Gölgeli bir sağanak adeta verilen
muhtıra. Ya, varılan nokta?
Sözcüklerin dibine dayalı aşkın
hünkârı ve her süreçte sökün eden bir nefes bir heves ne de olsa müdavimi insan
duygularının ve renkler kolaçan eden yeri göğü bazense kasvetli bir sağanak içimiz
dışımıza bulaşmışken özünde saklı her acı her renk elbet konuşlu yürek ne de
olsa ruhtur yarınların muhtırasında düşüp de yola elbet hayatın diğer adı umudu
koklamak bir çiçek gibi nazenin bir sıfat ki sözcüklerin dikildiği.
Mahkûm kılındığın esaret değil
aslında.
Sevdiğin kadar sadık kaldığın cesaret
Çiçeklerin ruhunda saklı bir gizem
gibi
Renklerin coşkusuna tapınan nice kuş
ve doğa
Müzminse aşk, sıfatların en kralı
yakışır elbet yakışır
Aşkın bitimsiz sağanağına.
Sağ elin sağdıcın Besmele
Sevgiyle erdiğin her düş
Kanıksanası bir vazgeçiş belki de
İdrak ettiğin kadar hayatın da tozu
dumana katılmış
Sevginin ihtiva ettiği o coşku ve
özlem
Bazen yollara takılmış bakışın
Gözünün ferinde isyan kimi zaman
Gördüğünden öte görmek istediğine
işaret
Yalnızlıksa en kibirli sancı.
Mahzun yüreğin münzevi benliğin
Mutabık kaldığın kadar zihninin
Renkleri…
Gri hücrelerinde beynin ve beyitlerin
gezindiği
İmha etmekse dünü
Ne saklıysa ömrün sunumu illa ki
içtenliğin özrü.
Kanatlarında vaveyla
Ruhunda kilit altına aldığın söyle
hangi dünya?
Kaçışan ayakların
Kaçırdığın gözlerine teslim ettiğin
Elbet aşkın sancağı
Müdavimi olduğun kadar özlemin
Sevmeye de değecektir hani
Ne kadar çıksa da yoluna mani
Emsalsiz bir mutluluk
Kardığın mevsimde
Kanamalı bir sağanak olsa da aşk
Şakıyan kuşlara tutkun yürek.
Tutulsa da nutku
Elbet iç sesin gelecektir kâfi.
Varsın kandığın kadar
Yalnızlığın resmini çek sen
Yazdığın her şiir ettiği kadar
müsaade
Nefesini tut ölü günden kalansa
geriye
Elbet sevmenin, yazmanın coşkusu
İlla ki mutlusun dokunduğun kadar her
yüreğe
Bir fısıltı ise kulağına çalınan
Lakin daha da çok sözcük var
söyleyeceğin.
Esen rüzgâra teslim olmuş kalemin
kaderidir
Yazdığın değil yaşadığın kadar
Yazacağın her şiir…