İmkan Sızı Gerçek Kılmak Adına
Yalpalayan bir gemi olabilirdim ya da
yüzen bir kuş.
Kaç bayt olduğunun ise önemi yok
kalbimin çünkü ben yüreğimin sonsuzluğunun rüştünü çoktan ispatladım.
Sevdiğim kadar da var kendimi, hani:
Çünkü:
Ben hem imkan/sızım.
Hem de imkansız olan ne varsa gerçek
kılmayı seviyorum ve bunu bir ömür defalarca ispatladım.
Ne çekincem var ne de çelişki
yüklüyüm ayan beyan:
Ayaklarına basan bir tavus kuşuyum
kimine göre:
Kimine göre…
Bir kuş olmaksa hoşuma giden ama
addedilen o tavus kuşu değil kukumav kuşu hiç değil belki de kuş ırkının en imkânsız
canlısıyım ayakları ile uçuşa geçebilen aklı beş karış havada bir insanoğlu.
Aslında aklım beş karış havada
derken, anlamlandırmak istediğim iç dünyamın zenginliğinin pek çok şeye baskın
geldiğini.
Misal mi?
Dedikodu potansiyelim yoktur ve ev
hanımları gibi yemek tarifi veremem birilerine çünkü yemek yapmakla başım hoş
değil.
Sevdiğim yemeği yaparım bir şekilde
tarifini bulup bir güzel de yakarım sonra yanmayan kısmından afiyetle yerim.
Çocuk dilinden ise anladığımın
sanırdım ya, şimdiki nesil?
İşte imkânsız olan bir dip not:
Ama yüreğimi verdim mi bir çocuğa
nasıl da alırım avucumun içine daha doğrusu yüreğimin merkezine.
İmkânsız dedik değil mi?
Çok örnek var verebileceğim aklınızın
almayacağı:
Misal…
Seneler seneler evvel, aklıma esip de
işi gücü bırakıp yüksek lisans yapmaya kalktığım o içimde fırtınalar kopan
gençlik yıllarım ve başka bir branşın eğitimini almış olsam bile psikolojiye
gönül verip ve de eve kamp kurup, 15 gün içerisinde sınava hazırlanıp derece
ile bölümü kazandığım günler.
İmkânsız olan ne varsa…
Bir de bölümdekilerin burun kıvırıp
bunun ardını getiremezsin dedikleri ve bölüm birincisi olduğum.
Sonrası bende kalsın.
Dahası da var:
Bundan birkaç sene evvel Şubatın ilk
günü yazmaya başladığım ilk romanım ve cüce Şubat bittiğinde tamamlayıp
yayınevine gönderdiğim Koltuk isimli kitabım.
Sayılarla aram hep iyi olmuştur
analitik zekâmı severim ve yazmaya başladığımdan bu yana sözcüklerle ip
atlamayı çok seviyorum.
Ve imkânsız olan bir şey daha ki sonu
kötü bitse bile…
KOAH hastası olan annem ve de kalp
yetmezliği ile mücadele veren ki defalarca aylarca acile götürüp yoğun bakımda
kalıp sonra hiçbir şey yokmuşçasına eve döndüğümüz ki iki kere de kalbi
durmuşken ve yaşamaz dedikleri rahmetli annem ve her şeye rağmen üstüne üstük
yatağa da bağımlı iken dört yıla yakın yaşam mücadelesi verdik beraber ve işte
3.defa kalbi durduğunda geri döndüremedi onu doktorlar.
İmkânsız olan.
Dilerdim ki imkânsız olanı sonuna
kadar götürüp keşke bu gün sağ kalsaydı annem elbet takdiri İlahi ama insan
sebat ettikten sonra azimle yoluna devam ettikten sonra inancın da maneviyatın
da duaların da devreye girmesi ile imkânsız olan imkan dâhilinde gerçekleşiyor.
O sızı.
Hani imkân/sızı gerçek kılmakla
ilintili.
Ve mücadele etmek.
15 yıla yakındır yazıyorum ve yazmaya
ilk başladığımda çok kere çelme takıldı ve hayli üzdüler beni ama üzüntü benim
sermayem olmuşken bir ömür ve işte üzüntüyü Edebiyata çevirdim nerede ise
binlerce şiir ve nesir doğdu ve yüzlerce hikaye.
İmkânsız.
Belki de benim imkânsız olan hani
günümüz dünyasında insanlar mevki, konum ve statü davası güderken…
Hoş aslında ben de o davalardan
birini hatta bir kaçını güdüyorum çünkü ben de insanım hem de kalıbının adamı.
Ne komik bir betimleme oysaki:
Kalıbının adamı sonuçta ne heykelim
ne heykeltıraş ama kalıbımı da yerine getiriyorum gerçi süsten ve gösterişten
uzak bir insan olsam bile ki bunu da yanlış anlayacak hemcinslerim:
Bakımsız değil sadece yapaylıktan
uzak…
Misal bir ömür saçımı boyatmadım ya
da abartılı makyajdan da haz etmem…
Hım.
Kavram karmaşası.
İmkânsızı dillendirirken geldiğimiz
nokta:
İmkânsız.
Demem o ki:
Benim için imkânsız olan hiçbir şey
yoktur dediğim gibi:
Tüm davalarımda da haklı olduğum
kadar…
Ve nasıl ki:
Beynim ve de duygularım benim
sermayemdir…
O halde yola devam…
İmkân/sızı gerçek kılmak adına…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.