Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Vakit Filistine Doğru Yola Çıkma Vaktidir

Vakit Filistine Doğru Yola Çıkma Vaktidir


Vakit, Filistin’e  Doğru Yola Çıkma Vaktidir!

 

Vakit, Filistin’e doğru yola çıkma vaktidir! Gök kubbede feryatlar yükseliyor, figanlar yankılanıyor; her bir ses, toprağın derinliklerinden kopup gelen bir çığlık gibi. Rüzgâr, acıyı taşıyor dalların arasında, gökyüzü ise gözyaşlarıyla ıslanmış bir matem örtüsüne dönmüş. Bu topraklar, asırlık bir yaranın kanayan izlerini taşıyor; her taşında bir hikâye, her sokağında bir kayıp saklı.

Çocukların kahkahaları sustu, yerini annelerin yürek parçalayan ağıtlarına bıraktı. Bir evin duvarları, bir ailenin hatıralarıyla birlikte yıkılırken, umutlar molozların altında kaldı. Gökyüzüne yükselen duman, sadece binaları değil, hayalleri de yuttu. Bir babanın gözlerinde, evladını son kez kucaklayışın çaresizliği; bir kardeşin avucunda, ablasının bıraktığı soğuk bir elin izi… Bu, bir halkın sessizce haykırdığı, ama dünyanın duymazdan geldiği bir trajedi...

Filistin, sen bir destansın; acıyla yazılmış, kanla mühürlenmiş. Her zeytin ağacı, köklerinle direnişi anlatır; her dalın, özgürlüğe uzanan bir dua gibidir. Ama şimdi, o dallar kırılıyor, o dualar yarım kalıyor. Vakit, sana koşma vakti; sesini duyma, yaranı sarma vakti. Çünkü gök kubbe, bu acıya daha fazla tanıklık edemez; çünkü insanlık, bu sessizliğe daha fazla sağır kalamaz.

Ey Filistin! Senin feryadın, kalbimizin en kuytu köşesinde bir sızı; senin figanın, vicdanımızın uyanış çanısın. Yola çıkmalı, sana ulaşmalı; çünkü senin toprağın, insanlığın onurunun sınandığı yer. Ve biz, o sınava sessiz kalamayız.

 

Filistin, sen bir yara ki kapanmaz, bir ateş ki sönmez. Sokaklarında yankılanan her adım, bir annenin yitip giden evladına son bakışı; her sessizlik, bir çocuğun bastırılmış çığlığı. Gökyüzün griye boyanmış, güneş bile utancından saklanmış gibi. Toprağın, kanla sulanmış; ama yine de çiçek açmaya çalışan zeytin dalların, umudun inatçı direnişini fısıldıyor. Lakin o dallar, bir bir koparılıyor; o umut, zalim ellerde eziliyor. Hava ağır, nefes almak bile bir yük. Her köşede bir gölge, her gölgede bir kayıp var. Bir kadın, yıkıntılar arasında bebeğinin kokusunu arıyor; bir erkek, elleriyle toprağı kazıyarak ailesini bulmaya çalışıyor. Bu, insanlığın unuttuğu bir sahne; bu, vicdanın sustuğu bir an. Dünya dönüyor, saatler işliyor, ama Filistin’de zaman durmuş gibi. Her saniye, bir ömre bedel bir acı; her dakika, bir neslin yitip gidişi.

Ey Filistin! Senin gözyaşların denize karışıyor, ama o deniz bile bu yükü taşıyamıyor. Dalga dalga kıyıya vuran hüzün, insanlığın suratına bir tokat gibi çarpıyor. Kimse görmese de, kimse duymasa da, senin çığlığın evrenin kulağında bir uğultu. Ve biz, o uğultuya kayıtsız kalamayız. Yüreğimizde bir sancı, gözlerimizde bir yaşla sana dönmeliyiz. Çünkü sen, sadece bir coğrafya değil; sen, insan olmanın anlamını sınayan bir aynasın.

Vakit, Filistin’e varma vakti! Ellerimizle değilse bile dualarımızla, seslerimizle değilse bile gözyaşlarımızla yanında olmalıyız. Çünkü senin toprağında yükselen her feryat, bizim de içimizde bir yerleri parçalıyor. Figanların gök kubbeyi inletirken, bizler o kubbenin altında sessiz kalamayız. Yola çıkmalı, sana ulaşmalı; çünkü senin acın, hepimizin acısı; senin direnişin, hepimizin onuru.

 

Filistin, sen bir çağrısın; kulakları sağır eden bir sessizlikte bile duyulan, yürekleri titreten bir nida. Ama biz, o çağrıyı duymamak için içimize yalanlar örüyoruz; arzularımızla kendimizi zincire vuruyoruz. İhmalkârlık, bir perde gibi gözlerimizin önüne iniyor; hakikati göremez, acını hissedemez oluyoruz. Oysa şimdi vakit, doğrulma vakti! İçimizdeki yalanları silkeleyip atma, boş arzuların ağırlığından kurtulma vakti. Tutunup aşkın ışığına, o ilahi nur ile yeniden dirilme vakti.

Ey insan! Kalk, kendine gel! Filistin’in feryadı, seni de çağırıyor; o figan, ruhunun derinliklerinde bir yankı buluyor. Bırak, dünya seni aldatmasın; bırak, nefsin seni oyalamasın. Aşkın ışığıyla yıka kalbini, saflaştır benliğini. Çünkü o ışık, bizi bize geri getirir; o nur, bizi Filistin’e ulaştırır. İhmalkârlığın uykusundan uyan, tembelliğin prangalarını kır. Ellerini göğe aç, yüreğini aç; çünkü Filistin’e varmak, sadece bedenen değil, ruhen de bir yolculuktur.

Filistin, sen bir sembolsün; aşkın, direnişin, sabrın sembolü. Sana varmak için önce kendimizi bulmalıyız; içimizdeki karanlığı aydınlatmalıyız. Aşkın ateşiyle yanmalı, o ateşle arınmalıyız. Yalanlardan sıyrılıp hakikate, arzuların tutsaklığından özgürlüğe ermeliyiz. Ancak o zaman sana layık olabiliriz; ancak o zaman feryadına ortak, figanına yoldaş olabiliriz.

Vakit, Filistin’e varma vakti! Aşkın ışığıyla doğrulalım; ruhumuzu, vicdanımızı, insanlığımızı alıp ona koşalım. Çünkü sen, sadece bir toprak değilsin; sen, bizi bize hatırlatan bir aynasın. İhmalkârlıklardan silkelenip, yalanlardan arınıp, arzuların gölgesinden çıkalım. Ve o kutlu yolda, seninle bir olalım. Filistin, sana varalım; çünkü senin acın bizim acımız, senin zaferin bizim zaferimizdir, vesselam.

Mehmet Aluç

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Vakit Filistine Doğru Yola Çıkma Vaktidir

Vakit Filistine Doğru Yola Çıkma Vaktidir

kul mehmet kul mehmet