Ne Çok Şey Var Aklımda
Bir de sen varsın.
Kır çiçeklerinden daha güzel,
Akan sudan daha iyi
Ve şurada çok yakında .
Bahçede uzun çamın altında,
Derede akan suda.
Ne zaman
buğdayların üzerinde uçuşan rüzgarlar görsem
hep seni hatırlarım .
Bakımsız,
Dağınık,
Dayanaksız ,
Boyası dökülmüş evler gibi
Ben o evde
Kimsenin adını bilmediği küflü duvarlara yakınım
bacanın nefesini duyarım
ve karanlığın sesini bir yapraktan düştüğünde
Seni buradan da duyabiliyorum aslında;
Sesin, sessizliğin içinden süzülüp geliyor.
Oradayken de böyleydi, hatırlasana;
Yan yanayken bile,
Yoldayken bile...
Korktuğumuz şey yollar değil,
Kilometreler sadece birer rakam.
Asıl korkum sensin.
Bak, yine akşam oldu;
Uzaklık dediğin ne ki?
Her yer aynı,
Sen hâlâ oradasın.
Ne çok soru var aklımda;
Biraz da cevapsız sorular...
Nevi şahsına münhasır,
İncinenler babında, hüzünlüler durağında,
Şehrin tenhalarında, ruhumun mahrem köşelerinde;
Sarı masa lambamla,
Aklımda en sevdiğim şiirler...
Şehirler arası yolculuklarda
En çok yaptığım şeyler.
Yollar insanı yorar da dinlendirir de;
Lakin yolda olmak buna razı olmak değil midir?
Tüm varışlar seherden sefere,
Cennete gitmeye takat getirmek değil midir?
Tüm parçaları birleştirme,
Tali yollardan geçip
Ana yola bağlanma zamanı değil midir?
Yollar hep ikbale gitmez.
Geçmişe gitmen gerek ileriyi görebilmen için;
Geçmişe girmen gerek ileriden çıkman için.
Aynı yoldan geçtik;
Yılı farklı ama taşı aynı yoldan.
Çok sert yollardan geçtik;
Zarif, hüzne gark olmuş,
Yaşlar dökülüvermiş üzerlerine.
Yoldaydım. Geldim. Yetiştim.
Yollar uzundu ama ben ayağımı sevmedim.
Taşlarına bastım, kanadım, ağladım;
Geldim, buradayım işte.
Yol; sarı sıcak tarlalar arasından sırtındakilerle,
Aklındakilerle, kalbindekilerle,
Menzil uzak mı yakın mı telaşına kapılmadan;
Yağmura, kara kışa, gözyaşına,
kalp ağrısına aldırmadan
Yürümek, yürümektir…
Ne tuhaftır ki ayaklarına kara sular inmiş,
Ağzın çöl olmuş, tenin güneşle kavrulmuş;
Terin toprağı delmiş, hububata karışmış.
Yolun zor, çetin, zahmetli, meşakkatli...
Gayretle, aşkla çıkmışsın.
Çünkü bilmişsin; hamuruna, kimyana işlemiş:
Çünkü “Aşk ile koşan yorulmaz.”
Yol zorlaşır,
Takat tükenir.
O hâlde bu güvensizlik,
bu dağılış neden?
Kalk ayağa düştüğün yerden,
Hadi yeniden başla,
En baştan …
Gönüldedir ömründe göremeyeceğin bunca güzellik.
Bir fincan kahvenin hatırı kırk yılsa
Kırk yol olmalı menzili
gönülden gönüle ulaşan
Ve hadi
Kısa yolu sürüp tez elden yitene var.
Adı keder ve hüzün olsun
Bulutların içini boşaltışı gibi ağla gerekiyorsa.
Berekettir biliyorsun
Bacaların dumanları gibi karışsın göğe iç yangınların.
Deşeleme.
Yollardır kalacak olan amma hatırda.
Bir gün anlarsın,
yol muhasebesi kalem kırdırır.
Yolun gamı fıtratının armağanıdır.
Şirazeni sıkılaştırır
ayağını taşa toprağa sağlam bastırır.
Delik deşik kederlerin peşine düşmek yerine
yamalı yanlarını toparlayıp düş yola.
Sırların sana emanet,
onları iyi sakla!
Ne olursa olsun her şey duracağı menzile,
gözden kaybolduğu bir bitişe ilerler.
Zamanla herkesin sırtında bir yük peydah olur.
Taşı ha taşı…
redfer
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.