Domuzlar Ve Esmer Tenliler 3 Bölüm
SİYONİZMİN İLK AYAK SESLERİ
Evet, dün Dona Gracia Mendes demiştim.
Dona Gracia 1510 Yılında Lizbon’da doğmuştu.
Şimdi denilebilir ki ‘’ Hocam ! 1492’de İspanya ve Portekiz’deki Yahudiler tamamen kovulduklarına göre Dona Gracia nasıl 1510’da Portekiz/ Lizbon’da doğdu?’’
Bu iki şekilde oldu: 1- Dona Gracia, 1492 Kararnamesi ile Hıristiyanlığa geçmiş olan Nasi ailesindendi. Yani ailesinin samimi Hıristiyan olduğuna inanılıyordu 2- Ama daha da fazla etkili olan husus Portekizli Vasko de Gama’nın Ümit Burnunu keşfinden sonra Baharat Yolu hakimiyetinin Portekiz’e geçmesi, Portekiz’e geçen baharat yolu üzerindeki ticaretin de Nasi Ailesinin elinde bulunmasıydı. Nasi ailesi 12 Milyon Düka altınlık bir ticaret Borsasının başındaydılar ve Portekiz kralı, kendisi için altın yumurtlayan bu tavuğu kesmeyi hiç düşünmüyordu. Ayrıca Nasi ailesi, Portekiz kralına ödedikleri haraçlarla 600 Civarında Yahudi ailesinin Portekiz’de yaşamasına izin almıştı.
Hıristiyanların içinde Beatrice de Luna, Yahudilerin içinde Dona Gracia adını kullanan bu hatun kişi 16 Yaşındayken kendileri gibi çok zengin bir aile olan Mendes’lerin oğlu Fransisco ile evlendi.
Bu arada Dona Gracia’nın kardeşi Agostino, bir deprem sonrasında Yahudilere yönelik öfkenin kurbanı olarak öldürülünce Dona Gracia, 3 yaşındaki yeğeni Miguez’i ( Yani Yasef Nasi’yi) yanına aldı ve bakımını üstlendi. ( Yasef Nasi önemli bir isim olduğu için bu ayrıntıya girdim. )
Derken efendim Donna Gracia, daha kocaya doymadan eşi Francisco, evliliklerinin 8. Yılında cartayı çekince, Dona Gracia, elinde muazzam bir servet olduğu halde dul kaldı. Francisco’ya dünya kadar borcu olan Kral da ‘’ Dur ben bu karıyı bizim asilzadelerden biri ile everip servetine konayım.’’ Hesapları yapmaya başladı. Ancak?
Ancak aynı yıllarda papa yine su koyverdi ve İspanya’daki Elhamra kararnamesinin aynısı olan bir ferman yayınladı.
Yahudi olduğundan şüphelenilen Dona Gracia için tehlike çanları çalmaya başlamıştı.
Derken efendim daha rahat yaşayacakları Anvers’e taşındı ve bu şehirde adeta ‘’ Lan salaklar ! Ben Yahudiyim.’’ Diye bağırmaya başladı zira pek çok Yahudi’nin Alpler üzerinden Venedik’e, oradan da Osmanlı toprakları olan Selanik ve İstanbul’a geçmelerini sağladı. Ancak ticari rakipleri ( tabii ki yine Yahudiler ) boş durmuyorlardı.
Kaçırılırken yakalanan bir Yahudi, Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Şarlken’in huzurunda bu kaçış işlerini Dona Gracia’nın hem eniştesi ( kız kardeşinin kocası ) hem de kayın biraderi ( Ölen kocası Fransisko’nun kardeşi ) Diego’nun organize ettiğini itiraf edince Diego, Tanrıya ve krala ihanet suçundan zindana atıldı.
Dona Gracia onu zindandan kurtarana kadar akla karayı seçti öyle ki İngiltere Kralı VIII. Henri’nin bile Diego’nun samimi bir Hıristiyan olduğuna şahitlik etmesini sağladı ( Evet, böylece bu Yahudi ailenin elinin kolunun nerelere kadar uzanabildiğini de görüyorsunuzdur mutlaka. )
Diego hapisten kurtuldu ama nazik bedeni zindanların rutubetli havasına alışık olmadığından kısa sürede geberdi. İşin garibi de mirasını kendi karısına vasiyet edeceğine Dona Gracia’ya vasiyet etmişti.
***
Bir süre deha geçti. Bu süre içinde Dona Gracia’nın kızı Reyna büyüdü, evlenecek çağa geldi.
Şarlken’in kız kardeşi Mary, abisinin kulağına fısıldadı ‘’ Abi ! Bu Reyna’ya yaşlı bir asilzade talip. Eğer sen devreye girip işi bağlarsan bu asilzade 200.000 Düka altını verecek. ‘’ [ Aslında o yaşlı asilzade de uyanıktı. Reyna ile evlenirken alacağı drahomayı ( erkeklere ödenen başlık parası ) Şarlken’e verecekti Yani kendi cebinden para çıkmayacaktı. )
Şarlken ‘’ La bacı ! Daha ne duriysen? Goş Donna’dan gızı iste.’’ Dedi. ( Niçin Urfa şivesiyle konuştuğunu hâlâ araştırıyorum )))))))
Şarlken öyle dedi, Mary, Dona Gracia’dan kızını istedi ama Dona Gracia ‘’ Hele şöyle bir kaplıca tedavimi tamamlayayım ondan sonra işi olmuş bil. ‘’ Diyerek atlattı ve önce Aaachen kaplıcalarına kapağı attı, oradan Lyon’a ve Lyon’dan da Venedik’e geçti.
Geçmesine geçti ama kız kardeşi ve aynı zamanda Diego’nun eşi olan Brianda, ablasını gizli Yahudilikle suçladı. Amacı, kocası Diego’dan ablasına geçen mirası geri almaktı.
Öteden beri Dona Gracia’nın servetinde gözü olan Venedik, onu hapse attırıp tüm servetine el koyunca Donna Gracia için tek kurtuluş çaresi kalmıştı: Aynen Fransa Kralı Fransuva’nın yaptığı gibi Osmanlı Padişahı Kanunî Sultan Süleyman’dan yardım istemek.
Kanunî’nin hekim başısı Moşe Hamon’a bir mektup yazdı ve kendisine yardım etmesi hususunda Kanunî’yi ikna etmesini istedi
Tüm vergilerden muaf kıldığı hekimi Moşe Hamon’un, Kanunî’yi ikna etmesi zor olmadı. Zira Moşe Hamon, Kanunî’ye eğer Dona Gracia tüm serveti ile Osmanlı Devletine gelirse Osmanlı Devleti’nin ekonomik yönden iyice şahlanacağını söylemişti.
Kanunî o kadar ikna olmuştu ki bizzat Sinan Çavuş adındaki elçisini Venedik’e gönderdi ve ‘’ Donna Gracia Mendes Hatun ve tüm ailesi, akrabaları benim korumam altındadırlar. Kıllarına zarar gelmeye. Aksi davranış olursa siz bilirsiniz gayrı. Bundan kelli sıkıyorsa dokunun o hatuna göreyim ense tıraşınızı’’ dedi mealen.
Devir öyle bir devirdi ki Kanuni ‘’ Höt ‘’ deyince ‘’ Al sana bir litre süt’’ Demeyecek hiç bir babayiğit dünyanın hiç bir yerinde yoktu. Nitekim Venedik’te de yoktu.
Venedik,‘’ Pılını pırtını topla defol Venedik’ten. Sana bir ay müsaade ‘’ deyince normal olarak İstanbul’a gelmesi gereken Dona Gracia, bir başka İtalyan kendi olan Ferrara’ya gitti ve orada bayağı keyfi yerindeydi ama bu da uzun sürmedi.
Papa IV. Poul, Yahudiliği artık iyice açığa çıkmış olan Dona Gracia Mendes ailesine ve İtalya’daki tüm Yahudilere dünyayı zindan ediyordu.
Kanunî, Sinan Çavuş’u bir kez daha İtalya’ya gönderdi: Bu sefer direkt Papayı ‘’ Dokunma lan kadına. Yoksa o külahını münasip bir yerine monte ederim. ‘’ mealinde tehdit ediyordu.
Dona Gracia Mendes; Kanunî’nin himayesi ile Osmanlı hakimiyetindeki Ragusa’ya ( Dubrovnik ) geçip bir süre de orada iyice bir dünyalık yaptıktan sonra 1553’de İstanbul’a gitmeye karar verdiğinde Kanunî derhal bir gemi ve kırk da muhafız göndererek Dona Gracia’yı İstanbul’a adeta bir kraliçe gibi, görkemli bir törenle getirtti.
*****
Hay Allah! Siyonizm’in ilk ayak sesleri ile ilgili hiç bir şey yok bu yazıda değil mi?
Dona Gracia Mendes’i tanımadan anlatılabilecek bir konu değildi. Dona Gracia Mendes’i anlatmaya başlayınca da maalesef gelecek bölüme kaldı Siyonizm’in ayak sesleri…
Domuzlar Ve Esmer Tenliler 3 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
02.08.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.