EVRENOS
OĞULLARI
Rumeli Akıncı
ailelerinin en eskisi “Melikü’l-guzât
ve’l-mücâhidîn” Gazi
Evrenos Bey ve ailesidir. Osmanlı
tarihlerinde Evrenoz (Evrenuz) şeklinde de kaydedilen Evrenos Bey’i Batılı
tarihçiler Bursa muhafızının oğlu olarak gösterirler ve Bursa’nın fethinden
sonra Türkler’in hizmetine girdiğini ileri sürerler. Ayrıca Evrenos Bey’in
Akkoyunlu Türkleri’nden olduğu veya Kıpçaklar’ın Uran kabilesine mensup
bulunduğu da söylenmektedir. Gazi
Evrenos Bey tarihlerin ittifakıyla Rumeli’ye ilk çıkan kafilede bulunmuştur.
Yüzlerce fethi bulunan Evrenos Bey’in çok büyük mülklerinin bulunduğu
bilinmektedir. Gazi Evrenos Bey aynı zamanda Balkanların en zengin akıncı
beyidir. Hacı/Gazi Evrenos Bey ilk karargahı Serez, ardından Yenice Vardar
beldelerini imar ve ihya etmiştir. Kaynaklara göre Evrenos Bey ilk vakfını 1359
yılında kurmuştur. Rumeli fütuhatı sırasındaki başarılarından dolayı kılıç,
kaftan ve ilk temliklerini Orhan Bey vermişti.
1630’da kaleme alınan Koçibey Risâlesi’nde Evrenos Bey’e ait olan
vakıfların sahih vakıflardan olduğu ve kendisine tahsis edilen mülkleri vakfa
dönüştürülmesi şu şekilde anlatılmaktadır,“Şer’an câ’iz olan evkâf anlardır
ki selatin-i maziye feth ettikleri memâlikden amme-i Müslimîn için vaz’
etdikleri evkâf-ı cemile ve hayrât ü hasenâtdır. Ve zamân-ı sâbıkda gazi beyler
ve beylerbeyiler –hasbeten li’l-llâhi ta’âlâ- gazalar edüb yümn-i Devlet-i
Aliyye’de nice memleketler feth edüb dîn ü devlete layık nice hıdmetlerde
bulunmağın selatin-i izâm dahi hıdmetleri mukâbelesinde feth ettikleri
memleketden kendülere bazı kura ve mezâri’ temlik edüb anlar dahi izn-i selatin
ile âmme-i Müslimîne nâfi’ hayrât ü hasenât edüb camiler ve imaretler ve
zaviyeler binâ edüb ol makûlelere vakf ederlerdi. Gâzî Evrenos Bey ve Turhan
Bey ve Mihaloğlu ve sâ’ir mücahidi-i fi fisebilillah beyler ve gâzîler gibi bu
makule vakıfları e’imme-i dîn tecviz etmişlerdir. Bunlardan mâ’adâsı meşrû
değildir” Ayşegül Çalı)
Evrenos Bey’in Sultan Murad’a
yazdığı mektuba cevaben Sultan Evrenos Bey’e:”bu canibe gelen mektûblarında bazı kurâ’vakf etmek murâd edinüb ve
evlâdlarına senden sonra riayet olmak içün hükm-i şerifim istemişsin imdi feth
eylediğin vilâyetden ne kadar vakf edersen vallahi’l-azîm ve tallahi’l-kerîm
makbulümdür ve evlâdına riayet husussu başım üzeredir”diye cevap vererek Evrenos Bey’in vakıf kurmasını ve
mülklerinin de çocuklarına intikal edeceğini kabul ettiğini beyan etmektedir. A.
Çalı)
Osmanlı tahrir ve evkaf
defterlerinin ışığı altında Evrenos Bey’in başta Gümülcine olmak üzere Serez,
Selanik, Avrethisarı, Karaferye ve Yenice-i Vardar’da vakıflar kuruduğunu
biliyoruz. Evrenos Bey vakıflarını da kapsayan bu guzât vakıfları müstesna
vakıflardan olup, fetih hakkı olarak verilmiştir. 11 Eylül 1887 tarihli Meclis-i Vükelâ mazbata kayıtları
arasındaki bir belgede Evrenos Bey’in Yenice-i Vardar, Gümülcine, Serez ve
gayrıdaki vakıflarının müstesna vakıflardan oldukları kayıtlıdır. Barkan da
Rumeli’deki vüzera ve selâtin vakıflarının hizmet ettikleri amaç ve kuruluş
maksatları dolayısıyla diğer vakıflardan ayırmak gerektiğini vurgulamıştır.
Özellikle de iskân ve kolonizasyon maksadıyla amme hizmeti yapan bu vakıflara
devlet bütçesinden görülmesi lazım gelen işlere tahsis edilen hayır tesisleri
olarak bakmaktadır. Böylelikle hem idarî açıdan hem de vergi tahsili açısından
devletin müdahale edemeyeceği bu vakıflar guzât vakıfları adını almışlardır.
Guzât vakıfları dört adet olup, Gazi Evrenos Bey, Gazi Ali Bey, Gazi Mihal Bey
ve Gazi Süleyman Bey vakıflarından oluşmaktadır. Evrenos Bey vakıflarının
Balkan topraklarındaki ilk ayağı Gümülcine’dir. Üs olarak kullandığı İpsala’da
da şüphesiz bir imaretin varlığından söz etmek mümkündür. Her ne kadar günümüze
ulaşamasa da Ayverdi’nin tespitine göre bu kentte Evrenos Bey’e ait bir imaret
bulunuyordu.
Balkanlardaki en
eski külliye sahiplerinden biri olan Evrenos Bey, Gümülcine’de büyük bir hayrât
sitesi kurmuştur. Bunu Osmanlı tahrir ve evkaf defterleri ile Osmanlı
kronikleri ve ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin anlatımından yola çıkarak tespit
etmek mümkündür. Osmanlı tarihçilerinden XVI. yüzyılda Gelibolulu Âlî ve XVII.
yüzyılda Müneccimbaşı, Evrenos Bey’in Gümülcine’deki imareti hakkında bize
önemli bilgiler vermektedirler. Öncelikle Âlî, Serez’e gitmeden önce yani 1383
yılı civarında Gümülcine’deki evlerini imaret olarak tayin ettiğini
belirtmektedir. “Menkûldür ki ol emîr-i
nâm-dâr evvela Gümülcine’de temekkün itmiş, bir husûsa incinüb Siroz’a göçdükde
andağı evlerini ‘imâret ta’yîn itmiş ba’dehu Siroz’da dahi hazz itmeyüb Vardar
Yenicesi’nde ikâmet itmiş ve Siroz’daki evlerini ‘imârete mülhak itmiş. Vaktâ
ki sefer-i ahirete gitmiş Vardar’daki sarayı dahi imâret itmiş meşhûrdur ki
mezbûrun evkâfta müsâ’ade kasdına birkaç karye-i mezbûre rica itmiş.”
Müneccimbaşı da (1321: 305) Âlî’nin verdiği aynı bilgiyi XVII. yüzyılda
nakletmiş ve Evrenos Bey’in bir müddet Gümülcine’de oturduğunu, buradan
ayrılmadan önce olduğu hâneyi ‘imâret ve han yapub kendüsü Siroz’a nakl eyledi şeklinde belirtmiştir.
Evrenos Bey’in
Gümülcine’deki vakfı hakkında 70, 89 ve 143 numaralı Tapu tahrir defterleri ile
167 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Rumili Defteri’nde ve Siroz Sancağı Evkaf
Defteri’nde bilgi bulunmaktadır. Bunlardan en eski tarihlisi olan 1456-1457
tarihli tahrir defterinde evkāf-ı vilâyet-i Gümülcine kaydı altında Evrenos Bey’in Gümülcine’deki vakf-ı zaviyesi kaydedilmiştir. Bu deftere
göre Gümülcine’de Evrenos Bey vakfının gelir kalemleri yani akarâtı arasında
hamam’dan 8000 akçe, 40 adet dükkândan 1500 akçe, kervansaraydan 1000 akçe
gelir kaydedilmiştir.
Ayrıca bostan, bağ,
tarla, zemin (Kostemir), çiftlik (Nalband Ahmed) ve Helvacı Çiftliği köyü diğer
gelir kalemlerini oluşturmakta ve hâsılı “gayr-i ez galle” 15.000 akçe
etmektedir. Burada adı geçen karye-i Helvâcı Çiftliği nâm-ı diğer Evrenos Beğ
Vakfı köyünde sakin olanlar için şöyle bir kayıt bulunmaktadır: azadsuz kulları
oğullarıdır, hâsılların üçe bölüb ikisin tekye içün alurlarmuş birisi anlara
konurmuş. Dolayısıyla bir
vakıf köyü olan Helvacı’nın Evrenos Bey tarafından kurulduğu ve adamları
tarafından iskân edildiği tahmin edilebilir. Hâsıllarının 2/3’sini tekye için
verdiklerinden, bir anlamda Evrenos Bey vakfının anbarı vazifesini görüyor
olmasından dolayı bu köye daha sonra Anbar Köyü denmiş olmalıdır. Ancak 1456
tarihli bu defterde Helvacı Çiftliği karyesi nâm-ı diğer Evrenos Beğ Vakfı olarak geçmektedir.
Günümüze kadar ulaşan ve Gümülcine’nin 25 km güneydoğusunda yer alan ve
kurucusu bugünkü halk tarafından bilinen küçük Evrenos Köyü burası olabilir mi?
Bilindiği gibi nâm-ı diğer ifadesi karyenin bilinen diğer adı için
kullanılıyordu. Zira Ayverdi de Anbarköy’ün Gümülcine’nin güneydoğusunda
bulunduğunu kaydetmiştir.
1519 tarihli tahrir
defterinde, Evrenos Bey’in Gümülcine nefsindeki vakıf eserleri için yine hamam,
kervansaray ve diğer akarın gelirleri ile Gümülcine’de yukarıda bahsettiğimiz
ama bu defa diğer ismi Anbarköy olarak karşımıza çıkan karye-i Helvacı (nâm-ı
diğer Evrenos Beğ Vakfı), bir çiftlik ve Kostemir isimli zeminin gelirleri
görülmektedir. Bu gelirin toplam hâsılı ise 55.902 akçedir (BOA, TT. 70: 32).
Vakıf gelirleri 1456 yılında mahsullerden alınan vergi haricinde 15.000 iken 53
yıl sonrasında tutulan kayıtta toplam gelirin artışındaki miktar oldukça
önemlidir.
Vakfın 1528
tarihindeki durumuna baktığımızda ise, yine aynı vergi kalemlerinin yer
aldığını görüyoruz. Bu defa toplam gelir 47.249 akçedir. Bu defterde farklı
olarak Evrenos Bey’in Gümülcine merkezindeki imâretinde çalışan görevlilerinin
27 neferden oluştukları kaydedilmiştir.
1530 tarihli Rumili
Vilâyeti Muhasebe kayıtlarını içeren defterde de Evrenos Bey’in Gümülcine Vakfı
hakkında bilgi bulunmaktadır. Yine karye-i Helvâcı nâm-ı diğer Anbar Köy’de
Evrenos Bey’in azadsuz kullarının (kölelerinin) sakin oldukları kaydedilmiş ve
sayıları 9 hâne, 2 mücerred olarak verilmiştir. Bu sakinler yanında aynı
karyede 62 hâne ve 9 mücerred Müslim ile 15 hane gayrimüslim vakf-ı mezbûrun re‛âyası olarak kaydedilmişlerdir.
Kul ve re‛âya olarak sınıflandırılan bu iki grubun hâsılı da ayrı olarak
hesaplanmıştır. Evrenos kullarının hâsılı 1.550 iken re‛âyânın hâsılı 9.785
akçedir. Burada diğer gelirler yanında çifte hâmamdan 4.243 akçe ve 55 bâb
dükkândan 6.132 akçe gelir elde edilirken, kervansaray için “harâb” kaydı
düşülmüştür. Bundan önce 1528 ve sonrasında 1569-70 tahrirlerinde vakıf
kayıtları arasında kervansarayın zikredilmiyor olmasının sebebi de bu
olmalıdır. Asiyâb, ağnâm gibi diğer gelirlerin arasında Evrenos Bey’in
Edirne’deki dükkânlarından 150 akçe geldiği de anlaşılmaktadır. Toplam hâsıl
35.381 akçedir. Gelirin iki yıl öncesine nazaran biraz azaldığını görüyoruz.
1530 tarihinde hüddâm-ı imâret olarak imaret çalışanları da 22 hâne ve 5
mücerred kaydedilmiştir.
Müslim çift sayısı
40, bennak 42 ve mücerred sayısı 12’dir. Gayrimüslimler 107 nefer olarak
kaydedilmiştir. Bu köyden elde edilen gelir 13.585 akçedir. Görüldüğü gibi
Evrenos Bey vakıf toprağında ikamet ettiğini bildiğimiz bu karye sakinleri
görevleri gereği vergiden muaflardır ve karye gelirleri ise cizye de dahil
vakfa tahsis olunmuştur. 1530 tarihli Selanik Evkâf Defterinde tutulan “cizyeleri dahi vakfa
müte’allikdir” kaydı da bu durumun istisnai olduğunu ifade etmektedir.
Öyle ki 1826’da
imparatorluğun tüm vakıfları Evkaf Nezaretinin yönetimine bırakıldığında Gazi
Evrenos Bey’in vakfı bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır. İslami bir vergi
olan cizye, daima nakit olarak alınır ve doğrudan merkezî hazineye aktarılırdı.
Eğer cizye geliri merkezi hazine dışında herhangi bir vakıf idaresi tarafından
toplanıyorsa, Barkan’ın da belirttiği gibi bunlar bazı büyük sultan ve vüzera
evkâfı olabilirdi. Bu durumda Evrenos Bey’in Gümülcine vakfındaki bu karyede
gayrimüslim halkın ödedikleri cizye vergisinin vakfa ait olması da istisnai bir
durumdur. Bu istisnai durum büyük ihtimalle Evrenos Bey’in devletin gözündeki
öneminden kaynaklanıyordu. Ayrıca kendisinin sıradan bir uc beyi değil vüzera
değerinde bir öneme sahip olduğunu görüyoruz. Daha önceki defterlerde çiftlik-i
Nalband Ahmed nâm-ı diğer Küçük Köy olarak kaydedilmiş olan çiftlik bu defterde
karşımıza Bakkal Ahmed nâm-ı diğer Küçük Köy olarak çıkmaktadır. Bu çiftlikte nüfus 2 çift,
30 bennak, 13 mücerred Müslim ve 59 nefer Gayrimüslimden oluşmaktadır. Bu
çiftlikten vakfın geliri 5.036 akçedir. Zemin-i Kostemir’de de 2 çift Müslim
kayıtlıdır ve 774 akçe geliri bulunmaktadır. Bu zemin Gümülcine nefsine yakın
bir yerde olup tahrir zamanında burada hâricden Koyunlar ve Hacı Köy ve Haslar nâm karyeler halkı zirâ’at etmekte ve öşürlerini
ödemektedirler.
Dolayısıyla Evrenos
Bey, Gümülcine merkezde imaret, tekke/zaviye, kervansaray, han ve çifte
hamamdan oluşan bir hayrât sistemi kurmuştur. Evliya Çelebi’den öğrendiğimize göre Evrenos Bey imareti
sabah akşam türlü türlü lezzetli yemekler sunulan, üç-beş kişilik guruplar için
ayrı bakır tepsilerde yemeklerin hazırlandığı ve vakfın mütevellisi tarafından
misafirlerin atlarına arpa tahsis edildiği büyük bir hayır vakfıdır. “Gazi Evrenos imaretinin subh (u) mesâ gûnâ-gûn
ni’met-i nefîsesi hâss ü âmma mâh u sâl bi’l-guduvvi ve’l-âsâl üç âdeme ve beş
âdeme birer sini ta’âm dâimdir. Ve her müsâfirînin atlarının başlarına birer
alef cânib-i vakfdan mütevellî verir, gâyet ma’mûr evkâf-ı azîmdir” demektedir.
Evrenos Bey’in Gümülcine
vakfının evkâf-ı azîm
olduğunu
belirtmiştir. Ona göre övgüye layık büyük bir vakıf olduğu ortadadır. Şehirlerin gelişme sürecinde, sosyal ve
ekonomik hayatında büyük rol oynayan bu imaret siteleri genellikle bir cami
etrafında kümelenmiş yapılar bütünlüğünden oluşmaktaydı.
Defter kayıtlarının
dışında 8 Şubat 1900 tarihli bir belge Evrenos Bey imareti hakkında oldukça
önemli bilgiler vermektedir. Belgede imâretin Gümülcine’ye üç saat mesafede
bulunduğu belirtilmiş ve imâret nâm çiftliğe altı yüz yıla yakın zamandan beri bir bayrak dikili olduğu
kaydedilmiştir. Bu belge de Evrenos’un evi olarak bildiğimiz meskenin bir
çiftlik olduğunu ve bunu imârete dönüştürdüğünü doğrulamaktadır. Ayrıca Evrenos
Bey vakfının imaret adlı çiftliğinde altı yüz yıla yakın zamandan beri bayrak
çekili olduğu ve bunun Müslüman ve Hıristiyan ahali tarafından kutsal bir mekân
sayıldığı kayıtlıdır. Demek ki bu imaret bölge halkı tarafından mübarek bir yer
olarak görülmektedir ve bu nedenle bayrağa müdahale edilmemesine karar
verilmiştir. Evrenos Bey imâreti, gerçek manada vasfına yakışır bir şekilde
stratejik bir yol olan Via Egnatia’nın Gümülcine yolu üzerinde tesis edilmiş ve
zamanla şehrin gelişimini sağlamıştır. Evliya Çelebi’nin bu imaretin şehir
çarşısında yani şehrin merkezinde bulunduğunu belirtmesi ve bugün hala orada
olması bunun en açık örneğidir.
Bilindiği
gibi vakıf yoluyla kurulan imaretler sayesinde, sosyal imkânları sağlanmış bir
merkezin çevreden gelen halkla kısa zamanda etrafında mahalleler kurularak bir
kasaba şeklinde gelişmesine yol açmıştır. Ayrıca Evrenos Bey imaretinin hem
Müslüman hem Hıristiyan ahali tarafından benimsenmiş olması ise amacına
ulaştığının ve her iki din mensubuna da yüzyıllarca eşit ölçüde hizmet
verdiğinin bir kanıtı şeklindedir. Edirne Salnâmesi’nde de imaretin çarşı içinde yer aldığı, kurucusu ve vâkıfının Gazi
Evrenos Bey olduğu, istisnai vakıflardan yani bir guzât vakfı olduğu ve
Gümülcine’nin fethinden sonra bizzat Evrenos Bey tarafından inşa edilerek
sonradan yenilendiği kayıtlıdır.
1570 yılında
Gümülcine vakfının toplam geliri 45.233 akçe olarak tespit edilmiştir. Ali Bey’in oğullarından
Şemseddin Ahmed Bey, babası ve kardeşi Evrenos Bey ile birlikte akıncı beyi
olarak 1462’de yapılan Eflak seferine katılmış, daha sonraki yıllarda Arnavutluk
taraflarına düzenlenen akınlara iştirak etmiştir. 1466 yılında Tırhala
sancağının tahririnde görevlendirildiği anlaşılan Ahmed Bey Yenice-i Vardar’da
cami, medrese ve imaret yaptırmış, bunlar için 1498’de bir vakfiye
hazırlatmıştır. Îsâ Bey kardeşi Ali Bey’den sonra vefat etmiş olup onun da
türbesi Yenice-i Vardar’dadır. Ayrıca bu şehirde cami ve imareti de vardır. BALKANLARDA OSMANLI
VAKIFLARI VE ESERLERİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU İSTANBUL-EDİRNE 9-10-11 2012
MAYIS Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları / 107 Dr. Ayşegül KILIÇ* Dr., Harran Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü. GUZÂT VAKIFLARINA BİR
ÖRNEK: GÜMÜLCİNE’DE GAZİ EVRENOS BEY VAKFI
Gazi Evrenos Bey
yaklaşık on yıl kaldığı Gümülcine’de Balkanların en eski imaret-hayrat sitesini
kurmuştu. (Şehirlerin gelişme sürecinde, sosyal ve ekonomik hayatında büyük
rol oynayan bu imaret siteleri genellikle bir cami ve etrafında kümelenmiş
yapılar bütünlüğünden oluşmaktaydı) karargahını Serez’e taşırken “olduğu haneyi
imaret ve han yapub kendüsü Siroz’a nakl eyledi” Müneccimbaşı,- hâsılı “gayr-i
ez galle” 15.000 akçe etmektedir. A. Çalı) Gazi Evrenos Bey’e ait Gümülcine
vakfının 1569-70 tarihindeki geliri 42.233 akçedir.
Yaklaşık
beş yüz yıl boyunca seyyahların ikametgâhı, fakirlerin karınlarını doyurdukları
bu imaret, Yunanistan elektrik idaresi tarafından santral olarak kullanılmış ve
büyük hasar görmüştür. Evrenos Bey’in imaretinde aynı anda 500 kişinin yemek
yiyebildiği, herkese iki ekmek ve atlara bir torba arpanın ücretsiz olarak
verildiği kaynaklarda yazılıdır.
Gazi Evrenos Bey yeni üs bölgesi
olarak taşındığı Serez’de de imar çalışmaları yapmış, Gümülcine’de olduğu gibi
Yenice Vardar taşınırken tüm evlerini imaret yaparak ayrılmıştır.
Serez
vakfiyesine göre Evrenos Bey: vakıf gelirlerinin 9/10’ndan,vâkıfın evladına ve
evladının evladına hisse verilmemesini, yalnız fakir ve muhtaç olduklarında
zamanın mütevellisi izniyle diğer fakirler gibi istifade edebilmelerini şart
koşmuştur. Vakıf görevlilerinin aldığı maaşlara baktığımızda ise, mütevelli
vakıf gelirinin 1/10’unu alırken, Serez kadısı günde 1 dirhem ‘Ahi’ olarak
adlandırdığı vekil-i harç yani satın alma müdürü için ise günde dört kap yemek
ve 3 dirhem (bu kişi zaviye çalışanları ve pişen yemekler ile ilgilenmektedir.)
zaviyenin imamına iki dirhem yevmiye, zaviyenin katibi için ise yevmiye 2
dirhem, zaviyenin müezzinine yevmiye 1dirhem,”feke”denilen nakibine ise yine
yevmiye 1 dirhem, Vâkıfın ruhu için Kuran okuyup bağışlayan hafızlar için de 4
dirhem gündelik verilmektedir. Serez vakfının 1528 yılındaki geliri 43.786
akçedir.
Gazi Evrenos Bey’in
Selanik vakfı Gümülcine ve Serez’deki vakıfları gibi müstesna vakıflardan olup
Dimitiriadis’in de belirttiği gibi vakıf Balkanlardaki en büyük vakıflardan
biridir. Ancak Evrenos Bey’in Selanik vakfiyesi günümüze ulaşmamıştır.
Dimitriadis,
Selanik vakıflarının da aralarında bulunduğu Via Egnatia üzerindeki Osmanlı
vakıflarını incelerken, vakıf sahiplerinin Osmanlı yönetiminden daha fazla kamu
hizmeti ile ilgilendiklerini belirtmiştir. Önemli kentlerde yolcuların
ihtiyaçlarını karşılayan kervansaraylar, vakıfların desteğiyle beslenen
cami, bedesten, imaret, hamam ve
çeşme gibi hayır işleriyle ise daha çok vakıf sahiplerinin uğraştıklarını
belirtmiştir. 1530 yılında Selanik vakfına bağlı köylerin toplam hasılı 248.730
akçedir.
Evrenos Gazi’nin üçüncü
uc merkezi olan Yenice-i Vardar aynı zamanda Evrenosoğulları ailesinin de
merkezidir. XVII. yüzyılda Vardar Yenicesi’nden geçen Evliya Çelebi, burası
için” tâ Gazi Evrenos zamânından berü binâ olunmuş camileri ve dükkânları ve
hânları ve mesâcidleri ve bir aded hammâmı olub “öşr-i âdet-i ağnâmı
mü’ebbedü’devrân’ deyü hatt-ı şerifler ile bu yayla Gazi Evrenos evkâfıdır”
demektedir. Yenice-i Vardar vakfının köylerden elde ettiği gelir 1529 yılında
41.688 akçedir.
Ayşe Çalı’nın doktora
tezinde yazdığına göre Gazi Evrenos Bey, oğulları ve torunları tarafından
Yenice-i Vardar’da inşa edilen 5 cami ve mescid, 3 medrese,2 mektep, 1 Kervan
saray, 1 han ve 2 hamam’dan oluşan hayratın pek çoğu Balkan savaşları ve II.
Dünya savaşları zamanında yok olmuştur.
Gazi Evrenos Bey’in
babası İsa Bey (Pranko Lazarat) adına bir türbe yaptırmış ve vakıf kurmuştur.
Vakfiyeye göre vakfın toplam geliri 17.246 akçe olup İsa Bey’in türbesi ile
gelip gidenlerin yiyecek masrafları için yani bir zaviye için harcanacaktır. Bu
zaviyenin varlığı Yıldırım Bayezid han zamanından beri vardır ve gelen
misafirlere hizmet eden zaviye sultanın izniyle tüm gelirleri tasarruf
etmektedir. Vakfın 1648 yılında 2399,1658 yılında ise 2882 akçe geliri var iken
1648 yılında 1058,1658 yılında ise 1595 akçe gideri vardı.
Gazi Evrenos Bey
vakıflarından başka Kara Kaplıca’da gelip geçenler konaklasınlar diye bir han,
Dedeağaç’ta iki bölümlü bir han veya kervansaray, Vodina’da bir cami imareti,
Yanya’da zaviye ve cami, Kesriye’de cami inşa ettirmiş, Tırhala’da da bir vakıf
kurmuştur.
(Gazi Evrenos Bey’in vakıflarıyla ilgili
bilgiler Ayşegül Çalı’nın doktora tezinden alınmıştır) Fahamettin Başar DİA