Sıcak Çay Ocağının Anıları Yıkıldı
Sıcak Çay Ocağının Anıları Yıkıldı
Geçmişin gölgeleriyle dolu bir odada,
Bir zamanlar kalbimde yankılanan sesleri ararken,
Unutulmuş hatıraların tozlu raflarında,
Bir parça kâğıt buldum; açılmamış, sararmış bir sayfa.
Adımın yazılı olduğu bir köşede,
Zamanın kokusunu taşıyan bin bir hatıra,
Bir gece, gidişinle sarsılan ruhumda,
Bir veda sözü, kaybolmuş bir hayalin izi kaldı.
O gün, seninle geçirdiğimiz anlar,
Zafer Çarşısı’nda seçtiğimiz kitaplar,
Güvercinlere atılan yemler ve kahve sohbetleri,
Hepsi, zamanın akışında kaybolmuş gibiydi.
Ben nedensiz, gidişinin özrünü dile getiriyordum,
Bir gün döneceğini, umudunla bekleyeceğimi,
Ama yıllar geçti, beklemekten başka bir şey kalmadı elimde,
Güvercinler bile gitti, avludan uzaklaştı, sensizim yanıma gelmiyorlar.
Her gün, dua eder gibi geçirdiğim vakitler,
Ankara’nın sokalarında kayboldum,
Zaman, avuçlarımdan dökülen taneler gibi,
Yıllar geçtikçe, içimdeki sızı büyüdü.
Bir yanımda, gözlerinle dolu bir çocuk,
Adını verdiğim, belki de senin yansıman,
Ama ne sen geldin, ne de o eski ben,
Bir umutla bekledim, ama zaman geçip gitti.
Sıcak çay ocağının anıları yıkıldı,
Ve ben, bekleyişin ağırlığıyla baş başa kaldım,
Artık yalnızım, geçmişin gölgeleriyle,
Bir parça kâğıt ve bir sen dolu, hayallerimle.
Ne senin gidişin unutuldu, ne de bekleyişim,
Bir zamanlar var olan her şey, şimdi yalnızlıkta,
Ama yine de, içimde bir umut var,
Belki bir gün döneceksin, belki bir gün buluşacağız.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.