Kirli bir mevtaydı adeta şiirin imgeleri, tebessümleri çiğneyip yutan insancık, kalemin diviti kurban edildi gözyaşına derken lanetin nutku tutuldu ve sarı dişlerinde binlerce yeis biriktirdi şahin bakışlı kadın, aşka özlem yüreğe niyaz yarına mazi düştü sözüm ona payına kirli nidaların, eflatun düşlerde sitemler birikti ölü edaların her saniyesi düşler gibi birikti ela gözlerinde mevsimin oysaki gök kirli ve lanetliydi ne de olsa kana kan dişe diş girişmişti birbirine insan izlekleri.

 

 

Yalnızlığın duasına çıktım, Rabbim

Düşlerimde yıkadığım yollardan geçtim sonra

Kendimden de geçtim hem de nasıl…

Asla da sorma nasıl, diye:

Tutuşan eteklerinde yaralı cihanın

İçimdeki kavis mahsulü yeminlerim

Sözcüklerin tokasını çekiştirdiğim

Ehli keyif yaşamak neymiş asla bilmedim.

 

Bir tebessüm ektim yeis dolu uçuruma

Kenarında bittim sonra dağ yamacının

Bir çöl çiçeğinden hallice

Yalnızlığa kılıf biçtim

Bir kuşun g/izinde

Elem yüklü bir haletiruhiye

Fatiha okumaya meylettiğim ölümlü zikrimde

Turuncu rüyalara biçem diktim

 

Edimlerimde rehavet

Aşkın ivmesinde kayıp bir c/esaret

Andıkça dünümü bıçkın ruhumla

Yerdikçe yarım kalan masalımı

Bir düş ümmetiydi elbet seviştiğim resimlerim

Kumbaramda saklı nice yeis

Menevişli bir hâkimiyet belki de

Şerh düştüğüm ölü reis.

 

Lanetin ufkunda sudan sebepler

Göbek bağıma katık bildiğim bir eziyet

Hala düşemedi de yakamdan bunca acı

Göğün tumturaklı bitiminde

Belki de haiz olduğum o devasa mağduriyet

Nasıl da mahzun

Bir o kadar durgun

Kefil olduğum bilumum sözcük

Saçlarımı tararken dibinde kaynayan nice imge

Hala nasıl oluyor da solmadığım

Belki de izbelerde saklı bir hurafe.

 

Katıksız, emsalsiz sevdiceğim

Sen ki beylik sözcüklerden nasıl uzaksın

Bir kelam mı kanayan yüreğimde

Sormadın da gitti

Nasılım diye.

 

Bir kanca bir zımba

Bir rubai bir heybe

Sahip olduğum bilumum aczi yet

Gönül gözümde kocaman bir yama

İçlendiğim kadar içerlediğim

Ufkumda yok da asla acılardan tahliye.

 

Gönül yorgun gün s/üzgün

Aşk meftun, heceler hicran yüklü, bayım

Ayılıp da bayılmadım hani, neden yoksun diye

Belki de bir sınır ihlalidir içine düştüğüm aşk

Öyle bir tuzak ki;

Yorgun ruhun taziyesi.

 

Erdem yüklü yüreğimle göm beni, bayım

Azımsanan varlığımda bil ki senden yoksun ömrü neylerim.

Andıkça adımı bunca kâfir

Uyuduğum yeryüzünde sadece bir zerreden ibaret

Zikredilen zehir

Ta ki sekene kadar kurşun

Bunca hicran ki sevilmediğime delalet.

 

 

 


( Aşk Meftun Heceler Hicran Yüklü Bayım... başlıklı yazı GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... tarafından 21.07.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu