
Ahalinin saklı türbesi azığında iman
gücü hasretin yengisinde solgun yüzü aşkın ve endamlı bir meşk eyleyen hiçliğin
zarif tınısı.
Miadı dolmuş kimi duygunun bense
yalanlıyorum.
Mizacı yitik kayıp dostların hali
hazırda içimdeki sevgiyi araklıyorum.
Bir ara namesi iken şiir.
Üzengisi yokuşun ve zalimin kirli
çamaşırları:
Ölümün durağında pervazlıyorum
sözcükleri.
Müridi dünün.
Mülkü mü ömrün?
Hibe ettiğim kadar havasını soluduğum
şehrin;
Duraksıyorum.
Bir mühlet.
Bir de hüviyet.
Temiz kâğıdım.
Çamaşır makinesinde yıkanmış ne var
ne yok kirli oysa:
Damıtıyorum sabunu.
Derliyorum yorgun yılları.
Demleniyorum aşkın rüzgârında sükûnet
dilerken Rabbimden ve işte şehrin kırık surlarında ve kırık aynaların
sırlarında:
Konaklıyorum.
Bir düş kürü gerçeklerin uzamında
saklı hayaletler.
Zihnimi güncelliyorum alt bellek ise
tıklım tıklım ve aklımın raflarında peyda olan beyhude cümleler ve binlerce
kitap yazarların külünden doğmalı iken yeniden yâdında dünün mısralara zimmetli
kalemi kundaklıyorum.
Devasa bir Es.
Her sus payı söylemde saklı aşk.
Yüreğin nedameti.
Suskun mizacımı yasladığım yıkık
çınarım.
Ne çiçeğim ne sıradan ne de varla yok
arası:
Hiçliğimin kulvarında soluklanıyorum.
Hazzı değil hayatın sadece haizi
olduğum yalnızlığın kulvarında at başı duygularım.
İhbar ediyorum kendimi sessizliğe sesi olduğum kadar da tüm duygu ve renklerin...
İfa ediyorum yalnızlığımı ve ifşa
ediyorum.
Söylemler ne beylik ne de bayıltan ne
de sistematik ne de durağan.
Bir ben bir de gölgem bir de kalemim:
Zirvesindeyiz aşkın.
Hezimet yüklü özlemin demindeyiz.
Dibindeyim duyguların.
Yenilgilerle afallayan yanılgılarıma
kurdele takıyorum okumayı yeni sökmüş bir kuş gibi ölümü ertelenmiş o hasta
yerin kucağında saklı iken yalanlar kubbenin doruğuna serilmiş hayaletler.
Bir vakit ki zamanı geç.
Bir akit ki solgun imzam.
Bir de çöken rehavet.
Kırsalında aşkın ve kır saçlı şaşkın
bülbülün kırın kanadında açan bir gülden hallice zeminde saklı nemi teri
yerkürenin ve en tepede uluyan ukdeler aksayan ayağı kalemin.
Her gün bir umut.
Her gece ölüm.
Sabaha çıkar mıydı sahi bunca zamandır
yazmadığım her şiir?
Mıntıkam belli sınırlarım ve bir ok
gibi sayfaya saplanan mızrap benzeri kalemimi d/işlerken kalan her diş izinde
bir düş’ ün de kovuğunda saklı…
İrin gibi.
Ölü cenin gibi.
Ömrü heba ettiğim kâbuslar
bulvarından seken bir kurşun gibi ağırlığımca altın verseler ne ki yüreğim
mademki yangın yeri…
Bir düşün bir düşün, azizim:
Hani, bir düş’ ün sağanağına
yakalandığın gecenin kör vaktinde kör noktasında kâbusların körelen iç sesin
değil kozun olsun sevgi yeter ki.
Kozanda saklandığını düşün mevsimin.
İçine düşülesi bir ışık mahsulü
yerküren semiren teninde saklı toprağı düşün içine işleyen aşkın içine
gömüldüğün toprağın kiri ya da kini değildir hayatı ertelediğin bilakis çiğ süt
emmiş zümrelerin kirine yakalanan düşler sağanak misali kirlenen nefsine
bedenine dökülen kumun da eşlik ettiği kum saatinin tükettiği ömrün vebali
tünediğin dalın ahvali iken kökü kuruyan neslinde sevginin esir düşenleri düşün
nefrete.
Aymazlığında aşkın kordan heceler.
Ablukaya alınmış iken sansürlenmiş sözcükler.
Bir imgenin yatağında.
Aşka yataklık eden şiire bastın mı da
şairin bam teline ve işte hınca hınç duygular:
Yazsan ne yazmasan ne filan da değil
tembihli olduğun kadar babadan kabullendiğin yazgından tut da alt yazı geçtiğin
ömre kayıt açtığın şiirlerle dolu iken kursağın ve yazmadığın kadar boğulduğun
yazdığında atağa geçen içine esen rüzgârın da ta kendisi iken kalem taşkınlara
mahal veren ilham perin ve istişare ettiğin iç sesin devleşen hayallerin ve sen
ki sen, ey azizim: yazdığın kadar mutlusun yazmadığında çöken avurtları kalemin
ve çömdüğün şu beyaz İlahi zemin mademki ilhamı senden esirgemeyendir Rabbin.
Endamına yenik düştüğün mevsimin
hecelediği her harfi.
Tek hecede saklı iken münferit
yüreğin ve kalemin nasıl ki aşk ile beslersin iç sesini.
Mütereddit değil artık varlığın ve
coşkun ummanlara denk düşen nesiller boyu değil nesrinle eşleşen iç sesin en
çok da inadına tepkisizliğin ve sessizliğin bozguna uğrattığındır mademki iblis
ve zalim…
Ve işte saf kan safiyetin.
Saf tuttuğun Allah yolunda tek zaafın
iken de sevgi ve yazmak.
Aşkın dirhemi.
Aşkın idamesi.
Aşkın aşikâr isyanı yazmadığında
karalar b/ağladığın gecenin de sonlandırmışken takatini zemzem suyunla yıkanan
hayallerin ve hala saklı tuttuğun çocuk kalbin ve masumiyetin…
Firarında imgelerin bir sağaltım.
Fedaisi olduğun kadar da yazma
aşkının Sağır Sultanın dahi kulağına gittiği şevkin ve hicranın ve hüsranın ve
bedeninden taştığın kadar kalemin ve sen nasıl ki sersem bir aşkın izdihamına
yenik düştünüz…
O halde yazınız.
O halde seviniz, azizim sevincimiz
kursağımızda kalana kadar da sevelim varsın sevilmeyelim kalemin coşkusu
pür-neşe hayallerin de güftesi iken şiir ve yazılası binlerce hikâye binlerce
nesir…
Hayal bu, ya, azizim…