
Bir umudun serzenişinde haksız
tarafım bir de rüzgarın uğultusunda saf tutan namert bir düzlemde yatay
profilim belli ki tedarikliyim her savunma öncesi.
Kaderden yana tek derdim yok ya da
kederli cümleler kurma istemim de teğet geçemezken eksenimden.
Dediklerimi madem baştan söyleyeceğim
demek ki yeni bir yenilgi sırasında öncelik arz eden o vakur duruşu ile
beklemekte.
Kanatsız yüreğimin kanatlı meleği
hangi kelamda saklı ki?
Sanıp da yanmaların mealinde, tutuşan
güvertemde çıplak ayaklı kerametler sonra ve daha da sonra deyip, tehir etmeden
çok farklı bir uzamda yüzleşmekten korktuklarım.
Belki bir mealde, açık unuttuğumum
ülkülerimin penceresi belki de bir söylemde, sus payı verdiğim bedel ödemekten
yorgun aslında havsalsısında göreceli mutluluklara paye verenler.
Tutamam ki.
Tutunmaksa…
Ya tutturduklarım…
Açık işte yine açık kaldı göğsümün
barı oysaki uyarmışlardı sokağa çıkmadan evvel.
Hani sıkı giyinecektim iyi de kuru
sıkı bir tabanca mıyım da her şeye sıkı sıkı sarılacağım sonra da gümbürtüye
gidecek kalp çarpıntılarım.
Irak olduğum ana vatanım sahi bir düş
ertesi camı açık unutup da acımaklı bir rüyada yine bedel ödeyen taraf mıydım?
Aklımın vidaları bile çıkmışken
zıvanadan…
Saklı tutulası ne bir lanet ne de
kirli bir geçmiş aslında elimin kiri diyen mafya bozuntusu adamlara sitemim.
Çatı katına taşındığımdan beri alt
komşumun, azat ettiklerimden değil kurtulmak nelere gebe kaldı yeni hayatım.
Eften püften bahanelerle kalburüstü
mülkiyetiyle kaynadıkça dedikodu kazanı.
Hangi aklı evvel cümleye nazire
edeceksin ki?
Aslında depo olarak kullanılan derme
çatma bir daire-hatta ertesi.
Ben ki emekli olup daha saygın bir
mülkiyete sahip olmak adına, tüm paramı saydım Sadık Beye: Ne de olsa
gayrimenkul borsasında hayli isim yapmış şahsı muhterem oysaki bilemedim
aklımın çatı katına kim taşınacak diye.
Maruzatım var ya da yok.
Ya ben de sahiden yoksam?
Noksanlarımı pirinç taneleri gibi
boca ettim devasa tepsiye sonra da bulduğum üç beş doğrumu aldım, koydum o
seramik kâseye. Nereden bilecektim?
Zımbırtı denen ne ise. Sanırım
aklımın patavatsızlığında zırnık vermek şöyle dursun yüzüne bakmaktan imtina
ettiğim. Şölen adında…
Ne canlı ne de cansız sadece ilk
kocamdan kalan çeyizliğim.
Ne olduğu bende kalsın.
Diğeri de… İkinciyi gömdükten hemen
sonra edindiğim postallarım öyle ya acısını nasıl unutacaktım üçüncü kocaya
denk düşmesem?
Normalde sahilde yaparım
yürüyüşlerimi ta ki ikinciyi defnede kadar sonra aldım başımı gittim dağ tepe
neresi ise ve aklımın maruzat bellediği münasip bir dille kendimi kollarında
buldum sondan bir önceki kocamın.
Adam haza beyefendi. Bir de bir
akademik kariyeri var ki…
Bölümün en yaşlı pardon en yaslısı.
Demem o ki; göz gördü gönül de aldı
içine.
İşte böylesi evrelerden geçip geldim
bu günlere. Bu gün dediğime de bakmayın hani. Topu topu kaç gün yüzü gördüm ki?
Neyse efendim, bölük pörçük de olsa
anlatmaktan geri durmayacağım.
Allah’ın hakkı mademki üçtü zaten
babadan görmüşüm sayının tok sesindeki o uğultuyu.
Maazallah annem sonuncusuymuş bizler
de tekne kazıntısı asla da dile getirmedi toprağa verdiği eşlerinin sayısını
sadece bir kez ağzından kaçırdı. Çakır keyifti ne de olsa zaten ne olduysa o
gece oldu.
Anam aldı başını gitti. Kaldık mı baş
başa.
Hepi topu üç kişiyiz-ha, unutmadan,
bir de kız kardeşim var üç yaş küçük benden. Aman bir hanım bir hanım… neyse
efendim bu arada evde benden başka yumurta kırmayı bilen kimse de olmayınca.
Derdimiz büyük. Anam nereye kaçtıysa
zaten baba yüreği ağlamama dayanamaz lakin bu sefer de ben ağlamadım ne de olsa
söz konusu olan annemin ne kadar haklı olduğu idi.
Velhasıl kısa zaman içerisinde annem
boşanma davası açtı. Bir sürü tantana. Yok, mal sözleşmesi kimin lehine… derken
geldik bu günlere. Annem nasıl ki resti çekti babam da vurmasın mı kendini
içkiye zaten baştan belli idi ne de olsa arada devirirdi bir ufağı.
Beni benden eden annemin açtığı
hürriyet bayrağına eşlik etmem gerekliliği ve bir kız çocuğu olarak-ki yaşım
gelmiş kaça ama sonuçta eli eline değmemiş iken bir erkeğin…
Annemden yana pek kaygı taşımasam da
için için biliyordum babamı sevdiğini.
Onlar oturttular düzenlerini iyi kötü
ben de boş buldum meydanı: attım kendimi tüm dost meclislerine.
Sahi, üçüncü kocamın ne şekilde
ebediyete intikal ettiğini anlatırken konu nasıl da buralara geldi, değil mi?
Mademki nikâha sınırlama yoktu ben de
önümde hiçbir engel görmemenin verdiği rahatlıkla-evet, yaslı akademisyen
kocamın cenaze töreninde tanıştım dördüncü kısmetimle. Alın işte şimdi ne
haldeyim?
Adam gayrimenkul zengini, demez mi
bana:
‘’Sözleşme imzalamadan asla basmam nikâhı.’’
Benim başım kel mi?
‘’Herkese rezil edeceğim seni,
karnımdaki çocuğun babasının sen olduğunu söyleyip…’’
Aman Allah’ım, adam delirdi adeta. Ne
de olsa önceki eşleri elliden aşağı değil.
‘’Yani, aşkım, ben kısır değil
miyim?’’
Sorduğu sorunun muhatabı olsa olsa
aile hekimi muhteremin gerçi ne derece doğru tahmin eder, meçhul ama…
Neyse efendim. Nihayetinde mutluluğa
adım attık lakin…
Dilim varmıyor ama.
Resmi nikâhlı tek eşiyim zaten
kanunlar da ancak bu kadarına izin veriyor ama bizimki baba olmanın tadını alır
almaz demez mi; en az beş çocuk. E, birader, olacak iş mi? Sonra ben onca
kiloyu nasıl vereceğim hem kim bakacak o kadar çocuğa?
Tabii ki de bunları yüzüne söylemedim
sadece sağlığımın el vermediğini izah ettim. Ve inandı garibim yine de ne kadar
üzüldüğünü gizleyemedi zaten her geceyi dışarıda geçirmesinden belli idi
mutsuzluğu-yoksa mutluluğu mu demeliyim?
Tek çocuğun velayetini ona verdi hâkim-çok
da umurumda idi hani ve efendim geldik bu günlere.
Çocuk ortak malımızdı ama helal
olsun.
Mal mülk kavgasına hiç düşmeden
hepsini üstüme aldım şartlı boşanırken tek itirazda da bulunmadığı.
Çatı katında tuttuklarım ise dünde
kalmış tüm hatıralarım. Siz deyin resim, ben diyeyim mallarımın tapusu.
Arada aşağıya uğruyorum ne de olsa
kiracım mübarek adam.
Bazen kirayı geciktirse de ne de olsa
onca hukukumuz var. Şimdilerde yalnızım sadece detoks kamplarına gidip
geliyorum aklım estikçe. Sormayın bir doktor emeklisine rast geldim ki.
Neresinden baksan cebi dolu hele ki o çakır gözleri yok mu?
Yeni öğrendim ki; kaldığım tesisin de
ortağı imiş.
Bu akşam yemeğe çağırdım ama neresi
olduğunu söylemem. Allah’tan yumurta kırmayı biliyorum da… karnım çok sarkmıştı
doğum sonrası.
‘’Buluruz bir çaresini.’’demesin mi?
Çare olmak mı çare bulmak mı yoksa
çare siz misiniz?