Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet 1 Online Üyeler
(0 oy)

İncecik Fısıltılar

İncecik Fısıltılar


Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen 
Hayat hikayesinin 91.bölümü

bir denizi kağıda döker gibi
göğü avuçlara indirir gibi 
dudağında inciler büyütür gibi 
sesin dokunur gibi 
salavatlarca tebessümünü gören aşinalık vechesisin 

kirli paslı yüzleri
sorgusuz sualsiz itaat kalıbında 
yoğura yoğura temize çeken 
mahbubiyet elisin.
boynu bükük yakarışları 
yüzü yerde arzuları 
şeksiz şüphesiz makbul olan nefesine dolayıp 
okşayan şefkat fısıltısısın 

incecik fısıltıları 
gizli saklı yakarışları
koynunda ninnileyen gökçe topraksın 
fanilik sancılarından taşan
ayrılık dertlerinden salınan yağmurları 
göğe yükselten kutlu güneşsin 

varlığın titrek kanatlarını 
ebedi kabullenişin seccadesinde yatıştıran 
serin rüzgarsın. 
özlemlerin kırgın bakışlarını
sonsuzluk semasının ufkuna taşıyan 
rahmet ışığısın 

duan gök 
muştun güneş
teselli yağmurun
muhabbet meltemin
ne hoş duruyorsun aramızda
yanımızda. 

merhamet durağın 
metanet sığınağın
huzur barınağın
hep yüzüne yüzüne varılan efendi
ne çok oluyorsun dillendiremediğimiz 
hayranlıkların arefesinde
yetişemediğimiz 
minnettarlıkların zirvesinde

ne bitmez arzularımız vardır bizim
ne doymaz isteklerimiz
her vardığı durakta 
bir sonraki durağı özleyerek geçen fani bir ömür 
temenniler emele
emeller ihtirasa karışır gitgide 
bir avuç toprak doyurur en son gözümüzü

boş kuruntular 
olmayacak istekler peşinde 
hep unuturuz asli görevlerimizi
hep unutturur bize nefsimiz ebedi güzellikleri
fani olanın peşinde 
baki olanı hep ıskalarız
acılarla emzirdiğimiz gecelerde
savrulur durur arzularımız

derin suların içinden kaç milyon acı 
çarpar benliklerimize 
zaman aynasındaki güzel düşlerimizi öldürür 
müstesna hayallerimizi yaralar
bir tüli emel ki…

yangınlı gecelerde 
paramparça ağıtlar okutur kalbimize
kangrenlerin harabe çarşılarında 
ucuz bahaya satar benliğimizi 

dolunay düşlerinde göğsümüzü yaran da
ruhumuzu kendi yakınlığında yalnız bırakıp 
münzevi ateşlerinde kavuran da sen
sözünü kaybetmişlerin 
sitem dolu gözbebeklerinde görünen de
göğe ağan ağıtlarında ağlayan da sen

isterik hüzünler esiyorsa ılgıt ılgıt
kuşlar ve arılar sabahın tenine 
kırık kanatlarla dağılıyorlarsa
insanlar devinimlerini eşiklerde bırakıp
kırılmış bir dal gibi 
ikiye bölüyorlarsa duygularını
beyhude bir emeldir elbet bizimkisi

gün doğumunda kurulmuş dar ağaçlarına 
masumiyetin beyaz gömlekleri asılıyorsa
her şey tekdüze güzelken
güzellikler, kendilerini düşürmek için 
uçurumlar besliyorlarsa çiçekli bayırlarda
yazık ki bir esenlik beldesinde 
bir kavurucu muson olup esmekte
beyhude emellerimiz

bir marazi aşka benzer arzularımız
leyla hayali gibi uzayıp gider 
gecelerden gecelere
yağmurların eteğinden geçer şiirler de
örselenir kelimeler aşklar boyu

emellerimiz  aldanarak uçarlar boşluğa
dalgın efkarlara bürünür ayrılıklarımız
bir narin dala tutunmuş serçeler gibi 
ta göğsünden vurulur 
tahammül sancıları sarar efkarımızı 
hep ağlayarak veda ederiz 
mutluluklara 

*
fatıma binti esed, 
nebiy-yi muhterem efendimizin amcası 
ebu talib`in zevcesi idi

ilk sıralarda müslüman olmuş 
medine`ye hicret etmişti
peygamber efendimize çocukluğunda 
büyük hizmetlerde bulunmuştu
onu çocuklarından daha çok sever 
ihtimam gösterirdi

efendimiz de her zaman onu 
saygıyla anar
halini hatırını sorar
onu ziyaret ederdi

işte yüksek ahlak sahibi bu islam kadını
hicretin bu dördüncü yılında 
medine`de hakkın rahmetine kavuştu.
resul-i ekrem ona olan sevgi ve saygısını
bugün annem, vefat etti diyerek 
izhar etmişti

hz. ali (r.a.)
annem fatıma binti esed vefat ettiği zaman 
resulullah (a.s.m.)
kendi gömleğini sırtından çıkarıp 
ona kefen olarak sardırdı
cenaze namazını kıldırdı

resul-i kibriya 
bu mübarek kadının kabrine de indi 
bir müddet kabrin içinde uzandı 
sonra kabirden çıktı
gözleri yaşlarla doluydu

müslümanlar, ya  resulallah
biz, senin buna yapmış olduğun şeyi
başkasına yaptığını görmemiştik dediler

nebiy-yi muhterem şu cevabı verdi
ebu talib`den sonra 
bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan 
bir başka kimse olmamıştır

ona, cennet elbiselerinden giydirilsin diye 
gömleğimi kefen olarak giydirdim
kabir hayatı 
kendisine mülayim ve kolay gelsin diye de 
kabirde yanına uzandım buyurdu

bundan sonra da resul-i zişan 
şu duayı yaptı
Allah sana merhamet etsin 
hayırla mükafatlandırsın
Allah sana rahmet etsin
ey annem…

sen, benim annemden sonra annem idin
kendin aç durur, beni doyururdun
kendin giymez, beni giydirirdin
en iyi nimetlerden nefsini alıkoyar
bana tattırırdın
bunu da ancak Allah rızasını 
ve ahiret yurdunu umarak yapardın

Allah ki, diriltendir, öldürendir
Hayy ve Kayyumdur, O’
Allah'ım
annem fatıma binti esed'i 
af ve mağfiret et.

ona hüccet ve delilini anlat
kabrini genişlet
ben resulünün 
benden önceki peygamberlerinin hakkı için
duamı kabul buyur 
ey merhametlilerin en merhametlisi olan 
Yüce Allah…

*
hz. osman, habeşistan`a 
hanımı hz. rukiyye ile birlikte hicret etmişti
orada bir çocukları dünyaya gelmiş 
ismini abdullah koymuşlardı

abdullah, altı yaşında bulunduğu sırada 
bir horoz yüzünü gözünü gagaladı
yüzü gözü şişti
fena halde hastalandı
bu hastalıktan kurtulamayarak 
hicretin dördüncü senesi 
cemaziyelevvel ayında vefat etti

bu torununun cenaze namazını 
bizzat efendimiz kıldırdı
kabrine ise, babası hz. osman indi
abdullah`ın mezar taşını diken 
resul-i kibriya efendimizin 
gözlerinden yaşlar döküldü.

şöyle buyurdular
Allah Teala, kullarından, merhametli 
ve yufka yürekli olanlara rahmet eder

*
peygamberimiz (s.a.v.)'in zevcesi hz. zeynep
islamiyet'ten önceki devirde 
yoksul ve muhtaçlara çok acıdığı
 şefkat ve merhametli davrandığı 
onlara devamlı yemekler yedirdiği 
ve sadakalar verdiği için 
ümmü'l-mesakin 
miskinler, düşkünler annesi 
diye bilinir ve yad edilirdi

resul-i kibriya efendimizle evliliği 
hicretin üçüncü yılı Ramazan ayında olmuştu
hicretin bu dördüncü yılı 
rebiülahir ayı sonunda
otuz yaşında iken vefat etti
 
resul-i kibriya
namazını kıldırdıktan sonra onu 
baki kabristanına defnetti
efendimizin hayatında 
hz. hatice-i kübra ile 
hz. zeynep'ten başka 
zevcesi vefat etmemişti

redfer

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 6
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İncecik Fısıltılar

İncecik Fısıltılar

redfer redfer