Bir Suikastın Lojistiği Mossad Paravan Sirketler Ve Türkiye
Bir suikastın lojistiği: Mossad, paravan sirketler ve
Türkiye
Haritalar, faturalar ve paravan şirketler
üzerinden yürüyen karanlık ağ, bir suikastın nasıl “ticaret” kılığına
sokulduğunu gözler önüne seriyor. Mossad’ın Türkiye merkezli lojistik hatlar,
sahte şirketler ve HUMINT üzerinden kurduğu yapı, yalnızca Mohamed Zouari’nin
ölümüne giden yolu değil, modern istihbaratın gizli mimarisini de ifşa ediyor.
Bu hikâye, bir istihbarat dosyasının soğuk diliyle değil, bir çağın
karanlık refleksleriyle, puslu geçişleriyle ve “ticaret” kılığında dolaşan
ölümlerle de okunmalı. Çünkü burada anlatılan, yalnızca iki Türk vatandaşının
İsrail istihbaratı için yürüttüğü bir casusluk faaliyetinin değil, haritaların,
faturaların ve kimliklerin de anatomisi.
KASSAM’IN MÜHENDİSİ
Burada Zouari’ye bir parantez değil, uzun bir paragraf açmak gerekiyor.
Çünkü Zouari, yalnızca bir hedef değil, bu dosyanın kalbinde atan isimlerden
biri.
Tunuslu Mohamed Zouari, hem üniversitede ders veren bir akademisyen hem de
ileri düzey insansız sistemler mühendisiydi. Gizli olarak geliştirdiği
“Ebabil-1” isimli insansız hava aracı, 2014 yılında Kassam Tugayları tarafından
İsrail’le yaşanan çatışmalarda aktif biçimde kullanıldı. Ambargo altındaki
Gazze’nin, kendi imkânlarıyla bu seviyede bir İHA üretim kapasitesine ulaşması
İsrail istihbaratının da dikkatini çekti. Bunun üzerine, doğrudan askerî bir
saldırı değil, daha sofistike bir karşı faaliyet başlatıldı.
Bu karşı faaliyetin ilk somut sonucu Tunus’ta alındı. 15 Aralık 2016 günü,
Sfax’taki evinin önünde arabasına binmek üzere olan Zouari’nin yolu bir kamyon
tarafından kesildi. Ardından motorlu iki suikastçı, susturuculu silahlarla
arabasında bekleyen Zouari’ye 20 el ateş etti. Mermilerden üçü göğsüne isabet
etti ve Zouari olay yerinde hayatını kaybetti. Suikasttan sonra Kassam
Tugayları beklenmedik bir açıklama yaparak Zouari’nin örgütün mensubu olduğunu
duyurdu ve intikam sözü verdi. O güne kadar Kassam Tugayları’nın yalnızca
Filistinlilere açık olduğu düşünülüyordu. Bu açıklamayla birlikte, örgütün
zannedilenden çok daha geniş ve uluslararası bir ağ yönettiği, İsrail
istihbaratının da bunun farkında olduğu ortaya çıktı.
İşte tam bu noktada Mehmet Budak Derya’nın rolü belirginleşiyor. Derya’nın,
Veysel Kerimoğlu aracılığıyla Zouari’nin başında bulunduğu ağa ulaştığı
düşünülüyor. Zouari’ye, insansız araç üretiminde kullanılan ve tedariki son
derece zor olan bazı parçaları sattı. Kağıt üzerinde bu, risk alarak Kassam
Tugayları’na destek veren bir ticari faaliyetti. Gerçekte ise perdenin
arkasında İsrail vardı.
İNSANSIZ DENİZALTIYI ENGELLEYEN SUİKAST
Derya, bu ürünleri üçüncü bir ülke üzerinden temin ediyormuş gibi
gösteriyordu. Ancak üçüncü ülkedeki satıcı şirket, doğrudan İsrail
istihbaratına aitti ve tamamen paravan bir yapıydı. İsrail, bu süreçte
Zouari’nin Tunus’ta tamamlamak üzere olduğu doktora projesini de öğrendi: Uzak
kumanda edilebilen, küçük boyutlu bir insansız denizaltı. Prototip aşamasına
gelen bu proje, İsrail açısından kırmızı çizgiydi. Hem projenin tamamlanmasını
engellemek hem de 2006’dan bu yana Kassam Tugayları’na ciddi teknik katkılar
sunan Zouari’yi ortadan kaldırmak için düğmeye basıldı.
Mehmet Budak Derya’nın sağladığı cihazların bu operasyonun tam olarak
neresinde durduğu ve Mossad’a ne ölçüde katkı sağladığı sorusu hâlâ net bir
cevaba sahip değil. Ancak Zouari, istihbarat servislerinin hedefinde olduğunu
biliyordu. Suikasttan yaklaşık bir yıl önce Malezya’ya taşınmayı planlıyordu.
Fakat öldürüldüğü sokaktaki tüm güvenlik kamerası kayıtlarını silen el,
Suriyeli eşinin Tunus vatandaşlığı almasını da engellenmişti. O ve ailesi bu
nedenle Malezya’ya gidemedi.
Suikast sonrası Tunus hükümeti, operasyonun içinde üç Tunus vatandaşı ve
sekiz yabancının bulunduğunu açıkladı. Bu çok uluslu istihbarat operasyonunda,
Zouari’ye drone parçaları satan ve kendisini Kassam’a yardım eden bir iş insanı
gibi sunan Mehmet Budak Derya ile Veysel Kerimoğlu bu sekiz kişinin arasında
mıydı? Ya da bu on bir kişinin tamamına eyleme geçirilebilir istihbarat
sağlayan ağın merkezinde mi duruyorlardı?
Bu soruların cevabı hâlâ meçhul.
Bu model, İsrail’in Hizbullah’a yönelik çağrı cihazı ve telsiz saldırıları
öncesinde kurduğu paravan şirket sarmalına şaşırtıcı derecede benziyordu.
Nitekim Lübnan’daki çağrı cihazı saldırılarından iki gün önce, 16 Eylül
2024’te Türkiye üzerinden Lübnan’a giden bir kargo MİT’in dikkatini çekti.
Tayvan menşeli SMT Global Lojistik Limited tarafından taşınan dört paletlik, 61
koliden oluşan ve 850 kilogram ağırlığındaki yük, Hong Kong–İstanbul seferiyle
İstanbul Havalimanı’na gelmişti. Kargonun 27 Eylül’de Beyrut’a gönderileceği
belirlendi.
Kriminal incelemelerde cihazların bataryalarına, sinyal ya da ısı yoluyla
patlatılabilecek yüksek yanıcılığa sahip maddeler yerleştirildiği tespit
edildi. Düzenekler, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarında kullanılan sistemlerle
büyük benzerlik gösteriyordu. Aynı günlerde Çin’den Lübnan’a giden başka bir
kargo da vardı, ancak bu kargoda sorun görülmediği ve şirket sahibinin sicili
temiz olduğu için müdahale edilmedi.
“KHALAS HAMAS”TA İZLERİ VAR
2021’de İsrail istihbaratı, Google altyapısını kullanarak “Khalas Hamas”
adlı bir internet sitesi yayınladı. Sitede Hamas’ın Filistin dışındaki
yapılanmasına dair son derece detaylı bilgiler yer alıyordu. Zouari’nin mensubu
olduğu birimden, örgütün siber saldırı departmanına kadar pek çok yapı ifşa
edilmişti. Hangi ismin, hangi birimde ne yaptığına kadar detaylar kamuoyuna
sunulmuştu. Bu kadar kapsamlı verinin nasıl toplandığı büyük bir soru
işaretiydi. Kaynaklara göre, bu bilgilerin toplanmasında Veysel Kerimoğlu kilit
bir rol oynadı. Örgüt içinde kimliği en sıkı gizlenen isimlerden biri olan,
“Murad el Tunisi” kod adlı Mohamed Zouari’ye ulaşabilen Kerimoğlu’nun bu ağda
yer alması, pek çok sorunun cevabı gibi duruyor.
On üç yıl boyunca Luis, Jesus/Jose, Dr. Roberto/Ricardo, Dan/Dennis, Mark,
Elly/Emmy ve Michael kod adlı Mossad subaylarıyla çalışan Mehmet Budak
Derya’nın yönettiği ağın tam boyutları kamuoyu tarafından hâlâ net olarak bilinmiyor.
Ancak bir gerçek artık saklanamıyor: Bu ağ, Filistinli ve Lübnanlı örgütlere
ciddi zararlar verdi ve MİT’in operasyonuyla İsrail, bölgede kurduğu büyük bir
“nüfuz” ve “duhul” mekanizmasını kaybetti.
Uzun yıllar boyunca ticaret, lojistik ve teknoloji kılığına sokulmuş bu çok
katmanlı istihbarat dehlizinin Türkiye ayağını adım adım çözen, kargo
paketlerinden paravan şirket zincirlerine kadar uzanan izi sabırla takip eden
Milli İstihbarat Teşkilatı, yalnızca bir hücreyi değil, İsrail istihbaratının bölgeye
nüfuz etmek için kurduğu karmaşık bir mimariyi de deşifre etti. Bu operasyonla
birlikte, görünmez olduğu sanılan bağlantılar görünür oldu, ticari ambalajlara
saklanmış suikast teknolojileri açığa çıkarıldı ve Filistin ile Lübnan
sahasında yıllar içinde örülen bir ağı ciddi biçimde felç edildi.
Bu hikaye, istihbarat başarısının, yalnızca bilgi toplamakla değil, savaşın
biçim değiştirdiği bir çağda hayatları kurtarabilecek refleksi geliştirmekle
ölçüldüğünü bir kez daha gösterdi. Geriye ise şu soru kaldı: Ticaret gibi
görünen bu ilişkiler ağı, kaç hayatı daha hedef aldı ve kaç ölüm, hâlâ kargo
kutularının içinde bekliyor?
https://www.karar.com/gorusler/bir-suikastin-lojistigi-mossad-paravan-sirketler-ve-turkiye-2028720
Cihat Arpacık
12/02/2026
00:01[email protected]
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.