İncecik Fısıltılar
Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen
Hayat hikayesinin 91.bölümü
bir denizi kağıda döker gibi
göğü avuçlara indirir gibi
dudağında inciler büyütür gibi
sesin dokunur gibi
salavatlarca tebessümünü gören aşinalık vechesisin
kirli paslı yüzleri
sorgusuz sualsiz itaat kalıbında
yoğura yoğura temize çeken
mahbubiyet elisin.
boynu bükük yakarışları
yüzü yerde arzuları
şeksiz şüphesiz makbul olan nefesine dolayıp
okşayan şefkat fısıltısısın
incecik fısıltıları
gizli saklı yakarışları
koynunda ninnileyen gökçe topraksın
fanilik sancılarından taşan
ayrılık dertlerinden salınan yağmurları
göğe yükselten kutlu güneşsin
varlığın titrek kanatlarını
ebedi kabullenişin seccadesinde yatıştıran
serin rüzgarsın.
özlemlerin kırgın bakışlarını
sonsuzluk semasının ufkuna taşıyan
rahmet ışığısın
duan gök
muştun güneş
teselli yağmurun
muhabbet meltemin
ne hoş duruyorsun aramızda
yanımızda.
merhamet durağın
metanet sığınağın
huzur barınağın
hep yüzüne yüzüne varılan efendi
ne çok oluyorsun dillendiremediğimiz
hayranlıkların arefesinde
yetişemediğimiz
minnettarlıkların zirvesinde
ne bitmez arzularımız vardır bizim
ne doymaz isteklerimiz
her vardığı durakta
bir sonraki durağı özleyerek geçen fani bir ömür
temenniler emele
emeller ihtirasa karışır gitgide
bir avuç toprak doyurur en son gözümüzü
boş kuruntular
olmayacak istekler peşinde
hep unuturuz asli görevlerimizi
hep unutturur bize nefsimiz ebedi güzellikleri
fani olanın peşinde
baki olanı hep ıskalarız
acılarla emzirdiğimiz gecelerde
savrulur durur arzularımız
derin suların içinden kaç milyon acı
çarpar benliklerimize
zaman aynasındaki güzel düşlerimizi öldürür
müstesna hayallerimizi yaralar
bir tüli emel ki…
yangınlı gecelerde
paramparça ağıtlar okutur kalbimize
kangrenlerin harabe çarşılarında
ucuz bahaya satar benliğimizi
dolunay düşlerinde göğsümüzü yaran da
ruhumuzu kendi yakınlığında yalnız bırakıp
münzevi ateşlerinde kavuran da sen
sözünü kaybetmişlerin
sitem dolu gözbebeklerinde görünen de
göğe ağan ağıtlarında ağlayan da sen
isterik hüzünler esiyorsa ılgıt ılgıt
kuşlar ve arılar sabahın tenine
kırık kanatlarla dağılıyorlarsa
insanlar devinimlerini eşiklerde bırakıp
kırılmış bir dal gibi
ikiye bölüyorlarsa duygularını
beyhude bir emeldir elbet bizimkisi
gün doğumunda kurulmuş dar ağaçlarına
masumiyetin beyaz gömlekleri asılıyorsa
her şey tekdüze güzelken
güzellikler, kendilerini düşürmek için
uçurumlar besliyorlarsa çiçekli bayırlarda
yazık ki bir esenlik beldesinde
bir kavurucu muson olup esmekte
beyhude emellerimiz
bir marazi aşka benzer arzularımız
leyla hayali gibi uzayıp gider
gecelerden gecelere
yağmurların eteğinden geçer şiirler de
örselenir kelimeler aşklar boyu
emellerimiz aldanarak uçarlar boşluğa
dalgın efkarlara bürünür ayrılıklarımız
bir narin dala tutunmuş serçeler gibi
ta göğsünden vurulur
tahammül sancıları sarar efkarımızı
hep ağlayarak veda ederiz
mutluluklara
*
fatıma binti esed,
nebiy-yi muhterem efendimizin amcası
ebu talib`in zevcesi idi
ilk sıralarda müslüman olmuş
medine`ye hicret etmişti
peygamber efendimize çocukluğunda
büyük hizmetlerde bulunmuştu
onu çocuklarından daha çok sever
ihtimam gösterirdi
efendimiz de her zaman onu
saygıyla anar
halini hatırını sorar
onu ziyaret ederdi
işte yüksek ahlak sahibi bu islam kadını
hicretin bu dördüncü yılında
medine`de hakkın rahmetine kavuştu.
resul-i ekrem ona olan sevgi ve saygısını
bugün annem, vefat etti diyerek
izhar etmişti
hz. ali (r.a.)
annem fatıma binti esed vefat ettiği zaman
resulullah (a.s.m.)
kendi gömleğini sırtından çıkarıp
ona kefen olarak sardırdı
cenaze namazını kıldırdı
resul-i kibriya
bu mübarek kadının kabrine de indi
bir müddet kabrin içinde uzandı
sonra kabirden çıktı
gözleri yaşlarla doluydu
müslümanlar, ya resulallah
biz, senin buna yapmış olduğun şeyi
başkasına yaptığını görmemiştik dediler
nebiy-yi muhterem şu cevabı verdi
ebu talib`den sonra
bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan
bir başka kimse olmamıştır
ona, cennet elbiselerinden giydirilsin diye
gömleğimi kefen olarak giydirdim
kabir hayatı
kendisine mülayim ve kolay gelsin diye de
kabirde yanına uzandım buyurdu
bundan sonra da resul-i zişan
şu duayı yaptı
Allah sana merhamet etsin
hayırla mükafatlandırsın
Allah sana rahmet etsin
ey annem…
sen, benim annemden sonra annem idin
kendin aç durur, beni doyururdun
kendin giymez, beni giydirirdin
en iyi nimetlerden nefsini alıkoyar
bana tattırırdın
bunu da ancak Allah rızasını
ve ahiret yurdunu umarak yapardın
Allah ki, diriltendir, öldürendir
Hayy ve Kayyumdur, O’
Allah'ım
annem fatıma binti esed'i
af ve mağfiret et.
ona hüccet ve delilini anlat
kabrini genişlet
ben resulünün
benden önceki peygamberlerinin hakkı için
duamı kabul buyur
ey merhametlilerin en merhametlisi olan
Yüce Allah…
*
hz. osman, habeşistan`a
hanımı hz. rukiyye ile birlikte hicret etmişti
orada bir çocukları dünyaya gelmiş
ismini abdullah koymuşlardı
abdullah, altı yaşında bulunduğu sırada
bir horoz yüzünü gözünü gagaladı
yüzü gözü şişti
fena halde hastalandı
bu hastalıktan kurtulamayarak
hicretin dördüncü senesi
cemaziyelevvel ayında vefat etti
bu torununun cenaze namazını
bizzat efendimiz kıldırdı
kabrine ise, babası hz. osman indi
abdullah`ın mezar taşını diken
resul-i kibriya efendimizin
gözlerinden yaşlar döküldü.
şöyle buyurdular
Allah Teala, kullarından, merhametli
ve yufka yürekli olanlara rahmet eder
*
peygamberimiz (s.a.v.)'in zevcesi hz. zeynep
islamiyet'ten önceki devirde
yoksul ve muhtaçlara çok acıdığı
şefkat ve merhametli davrandığı
onlara devamlı yemekler yedirdiği
ve sadakalar verdiği için
ümmü'l-mesakin
miskinler, düşkünler annesi
diye bilinir ve yad edilirdi
resul-i kibriya efendimizle evliliği
hicretin üçüncü yılı Ramazan ayında olmuştu
hicretin bu dördüncü yılı
rebiülahir ayı sonunda
otuz yaşında iken vefat etti
resul-i kibriya
namazını kıldırdıktan sonra onu
baki kabristanına defnetti
efendimizin hayatında
hz. hatice-i kübra ile
hz. zeynep'ten başka
zevcesi vefat etmemişti
redfer
İncecik Fısıltılar başlıklı yazı redfer tarafından
02.02.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.