Efendi Ve Köle Düzeni Dünya Vatandaşlığı Fikri
Efendi ve köle düzeni . Dünya vatandaşlığı fikri
Dünya vatandaşlığı fikri, insanların ırk, dil, din, veya ulusal sınırlar gibi ayrımlara bağlı kalmaksızın kendilerini küresel bir topluluğun parçası olarak görmelerini savunan devletler ve milletler üstü ütopik bir kavramdır.
Kölelerinde aile ve aidiyet duygusu yoktur.
Köleci toplumu belirleyen, köle sahibi ile köleler arasındaki sahiplik ilişkisidir. Köleler arası ilişki ise yoktur. Kölelerin ailesi yoktur. Kölelerin çocukları da yoktur.
Hiçbir köle çocuğun annesi de yoktur, babası da! Ananın da, babanın da, çocuğun da tek ilişkisi efendileri iledir. Bu da elbette bir aile bağı değil, sahiplik bağıdır
Türkiye'de Dünya vatandaşlığı fikrini, tarihsel ve kültürel bağlamda genellikle sınırlı bir şekilde tartışılmış olsa da, bazı kişiler, gruplar ve girişimler tarafından benimsenmiş ve savunulmuştur. Ancak bu kavram, Türkiye'de genellikle ulusal kimlik ve milliyetçilik gibi güçlü yerel dinamikler nedeniyle yaygın bir ideoloji olmaktan ziyade entelektüel, akademik veya eğitim odaklı çevrelerde daha fazla ilgi görmüştür.
Aşağıda, Türkiye'de dünya vatandaşlığı fikrini savunan kişi ve gruplar hakkında geniş bir bilgi sunuyorum:
1. Tarihsel Bağlamda Dünya Vatandaşlığı FikriDünya vatandaşlığı (kozmopolitizm), Türkiye'de tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun çok kültürlü yapısından etkilenmiştir. Osmanlı'da farklı etnik ve dini grupların bir arada yaşaması, bir tür kozmopolit anlayışın pratikte var olduğunu gösterir. Ancak modern anlamda dünya vatandaşlığı, ulus-devlet anlayışının güçlenmesiyle birlikte daha az baskın hale gelmiştir.
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, özellikle Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, dünya barışına vurgu yaparak dolaylı olarak küresel bir anlayışa işaret etse de, bu daha çok ulusal çıkarlar çerçevesinde yorumlanmıştır.Modern Türkiye'de dünya vatandaşlığı fikri, genellikle evrensel insan hakları, küresel eğitim, çevre bilinci ve çok kültürlülük gibi temalar etrafında şekillenmiştir. Bu fikri savunanlar, genellikle akademisyenler, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları ve bazı entelektüel çevrelerdir.
2. Türkiye'de Dünya Vatandaşlığını Savunan Kişiler ve
Gruplar. Akademisyenler ve Entelektüeller
Türkiye'de dünya
vatandaşlığı fikri, genellikle akademik çevrelerde ve entelektüel tartışmalarda
öne çıkar. Bu fikri savunan bazı önemli isimler ve yaklaşımlar şunlardır:
Fethullah Gülen: Fethullah Gülen, özellikle 1990'lar ve 2000'lerde dünya vatandaşlığı fikrine yakın bir söylem geliştirmiştir. Gülen Hareketi, "dinler arası diyalog" ve evrensel barış temalarını vurgulayarak, farklı kültürler ve inançlar arasında köprüler kurmayı hedeflemiştir.
Gülen, 2005'te Aktüel dergisine verdiği bir demeçte, ulusalcılığı eleştirerek daha evrensel bir bakış açısını savunmuş ve farklı kimliklerin bir arada yaşayabileceği bir dünya vizyonunu desteklemiştir. Ancak bu yaklaşımı, Türkiye'deki bazı milliyetçi çevreler tarafından eleştirilmiştir.
Attilâ İlhan: Türkçü ve sosyalist görüşleriyle tanınan Attilâ İlhan, ulusalcılık kavramını desteklerken aynı zamanda küresel meselelere duyarlı bir entelektüel olarak dünya vatandaşlığı fikrine dolaylı olarak katkıda bulunmuştur. İlhan, özellikle emperyalizme karşı duruşuyla, evrensel bir adalet ve dayanışma anlayışını savunmuştur. Ancak onun dünya vatandaşlığı anlayışı, Türk kimliğini merkeze alarak daha sınırlı bir çerçevede kalmıştır.
Diğer Akademisyenler ve Yazarlar: Türkiye'de dünya vatandaşlığı fikri, özellikle insan hakları, demokrasi ve küreselleşme üzerine çalışan akademisyenler tarafından da tartışılmıştır. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi gibi kurumlarda çalışan bazı akademisyenler, küreselleşme, çok kültürlülük ve insan hakları üzerine yazılarında dünya vatandaşlığına vurgu yapmıştır. Ancak bu isimler genellikle bireysel olarak değil, akademik çalışmalar üzerinden bu fikri destekler.
b. Eğitim Kurumları ve Programlar Eğitim sektörü, Türkiye'de dünya vatandaşlığı fikrinin en aktif şekilde savunulduğu alanlardan biridir. Bazı X platformunda yer alan bir paylaşımda, Bahçeşehir Kolejleri’nin Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fernando Reimers danışmanlığında Birleşmiş Milletler (BM) programı çerçevesinde "Dünya Vatandaşlığı Programı" başlattığı belirtilmiştir.
Bu programın lansmanında, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları (BUEK) Başkanı Enver Yücel, bu programın Türkiye için hayati önemde olduğunu vurgulamıştır. Bu tür eğitim girişimleri, öğrencileri küresel sorunlara duyarlı, çevre bilinci yüksek ve farklı kültürlere açık bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlar.
Özel Okullar ve Uluslararası Eğitim Programları: Türkiye'deki bazı özel okullar (örneğin, Robert Koleji, Üsküdar Amerikan Lisesi, Koç Okulları) ve uluslararası eğitim programları (örneğin, Uluslararası Bakalorya - IB), dünya vatandaşlığı kavramını müfredatlarına entegre etmiştir.
Bu okullar, öğrencileri
küresel sorunlara karşı bilinçlendirmek, çok kültürlü bir perspektif
kazandırmak ve evrensel değerleri öğretmek için programlar düzenler.
Üniversiteler: Türkiye'deki bazı üniversiteler, özellikle uluslararası öğrenci ve akademisyen değişim programları (örneğin, Erasmus) aracılığıyla dünya vatandaşlığı fikrini teşvik eder. Sabancı Üniversitesi’nin "Civic Involvement Projects" (Toplumsal Katılım Projeleri) gibi girişimleri, öğrencileri küresel sorunlara çözüm üretmeye teşvik eder.
c. Sivil Toplum Kuruluşları (STK'lar)Türkiye'de dünya vatandaşlığı fikrini savunan bazı sivil toplum kuruluşları, özellikle insan hakları, çevre ve mülteci hakları gibi alanlarda faaliyet gösterir:
UNHCR Türkiye: Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), vatansızlık sorununa dikkat çekerek dünya vatandaşlığı fikrine dolaylı olarak katkıda bulunur. UNHCR, #IBelong (#Aidim) kampanyasıyla, dünya genelinde vatansızlığın sona erdirilmesi için çalışmakta ve herkesin bir vatandaşlık bağına sahip olma hakkını savunmaktadır. Türkiye'de yaşayan mülteciler ve vatansız kişiler için yürüttükleri projeler, küresel bir dayanışma anlayışını yansıtır.
Amnesty International Türkiye: Amnesty International, insan hakları savunuculuğu aracılığıyla dünya vatandaşlığı fikrine yakın bir duruş sergiler. Evrensel insan hakları, eşitlik ve adalet gibi temalar, dünya vatandaşlığı kavramıyla örtüşür.
Çevre ve Barış Odaklı STK'lar: Greenpeace Türkiye, TEMA Vakfı ve bazı barış odaklı kuruluşlar, küresel çevre sorunlarına ve barışa vurgu yaparak dünya vatandaşlığı fikrini destekler. Örneğin, TEMA Vakfı’nın çevre eğitimi programları, küresel iklim değişikliği gibi evrensel sorunlara odaklanır.
d. Sanatçılar ve Kültürel Figürler Bazı Türk
sanatçılar, yazarlar ve müzisyenler,
eserlerinde dünya vatandaşlığı temasını işlemiştir:
Zülfü Livaneli: Ünlü müzisyen, yazar ve yönetmen Zülfü Livaneli, eserlerinde barış, kardeşlik ve evrensel insan hakları temalarını sıkça vurgular. Livaneli’nin şarkıları ve kitapları, farklı kültürler arasında köprü kurmayı savunur ve dünya vatandaşlığı fikrine yakın bir duruş sergiler.
Orhan Pamuk: Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, romanlarında sıkça İstanbul’un çok kültürlü yapısını ve doğu-batı sentezini işler. Pamuk’un eserleri, ulusal sınırları aşan bir insanlık anlayışını yansıtır ve dünya vatandaşlığı fikrine dolaylı olarak katkıda bulunur.
e. Siyasi Figürler Türkiye’de dünya vatandaşlığı fikri, siyasi arenada genellikle
milliyetçilik ve ulusal çıkarlarla çatışır. Ancak bazı siyasi figürler, daha
evrensel bir söylem benimsemiştir:
Kemal Kılıçdaroğlu: CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2013 yılında ulusalcılığı vatanseverlik ve evrensel değerlerle bağdaştırarak, CHP’lilerin bu değerleri savunduğunu belirtmiştir. Bu, dünya vatandaşlığına doğrudan bir vurgu olmasa da, evrensel değerlere açık bir yaklaşımı yansıtır.
Muharrem İnce: İnce, meclis konuşmalarında Necmettin Erbakan’ın “millî duruşunu” överken, onun evrensel değerlere açık yönlerine vurgu yapmıştır. Ancak bu, daha çok vatanseverlik çerçevesinde bir yorumdur.
3. Türkiye'de Dünya Vatandaşlığı Fikrinin Karşılaştığı Türkiye’de dünya vatandaşlığı fikri, bazı zorluklarla karşılaşır: Milliyetçilik ve Ulusal Kimlik: Türkiye’de güçlü bir ulusal kimlik anlayışı vardır. Anayasa’nın 66. maddesi, “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” diyerek ulusal kimliği vurgular. Bu, dünya vatandaşlığı gibi sınırları aşan bir fikrin yaygınlaşmasını zorlaştırır. Ulusalcı ve Türkçü hareketler, dünya vatandaşlığını “kimliksiz” veya “suni” bir kavram olarak eleştirmiştir.
Siyasi ve Kültürel Çatışmalar: Türkiye’deki bazı siyasi gruplar, dünya vatandaşlığını Batı merkezli bir ideoloji olarak görerek reddeder. Özellikle ulusalcı ve Türkçü çevreler, bu fikri küresel emperyalizmin bir aracı olarak algılar.
Örneğin, Fethullah Gülen’in dünya vatandaşlığına yakın söylemleri, ulusalcılar tarafından “manipülatif” olarak nitelendirilmiştir.
Eğitim ve Farkındalık Eksikliği: Dünya vatandaşlığı fikri, genellikle elit veya akademik çevrelerle sınırlı kalmıştır. Toplumun geneline yayılabilmesi için daha fazla eğitim ve farkındalık çalışması gerekmektedir.
4. Dünya Vatandaşlığı Fikrinin Türkiye’deki Uygulamaları Türkiye’de dünya vatandaşlığı, daha çok pratik uygulamalar ve projeler aracılığıyla kendini gösterir: Eğitim Programları: Bahçeşehir Kolejleri’nin Dünya Vatandaşlığı Programı gibi girişimler, genç nesilleri küresel vatandaşlar olarak yetiştirmeyi hedefler. Bu programlar, çevre bilinci, insan hakları ve kültürel çeşitlilik gibi temaları içerir.
Uluslararası İşbirlikleri: Türkiye, Erasmus+ gibi uluslararası eğitim programlarına katılarak öğrencilerin küresel bir perspektif kazanmasını destekler. Ayrıca, Türkiye’deki bazı STK’lar, BM ve AB projelerine katılarak dünya vatandaşlığı kavramını teşvik eder.
Kültürel Etkinlikler: İstanbul’da düzenlenen uluslararası festivaller, film gösterimleri ve sanat sergileri, farklı kültürleri bir araya getirerek dünya vatandaşlığı fikrini dolaylı olarak destekler.
5. Türkiye’de dünya vatandaşlığı fikri, doğrudan bir ideolojik hareket olmaktan ziyade, eğitim, sivil toplum ve entelektüel çevrelerde daha çok destek bulmaktadır.
Fethullah Gülen, Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk gibi isimler ve Bahçeşehir Kolejleri gibi eğitim kurumları, bu fikri farklı şekillerde savunmuştur. Ancak, güçlü ulusal kimlik anlayışı ve milliyetçi akımlar, bu kavramın yaygınlaşmasını zorlaştırmaktadır.
Dünya vatandaşlığı, Türkiye’de genellikle insan hakları, çevre bilinci ve çok kültürlülük gibi evrensel temalar üzerinden tartışılmakta ve uygulanmaktadır.
Ne yazık ki dünya barışı, çevre güzelliği, yerel ve küresel farkındalık,
sorunlara çözüm üretme, eşitçilik, adil ve küresel toplum, vs…gibi sözlerle süsleyip
sundukları bu fikirler gençlerimiz
üzerinde etkili oluyorlar .
Çocuklarımız kimliksiz,
şahsiyetsiz ,milli ve manevi duygulardan habersiz bir şekilde
yetişiyorlar . Köklerinden koparılmış
vatansız, dinsiz ve cinsiyetsiz, yani kimliksiz bireylere
dönüştüklerinin farkında bile değiller.
Sonrası kolay tabi . Emperyalizmin kucağında düşmüş , iliklerine kadar sömürülen zavallı ve perişan
insan topluluklar .
Adeta efendi ve köle
düzeni hayali peşindeler .
İlyas Kaplan
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.