Bu Ne Kutsi Gaye


Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen 
Hayat hikayesinin 110.bölümü

düşman kalabalıkmış olsun
kuvvetliymiş, ne çıkar 
yiğit her şeye rağmen kendi vazifesini yapacaktır
yiğitlik, verilen vazifeyi 
hakkıyla yerine getirmek değil de nedir

hem şehit olsa neyi kaybedecektir
dünya hayatını mı
olsun, ebedi bir hayat var ya
dünya hayatını verip
ebedi hayatta imrenilecek mertebeleri kazanmak 
az şey mi

bir elinde beyaz sancak 
düşmanla göğüs göğüse kahramanca çarpışan 
büyük kumandan hz. zeyd
bizanslıların mızrak darbelerine maruz kaldı 
vücudu delik deşik oldu

kanları etrafa sıçrıyordu
ayakta duracak gücü kaybeden bu büyük insan
mukaddes gayesine 
kendisini seve seve feda etmenin 
manevi haz ve huzuru içinde 
yere düşüp şahadet mertebesine ulaştı

sancak, sahibini bekliyordu
hz. zeyd'in şehid olduğunu gören 
hz. resulullahın talimatı gereği 
sancağın yeni sahibi 
yeni kumandan hz. cafer
bir ok süratinde sıçrayarak 
o mübarek ak sancağı kaptığı gibi omuzladı

düşman kalabalığını ve kudurgan saldırışını 
hiçe sayarak safları arasına 
elde ak sancak, cesur ve yiğitçe daldı
zeyd'in şanlı, şerefli akıbetine uğrayacağını bile bile 
kılıç sallamaya devam etti

kumandan hz. cafer gibi
her mücahit aynı duygu 
aynı heyecan ve aynı kudsi gaye ile 
düşman ordusuna saldırıyordu
islam ordusunda kartal cesareti
düşman askerinde karga ürkekliği vardı

dost gözler yanında düşman gözler de
yeni kahraman kumandanın üzerinden ayrılmıyordu 
bu ürkek ve mütereddit gözler
bu kahramanın cesaretli saldırışına
önüne geleni biçmesine
karşısına çıkanı kırıp geçirmesine 
hayret ve şaşkınlıkla bakıyordu

ne var ki
hz. cafer'in de mukadder akıbeti yaklaşıyordu
inen hain bir kılıç darbesi
sağ kolunu bileğinden kesti 
bu sefer şanlı sancağı, sol eline aldı
fazla sürmeden bu kolu da kesildi 
büyük kahramanın i’lay-ı kelimetullah uğrunda
 gösterdiği gayret hayranlık vericiydi

bu eşsiz kahraman
resuller resulünün teslim ettiği 
islamın izzetini, ordunun şerefini temsil eden 
mübarek sancağı yere düşürmemek için 
bileklerinden aşağısı yere düşmüş kolları ile 
sancağa sarıldı

artık düşman saldırısına karşı koyacak durumu yoktu 
o anda tek gayesi
o şanlı ve şerefli bayrağı yere düşürmeden 
üçüncü ele teslim etmekti

İlahi Yarabbi
bu ne haşmetli iman 
bu ne büyük bir ideal
bu ne kutsi gaye
bu ne ulvi gayret ve hamiyet
havsalaya sığmayan hadiseyi 
hz. cfer (r.a.) bizzat yaşıyordu

bu haşmetli manzara fazla devam etmedi 
düşmandan gelen kılıç darbeleri 
hz. cafer'i de 
hz. zeyd'in kavuştuğu şehitlik mertebesine çıkardı
henüz o sıra 41 yaşında bulunan 
bu islam kahramanının vücudunda 
doksandan ziyade mızrak, ok ve kılıç yarası vardı

kumandanlık sırası 
abdullah bin ravaha hazretlerine gelmişti
atının üzerinde, ak sancak omzunda 
düşmana karşı ilerledi

hz. abdullah, iki düşman arasında kalmıştı
biri bizans askerleri
diğeri hiçbir zaman yanından ayrılmayan nefsi
ama o, bu iki düşmana karşı da 
gereği gibi mücadele veriyordu
bir taraftan düşmana saldırırken
diğer taraftan 
en büyük düşmanı olan nefsine şöyle diyordu

ey nefsim
ben, seni kendime boyun eğdireceğim diye yemin ettim 
sen, buna ya kendiliğinden razı olursun 
ya da bunu sana zorla kabul ettiririm
anladığım kadarıyla, sen 
pek cennetten hoşlanmamış görünüyorsun
yıllardır, hala itminana ermemişsin

ey nefsim
sen şimdi öldürülmezsen 
sanki hiç ölmeyecek misin
işte ölüm gelip çattı
şehitliği tercih edersen
en isabetli kararı vermiş olursun
eğer, gecikirsen, bedbaht olursun

nefsini mağlup eden hz. abdullah
kahramanca bir çarpışma gösteriyordu
düşman saflarına doğru bir arslan gibi daldı
Kalbini kaplayan iman feyz ve cesareti 
adeta vücudunda 
ağrı, sızı ve acıma namına ne varsa 
hepsini alıp götürmüştü

çarpışma neticesinde hz. abdullah da 
arzuladığı makamların en yücesine 
şehitlik makamına erişti
üst üste üç kahraman kumandanını şehit veren 
başsız kalan islam ordusu 
düşman karşısında dağıldı

bütün bunlara rağmen
hz. resulullahın aziz sancağı yere düşmüş değildi
onu,sabit bin akrem alır almaz 
ordunun önüne koşmuş 
bayrağı yere dikerek 
müslümanları bir araya toplamaya çağırmıştı

mücahidlerin her biri bir taraftan gelerek 
bu merkez etrafında toplanıyorlardı.
sancağı elinde tutan sabit bin akrem
toplananlara şöyle seslendi
ey mücahitler topluluğu
aranızdan birini kendinize kumandan seçiniz 
onun etrafında toplanınız
mücahitler biz, seni kumandan seçtik
biz sana razıyız

ne var ki, 
sabit hazretlerinin gözü 
yeni müslümanlardan halid bin velid'deydi 
ey ebu süleyman
gelip al şu sancağı diye seslendi
sonra da müslümanlara dönerek
halid'i kumandan seçmek hususunda 
görüş ve söz birliği ediyor musunuz 
diye seslendi

mücahitler, hep bir ağızdan 
evet dediler 
bunun üzerine de hz. halid
hz. resulullahın sancağını eline alıp 
büyük bir hürmetle öptü 
ve atına atlayarak
yüzünü düşmana doğru çevirdi
artık islam ordusunun kumandanı 
hz. halid'di

medine neresi 
mü'te neresi
aradaki mesafe bin kilometreden fazla
ama bu uzun mesafe 
resul-i kibriy için kısaldı 
adeta harp gözlerinin önünde 
cereyan ediyormuşçasına 
çarpışmanın safahatını 
ashabına teessür içinde teker teker anlattı

zeyd bin harise sancağı eline aldı ve şehit oldu
onun için Allah'tan af dileyiniz
sonra sancağı cafer aldı oda şehit oldu 
onun için de Allah'tan af dileyiniz
sonra sancağı abdullah bin ravaha aldı
o da şehit oldu
bu kardeşiniz için de Allah'tan af dileyiniz

sonra da mübarek gözyaşları arasında 
sözlerine şöyle devam etti
abdullah bir ravaha'dan sonra
sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı
işte şimdi harp kızıştı
Allah'ım
Sen ona yardım et…

yeni kumandan hz. halid 
cesaretle atını mahmuzlayıp düşman üzerine yürüdü
kendisini yayından kopmuş oklar halinde 
mücahitler takip ettiler

müslümanların saldırışı 
öylesine cesurca ve kahramanca idi ki
düşman bir anda şaşırdı
neye uğradığının farkına varıncaya kadar da 
bir çok askerini yerde serili gördü
akşama yakın cereyan eden bu çarpışmada 
düşman topluluklarından bazıları bozguna uğradı 

ne var ki, 
kendini toparlayan düşman
hava kararmaya başladığı sırada 
toptan hücuma geçince
bu sefer müslümanlar 
geri çekilmek zorunda kaldılar

hz. halid kumandanlığı akşama yakın almıştı 
bir iki taarruzdan sonra da hava kararmış 
iki taraf ordugahına çekilmişti
hz. halid, büyük bir kahraman olduğu kadar 
harp sanatında 
düşmanı şaşırtıcı taktikler uygulamakta 
son derece mahirdi

gün doğuşuyla birlikte islam ordusu da
yeni bir tertip ve düzenle düşman karşısına dikildi 
bunu gören düşman 
hem hayrete kapıldı 
hem de ürkek bir tavra girdi
ve o zaman, 
gece islam ordusu safında duydukları gürültülerin
türlü hareket seslerinin manasını anlıyorlardı

demek ki müslümanlara bu gece 
çok sayıda yardımcı kuvvetler gelmişti
baksanıza şu sağ kanatta görünenler 
şimdiye kadar görülmemiş askerlerdi
bu değişiklik karşısında 
bütün bütün korkuya ve endişeye kapılıyor 
birbirlerine manalı bakışlarla bakıyorlardı

o gece
hz. halid, akıllıca bir taktik uygulamıştı
müslüman bölüklerin yerini değiştirmiş
sağdakileri sola, soldakileri sağa
öndekileri arkaya, arkadakileri de öne almıştı

düşman birlikleri ise karşılarında 
yeni simalar, yeni kıyafetler görünce
müslümanlara taze kuvvet gelmiş olduğu 
zannına kapılmışlar 
korku ve telaş havasına girmişlerdi

hz. kalid bu taktiğiyle 
düşmanın manen sarsıldığını fark edince
vakit kaybetmeden mücahitlere hücum emri verdi
yeniden harbe girmişçesine 
şiddetli hücuma geçen mücahitler, 
düşman ordusunu bir anda darmadağın ettiler

i'lay-ı kelimetullah uğruna sıyrılan kılıçlar 
olanca kuvvetle küffar ordusunun üzerine iniyordu
o görünüşte azametli, haşmetli düşman ordusu 
çareyi kaçmakta buldu
sanki çil yavrularının üzerine kartal çullanmıştı

Allah'ın, Müslümanları 
nusretiyle sevindirdiği bu parlak günde
kahraman kumandan hz. halid'in elinde 
tam yedi kılıç parçalandı
yedi kılıç parçalanırken
kim bilir kaç kafiri kırıp geçirmişti

mücahitlerin cesaret ve kahramanlığının
uyguladığı taktikle birleşmesi sonucu 
elde edilen parlak zaferden dolayı hz. halid
yüce Allah'a hamdetti
hz. halid'in uyguladığı taktik 
başarıyla neticelenmiş 
mücahitler, kendilerinin kırk elli misli kadar olan 
düşman ordusunu sindirmişti

hz. halid 
planının ikinci kısmını uygulamaya koydu 
o günün gecesi 
islamın izzetini, şerefini, şanını koruyarak 
ordusunu kaldırıp güneye doğru süzüldü
düşman üst üste yediği darbelerden sersemleşmişti 
bu gidişe sadece seyirci kaldı
belki de sevindi

yedi gün devam eden çarpışmalarda 
islam ordusu sadece 
15 kadar şehit vermişti

hz. halid, 
Allah'ın yardımıyla 
medine'ye doğru yola koyuldu
düşman ise, şaşkın şaşkın seyretmekle yetiniyordu
sanki oldukları yerde çivilenmişlerdi
islam ordusunu takip etme cesaretini bulamamaları 
elbette kendileri hesabına büyük bir hezimetti
mücahitler 
medine'ye parlak bir zafer kazanmanın 
vakar ve haşmetiyle yaklaşıyorlardı

resul-i kibriya efendimiz
hz. cafer'in kesilen iki eline karşılık,
Cenab-ı Hakk'ın ona iki kanat verdiğini 
cennette, onunla istediği gibi 
uçup durduğunu haber vermiştir.
bu sebeple ona 
caferi tayyar denilmiştir

henüz islam ordusu 
mü'te'den  medine'ye dönmemişti
oldukça sıcak bir gündü.
hz. resulullahın ak sancağının medine ufuklarında 
parlamaya başladığı görüldü
gelen artık zeyd ordusu değil 
seyfullahi's-sarim
Allah'ın keskin kılıcı ünvanının sahibi 
hz. halid bin velid ordusu idi 

tecessüm etmiş ruh ve cesaret abidesi mücahitler 
üç kumandan dahil
on beş kadar mücahidi kaybetmiş olmanın derin hüznü
islama parlak bir zafer kazandırmanın 
vakar ve sevinci içinde medine'ye 
semada süzülen parlak yıldızlar misali akıyorlardı

resul-i ekrem, ashab-ı kirama 
toplanınız da kardeşlerinizi karşılayalım buyurdu
müslümanlar, derhal bu emre itaat edip 
mücahitleri karşılamak üzere 
adeta medine'yi tamamen boşalttılar

kainatın efendisi 
mücahitleri karşılamaya çıkıyordu
onlara hoş geldiniz demeye gidiyordu 
çoluk çocuk herkes onun etrafını sarmıştı
ulvi bir manzara teşkil etmişti
medine'nin cürüf mevkiinde 
mücahitlerle  birbirlerine kavuştular
sarılıp kucaklaştılar 

redfer

( Bu Ne Kutsi Gaye başlıklı yazı redfer tarafından 12.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu