedi.
Rencide edilesi bir sevi dili aşkın
eksperi.
Sözcüklerin miğferi.
Acının eşkâli.
Göğün temkinli sakinleri.
Nazarında cihanın.
Nezdinde insanlığın.
Sonsuzluğun tutulan nutku kaleminse
kaydı kuytu.
Ölümle benzeşen o sessizlik yok mu
hele?
Yeşeren tohumun cilvesi.
Yaşaran göğün rahmeti.
Yolu da ölümle kesişti mi insan
nesli.
Özlemden çıkıp da yola yarıladığımız
ömrü sonlandırmadan sevgiyi de çitilemeden en çok da çivit mavisi gözlerinde
sevgilinin yaşarken sevgiyi doya doya varsın hayal olsun aşk varsın hayal olsun
o endamlı sevgili varsın bir harede saklanalım ya da yüreğin hanesinde göz gözü
görmezken ve de varsın gözden ırak olsun sevgili gönle en yakın tutuşturan
kıvılcıma dahi sevdalı yeter ki aşktan örülü olsun yorgun yüreğin mezarı…
Adı aşk ne de olsa.