Hatırlamak, Aramak Ve Anmak: Dostluğun Sesleri
Günce – 1 Ağustos 2025
Hatırlamak, Aramak ve Anmak: Dostluğun Sesleri
Dostluk, bazen bir telefon sesiyle hatırlatır kendini. Bir selamla, bir dua ile, geçmişte yaşanan ortak bir anıyla dokunur kalbimize. Uzaktan uzağa süren samimi bir ilgidir dostluk; bazen ararsın, bazen aranırsın. Ama her defasında sesin öte yakasından gelen tanıdık bir nefes, geçmişten bugüne kurulan görünmez bir köprüdür. İşte bugün, bu köprünün taşlarına birer birer basarak yürüdüm.
Bugün telefon ettim Hafize’ye. Namaz kılmak için hazırlanıyordum tam, “huşu içinde” dedi. Bu sefer tatiliniz güzel geçti diyerek benden onay bekler biçimde sustu. Güncelerimden bu izlenimi çıkarmış olacağını tahmin ederek onayladım.
Bizim Nebahat Sultan ve Sebahat Teyze büyük bir farkındalıkla çocuklarının huzurunu düşünerek yeni bir adım attılar. Görünürde “ilelebet barış” imzaladılar ama bana sorarsan bu daha çok geçici bir ateşkese benziyor. Hani barış ilan edilir ama altında görünmeyen maddeler vardır ya... İşte o gizli maddeler hâlâ orada duruyor gibi. Neyse, biz şimdilik barışa inanalım, darısı tüm küslerin başına.
Bu arada Karagöz ve Hacivat tiplemelerine benzetişimi yerinde bulmuş Hafize. Daha önce bahsetmiştim, Hafize edebiyat öğretmeni; beni her zaman dikkatle takip edip, iyi ve kötü yönlerimle eleştirir. İleriye adım atmak isteyen her yazarın dikkate alması gereken özel insanlar vardır. Teferruat olanlar sinek vızıltısı gibidir; etkileri gelip geçer, yani önemsizdir.
Ayrıca elime telefonu almışken Yurdagül’ü arayayım dedim. Eşi Cemal Bey yenilerde ameliyat oldu. Daha önce sana bahsetmiştim Ankara’da oturduklarından. Meğerse sevgili güncem, basit gibi düşünülen bu ameliyat sonrasında istenilen doğrultuda gitmeyince hastanede tedavi süresi de uzamış. Şifa diliyorum hem onlara hem de diğer tüm hastalara.
Ayrıca Yeşim’i aradım. Dedim ya, bugün telefon iletişimim pek yoğundu. Ankara’da bir düğüne davetliyiz beraberce. “Siz ne düşünüyorsunuz?” dedim, sonuçta gidip gitmeyeceğimize dair dönüt vermemiz gerekiyor. Bakalım, Kel Mahmut’la konuşsun; ona göre bir yol takip ederiz. Gönül istiyor da, imkânlar bazen zorluyor bizleri. Nerede o eski günler... Nerede Malkara’da yediğimiz içtiğimiz ayrı olmayan üç aileydik. Serpil ve Sezai’nin oğullarının, ayrıca Yeşim ve Kel Mahmut’un oğulları Fırat’ın, artı bizim Samet’in sünnetini yapmıştık el birliğiyle. Hatta Serpil’in düğün makyajını ben yapmıştım özene bezene. O günleri bir gün anlatırım. Şimdi kara gözlü Sezer’i evlendirirken yanlarında olmak nasip olur mu, bilmiyorum.
H. Çiğdem Deniz
(
Hatırlamak, Aramak Ve Anmak: Dostluğun Sesleri başlıklı yazı
çitlembik tarafından
1.08.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.