Yürümek İstiyorum
Adımlarım yankılanıyor boşlukta,
Bir ses arıyorum, bir nefes, bir iz…
Yalnızlığın taşlarına sürtünüyor ayaklarım,
Her köşe başında görünmez bir gölge duruyor.
Gökyüzü ağır, gri bir perde gibi,
Çatılarda gizli bir öfke dolaşıyor.
Uyuyan şehir, uyanık tek ben ve yol,
İkimiz birbirimize sırdaş olmuşuz.
İçimde küçük küçük titreyişler,
Sanki devasa sessizlik beni kuşatıyor.
Pencereler kapanmış, bakışsız duvarlar,
Bir görmeyen yüz gibi bana dönük.
Ama yine de yürümek istiyorum,
Karanlığın içinden bir ışık arar gibi.
Belki bir dost eli uzanır ansızın,
Belki bir şarkı, bir umut doğar içimde.
Adımlarım uzuyor, yol bitmek bilmiyor,
Her taşın altında bir hatıra gizlenmiş.
Bir zamanlar gülüşler dolanırdı bu sokakta,
Şimdi yalnızca sessizlik yankılanıyor.
Bir lamba titriyor uzak köşede,
Sanki bana göz kırpan bir umut gibi.
Karanlık ağır, gölgeler uzun,
Ama içimde hâlâ bir ışık arayışı var.
Yorgun bedenim sürükleniyor,
Kalbim ise hâlâ bir şarkı söylüyor.
Belki bir dost sesi çıkar karşıma,
Belki bir kapı aralanır ansızın.
Ve ben yürümeye devam ediyorum,
Çünkü biliyorum her yolun sonunda
Bir insanın sıcaklığı, bir kelimenin merhameti
Bütün karanlığı dağıtabilir.
Kaldırımın üzerine bir gülümseme düşmüştür diye onu arıyorum,
Taşların arasında saklı bir sıcaklık, bir iz arıyorum.
Her adımda yalnızlığın gölgesi büyüse de,
Bir tebessümün ışığıyla yolumu aydınlatmak istiyorum.
Karanlık ağır, gökyüzü suskun,
Ama içimde hâlâ bir çağrı var
Bir yüz, bir ses, bir dost bul diyor bana,
Ve ben yürümekten vazgeçmiyorum.
Belki bir pencere aralanır ansızın,
Belki bir şarkı sızar kapalı kapılardan.
Belki de kaldırımların taşları,
Bana gizlice gülümser, beni teselli eder.
Ve ben arıyorum,
Bir gülümsemenin insana dokunan sıcaklığını.
Çünkü biliyorum:
Bir tek tebessüm bile bütün karanlığı dağıtabilir.
Mehmet Aluç