ARZUHÂL
Kitapsızlaştırıldığım
andan beri sürgünüm
Şâhi topun
üstünde beyhude bir seyahat.
Sanki ben
miydim tutan ellerini her kerahat
Uykumuz ağır
fakat ben yine de üzgünüm.
Bu sefer borç
takıp gidecek gibi sevdam.
Ne ben ikindi
severim ne de ikindi beni…
Sahafların
hatrına yıkılmadıysa millet
Rükuda
kalakalmış
Devlet ki
büyük devlet.
Sitemli bir
aydınlık arştan arza karışan
Toprağın
altındaki kızgın suyla yarışan.
Hiç değilse
ölmüşlerimiz huzura erseydi.
Anlaşmanın son
maddesi yapmacık mahcubiyet.
Mecbur
bırakılmış gülümseyişler vurgun.
Gözlerde hangi
kinin vuslatsız isyanı var?
Taş çağından
bu yana
Taşlaşıp
tutulanlar
Zannedilir
kurşun yiyen çocuklar kadar durgun.
Aslen piyasa
canlansın,
Efkarımız bu
kadar.
İkindiler
demiştim yalnız bizde kaçtığım
Bir an için
güzel bir “unutmak” ihtimali
Ve katlanmaksa
mümkün gözyaşından tutarsam
Islanınca
eteklerim enflasyon düşer belki.
Arzuhalim
malum mudur aynalardan bilemem.
Siyah yuttu
kızılı, güneş renksiz batıyor.
Artık nereye
kadar susacaksa tebamız…
Mekteplerin
bahçesinde boz başlı babamız,
Derdimiz sol
yanında affedilmez bir cürüm.
Ah ki ben yine
de bıçağımı bilemem.
Gücenmesin
ikindiler, ben daha çok küçüğüm.
07.01.2025 DÜZCE/GÜMÜŞOVA
aslanyılmaz#sürgünadam#