
Düşler ekili, saçağında mevsimin
Sevecen tebessümlerin iz düşümü
Elbet mevsimsel bir ç/ağrıdan çok öte
Sancılı öyküler biriktirdiğim düş
şafakları.
Ah, düşemedin bir kere bile
İçimde saklı bir yemin
Öldüremediğim yalnızlık dolu mevsim
Göğün en soluk karesi
Göğsümde saklı aşkın ibaresi
Hüsnü kuruntu değil asla uzaklığın
Uzağına gitmenin geldi artık zamanı…
Ah, rengim
Ah, hicvi sözcüklerin
Civcivli bir yeryüzü
Gagaladığımsa çaresizlik ve özlem
Elbet kenetlendiğim
Bazense kitlendiğim
Kıramadım şu zincirleri
Gel gör ki bağlandı bir kez hasretin
basireti.
Öksüz sanma düşlerimi
Ötenazi yapamadığım mazi
Sağanağıdır sözcüklerim rahmetin
Temsili resmi
Elbet içimden firar edilesi bir hazan
Zemherilere sokulsam da zaman zaman
Hala solmadı güleç yüzü
Nevbahar’ı mı hüznün?
Sanma öykümü de kimsesiz
Öykündüğümse yalan
İhtimamla sevip sarmalarken
Hangi beyitte saklarım ben
diyemediklerimi?
Yorgun ruhlar sokağı
Düş geçmez buradan apartmanı
Ve işte en tepesindeyim ömrün
Sandalım delik küreklerinin biri
hüzün
Diğeri ise s/üzgün yüzüm
Düşmez asla bin parça yüreğimden
Geride kalan sadece verdiğin hüküm
Yükümse hayatın özeti
Özveri ile sevmenin meali mi sahi?
Hani, söylenceler saklı
Sunumu günün atarken gecenin şafağı
Bir renksem solgun
Bir yitim bildiğim her kazanım
Yanlışa düşsem de kimi zaman
Seyrelen zamandan akan bunca meram
Elbet yağacaktır yeniden umudun
Veryansın ettiği değil de yalan
Yalan ayak düşüp de yola
Yalın yüreğimde saklı o bitimsiz
vaveyla.
Göz ucunda dahi saklı değilim
ruhunun.