S/onsuzluğun nakşıydı gece: elbet
sessizliğe hürmet eden bilge ve konuşlu bir isyana en çok da yalnızlığın
tayfası oysa çoğul bir tekil idi aşk elbet hürmeten evrene uymaksa düzeni
olmalı mıydı bir engel ya da neden?
Nedensiz sevdim ezelden
Efemine gölgeler
Sürten hecelerin na’şında
Göğe attığım çapa
Ayrık dişleri güneşin
Güneş ne ki, hafız?
Sen görmedin mi içimdeki feri?
Sözcükler cürüm yüklü
Aşk hicabın kendisi ve yalnızlık
hükümran
Göğe denk düşen bir hiciv benimki
Elbet bir de hüviyet
Kazan kaldırdığım bir cesaret ki
Saklı mı sahi düzensiz düzende?
Pekişen bir asalet
Her şiir ve her sözcük
El avuç açan bir kalantor heceyi de
Öldürdüm mi imgelerle.
Şerh düştüğüm her gün
Her günde eşlik eden neyse neden
Nedensiz bir arızayım ben
Eşi menendi olmayan bir huzme
Kanamalı mevsimden çaldım bu şiiri
Çalamadığım ne kaldı ki kendimden
başka?
Piyanomun fildişi tuşları
Tuşladığım her rakam
Aptal telefonun bağlandı bir kez
basireti.
Akıllı bir cihazdan akıllı ise insan
İnsanüstü bir güçle iz sürerken
Kendinin peşinde
Kimlik dediğin ne ki, hafız?
Kimliksiz geçmedi mi ömür?
Ne kinaye ne zaruret ne ihanet
Etmedim elbet
İçimdeki çocukla hemhal
Taşkın bir denizden firar eden son
damla
Kadar hazanı kürediğim
Küstüğüm de nicesi
Künyemde yazılıdır hayatın neşesi
Bilemezsin ki bildirmem.
Bilseler de alınmam üstüme
Mağdur kılındığım her sahne
Oysaki hayatın ta kendisiyim:
Vakur bir güneşten de öte
Yıldız olmanın neresi kötü hem?
Kayarken gün ve gece
Kırpan hangi şairse kuyruğumu
Şahikanın ılımlı sevgisi ile hemhal
Bir kuşkanadı ve kuş bakışı hayata
Yaşam çeşmesi madem bunca duygu ve
hülya
Sabah akşam eserim
Esaretime kul köle artık neyin
aklıysa.
Cesaretimle yazarım her şiiri
Belki bir meziyet belki eziyet
Aslında aczi yet yüklü bir kehanet
İçimdeki keşfe henüz başladım hem.