Kefenin Cebi Yok Lakin Kalemi Var
‘’Hasret türkülerinin sonu neden hep üç noktadır bilir misin?
Çünkü kalan, gidene dair dönme ümidini hiç yitirmez. (…) Ne son noktayı koymaya
cesaret edebilir ne de bir harfi yazacak dayanak bulabilir. Şiiri pek tabii
kalan yazar. Çünkü giden mısra mısra gitmiştir. Şiir gidenin ta kendisidir.
Son bakışı, son gülüşüdür.
(Tüm bunların) Güzelliği ise son olduğunu bilmemesidir.
Umarsız, içinden geldiği gibi ve yarınsız…
Ya (öyleyse) aşk nedir?
Suya yansıyan aksin mi?
İkiliğin sancısının teklikte bulduğu huzur mu?
Yapbozun son kalan parçası mı?
İçinde sana boyun eğmeyen en muhalif ses mi?
Birçok uzvun aksine kalp neden tek yaratılmıştır bilir misin?
Çünkü aşkın telafisi yoktur.’’(Alıntı)
Özgün bir renk olabilmenin özgürlüğü ve de
katıksız ihlali karanlığın, içi deşilesi bir hükümde de saklı iken beyanı.
Sözcükler kibirsiz sözcükler kültürün doğurgan
öğeleri eşleştiği duyguların daim kılınması adına da yazılası şiirlerin ve
öykülerin asla solmayan yüzü ve kırgın ve kırık kanatları varsın alabildiğine
olsun kördüğüm.
Bir muamma iken hayat:
Ve de muallimesi gönlümün ve kısa süren
öğretmenlik maceramın da közünde kalan külün ve içimde payidar olan açan her
gülün de özetidir kalemle ettiğim hasbıhalde bazen bir nota bellerken hayatı en
çok da rotamda saklı izdihamı tekil ve öznel bir haneye indirmek adına
yazıyorumdur belki de.
Kim bilirin değil kinayelerin hiç değil hele
ki kibrin olmadığı kadar yeri hayatımda külbastı bir ahenkle külyutmaz bir
minvalde külümü ekiyorum boş bakir sayfalara ve kendime olan küskünlüğümü yok
sayıyorum yazabildiğimden de öte yazılası en güzel yazıların şiirlerin hayalini
kuruyorum.
Kum döken bir saatin zembereği.
Kulluğuma binaen yüzüm nasıl ki dönük Rabbime.
Ne kulvarım var iken ne de adımladığım bir
bulvarım ve işte ütüsüz ve işte katladığım hayatımın katmanlarında değil kat
izinde sürülüyorum başka başka diyarlara derken s/üzüyorlar gözlerindeki kâh
ıslak bakışlar kâh korlar kâh kinaye ve ben müzmin bir acının coğrafyasında en
dik başlı açı olmanın verdiği hassasiyet ile sadece yazmıyorum sadece
okumuyorum sadece de yaşamıyorum: harcadığım her saniyenin ve dökülen her
zerremin yasını tutmamak adına sus payı bir coğrafyada hayata verdiğim o uzun
molayı telafi etmek adına canhıraş çabalıyorum.
Bir ütopya iken öncemde yazmak.
Bir ahenk iken atan kalbimin yetemediği düzen.
Bir aldatı olsa bile insan suretleri.
Veryansın etmediğim kadar ve işte dilimden de
yüreğimden de eksik etmediğim kutsal kitabın sureleri.
Bir-sıfır yenik başlamışken yazmaya lakin
bir-sıfır da önde iken doğduğumda aslında kaba hesap yapıp da dünümde ince ayar
yapıyorum artık yazdığım tüm şiir ve metinlere.
Metin olmam gerektiğini de biliyorum hani ve
kendimi men ediyorum alışagelmiş ne varsa alaşağı edildiğim kadar akışkan bir
ritme banıyorum kalemimi.
Bir kadavraymışçasına dünde kalan benliğim ve
kendime ve ölgün ruhuma yaptığım her otopside farklı açılımlara maruz
kalıyorum.
Gün görmemiş değil gün ışığı görmemiş hiç
değil gördüklerimle yetinmeyip arka planda yatan ihtimalleri sorguluyorum bu
kez.
Telkin eden deyişler ve öğütler ve öğretilerin
minvalinde bilginin ve yaşanmışlığın gücünde de önümü ilikliyorum önünde
eğildim bilgin bilgiç bilgili söylemlerde ve tüm evrende biliyorum ki peşine
düştüğüm iken hiçliğim ve işte var olmanın himayesinde benlik katsayımı da kale
alıp içimde saklı tuttuğum nice benle istişare edip aralıksız sorgularken
kendimi sadece yazmakla yetinmeyip altında yatan nedenleri de bir bir mal ediyorum
Edebiyata.
Kefenin cebi yok:
Lakin kefenin bir kalemi var hatta nicesi.
Her ihtimal her imtina her imtihan…
Sözcükler ve duygular nesrin neşri şiirin de hikâyesi
iken derlediğim cümlelerden kendime sayısız örüntü örüyorum ve görüntü itibari
ile neye denk düşsem de içimdeki yorgun atlas ve keşfedilmemiş dünyalar
coğrafyasında yetinmiyorum da yazdıklarımla bir o kadar beğenmeyip yüzlerce
yazı ve şiirimi de toprağa gömmüşken ve işte gübre biliyorum tüm
yetersizliğimle yine tek yatırırım kendime iken kendimden kimsesizliğe uzanan
yolda bir yanıp bin sönüyorum.
Üç noktanın devingen hüviyeti ve devasa
varlığı tek noktaya çalım atan bense her nokta koyduğumda biliyorum da kendime
çelme taktığımı…
Her şeyimin vardığı son nokta: izini sürdüğüm
üç nokta…
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.