Bir mevsimi yoktu belirsizliğin
mizacına yenik düşen aşkın güftesine denk düşen özlemin seyri gibi mavinin
uzağında kalan bir dehlize dökülen öfke gibi geçmişin kırıntılarını gagalayan
besili kuşun zifir yüklü kanatlarına değen ellerime dokunan hüzün gibi
vasıflarımı gömdüğüm bir içimlik şiir miydi hüküm veren içimdeki garibe uzanan
ellerden çektiğim yetmedi mi?
Bir tanısı yoktu bir tınısı da
İçime doğan güneş ne zamanki
El ayak çekti tenimin dokusuna konan
kelebek misali
İçre dönük bahtın elemi
Dışa dönük yüzümde sarkıtların gizemi
Damlayan yaş ve yas
Damıtan aşk ve eşrafım
Göğe de konuşlu bir bulut gibi
İçimi diktiğim her şiire ekli
Bir ümit gibi salımında mevsimin
Yürek özürlü bir bakışa aldandığım
Gel gör ki kalbimi kaptırdığım
Mevsimsiz bir hüzne biat
Sefil göğün yerlisi bir bakışa mı
ıraktı sessizlik?
Kıyıma uğrayan varlığımdan mademki
Çekildi el ayak
Ve işte gecenin titrine vakıf
Hazan yüklü duygulara sadık
En çok ihya edilesi bir sevda
masalında
Anlatıcısı olmak hayatın
Dokunaklı filan da addedilmesin hani
Üstüne serildiğim zeminden
Kayıp düşen bir yıldıza nutuk attığım
Aslında yıldızın ta kendisi
Ne hicran ne selam ne kelam yeter
içimdeki
Acıyı yok saymaksa meramım
Yokluğuna şükreden bir varlık
edasıyla
Sırra kadem basan o güzel günlerim
nerede?
Kuş bakışı sarıldığım iklimde
Yüreğimde saklı eski dostlarım
nerede?
Bir safsata imiş mutluluk
Bilip bilmeden yürek açtığım devasa
evrende
Saklı tek kayıp ruh ben miymişim
sahi?
Ayracı dünün güne tuzak
Varlığı esefin illa ki bahara uzak
Komplimanlar yüklü şu beyaz bulut
Mademki ırak kaldı yürekten
Beyazlığına asılı olduğum her duygu
sonsuzluk
Kadar kutsal bir saltanat
Bilip bilmeden sefanın cefasını
çektiğime biat
Sözcüklerden kurduğum bir cennet
Artık nasıl bir iştiyaksa
Sessizliğime gömüldüğüm ömrün bekası
Elbet yarınlarda saklı gel geç bir
hayal kadar
Tutulsa da nutkum
Umut idi baş tacı ömrün.