Aşk Seninle Birlikte Bir Nehir Gibi Akıyor İçimde
Aşk Seninle Birlikte Bir Nehir Gibi Akıyor İçimde
![]()
![]()
![]()
Aşk, bazen anlam veremediğimiz sözlerin arasından doğar.
İnsan, kendini bir sessizliğin içinde bulur; söylenenleri duymasa da kalbinin
derinliklerinde başka bir dil konuşur. O dil, nehirlerin akışı gibidir: sonu
olmayan, sürekli çoğalan, içimizi taşıyan bir akış. Biz, bu akışın içinde
sürüklenirken yalnızca kendimizi değil, birbirimizi de taşırız. Kalbimizde açan
çiçekler, aşkın en insanca kanıtıdır. Her dokunuş, bir yaprak; her bakış, bir
renk; her sessizlik, bir kokudur. Aşk, baldan tatlıdır çünkü yalnızca dilimize
değil, ruhumuza da değen bir tat bırakır. Ve biz, bu tadı her hatırladığımızda
yeniden doğarız.
Aşk, insana yazılmış en uzun en güzel cennet kokan alın
yazısıdır haktan. Her son, mutlu olmak zorunda değildir; ama her başlangıç,
umutla başlar. Biz, bu umutla yürürüz. Sen belki ilk mutlu son değilsin; ama
seninle başlayan her cümle, geleceğe taşınan bir huzurdur. Aşk, bir nehir gibi
akarken bizi birbirimize bağlar; bir çiçek gibi açarken kalbimizi
güzelleştirir. Ve biz, bu akışın içinde kaybolmayız; aksine, kendimizi buluruz.
Çünkü aşk, sessizliğe gömülmez; yankısını geleceğe taşır.
Sen aşkla mı doğdun? Bazen düşünüyorum; kalbine dokunan her
şeyin bu kadar ışık saçması başka nasıl açıklanabilir? İnsan, dünyaya yalnızca
nefes almak için gelmez; bazen bir bakış, bazen bir söz, bazen de bir
sessizlikle başkasının kalbine yerleşmek için gelir. Senin varlığın, sanki doğduğun
anda bile aşkın ilk yankısını taşıyordu.
Aşk, seninle birlikte bir nehir gibi akıyor içimde. Sonu
olmayan bir akış, durmadan çoğalan bir huzursun sanki. Seninle yürürken,
kalbimde açan çiçekler bana şunu hatırlatıyor: belki de sen, aşkın kendisinden
yapılmışsın. Çünkü her kelimen, her dokunuşun, her susuşun baldan tatlı bir iz
bırakıyor. Ve ben soruyorum kendime: her yazılan son mutlu olmak zorunda mı?
Belki değil. Ama sen, ilk mutlu son olabilirsin. Çünkü seninle başlayan her
cümle, geleceğe taşınan bir yankı oluyor. Sen aşkla mı doğdun, yoksa aşk
seninle mi doğdu? Bunu bilmek zor değil: ikisi de aynı anda oldu.
Aşk, sessizliğe gömülmez; yankısını geleceğe taşır. Seninle
paylaştığım her an, geleceğin sessizliğinde bile hatırlanacak bir iz bırakıyor.
Biz, bu izlerin içinde var oluyoruz. Yalnızlık bizi ayırmaz; aksine,
birbirimizi daha derinden duymamızı sağlar. Çünkü sen aşkla doğdun, ben de
seninle yeniden doğdum. Aşk, bazen içimizdeki gökyüzünü açar. Nehirler gibi
akmaz yalnızca; bulutların arasından sızan ışıkla kalbimizi aydınlatır. Seninle
birlikte yürürken, her adımda yeni bir ufuk belirir. Yalnızlık, gölgeleriyle
üzerimizi kapatmaya çalışsa da, aşkın ışığı gölgeleri dağıtır.
Kalbimde açan çiçekler, bu kez bir bahçeye dönüşüyor. Her
hatıra bir ağaç, her dokunuş bir yaprak, her söz bir rüzgâr... Bahçenin içinde
dolaşırken, senin varlığın bana şunu hatırlatıyor: aşk, yalnızca tatlı bir an
değil, aynı zamanda büyüyen bir yaşamdır. Aşkın tadı baldan öteye geçer; bazen
tuzlu bir gözyaşında, bazen acı bir ayrılıkta, bazen de yeniden kavuşmanın
şekerinde gizlenir. Tatların çeşitliliği, aşkın insanca yanını gösterir: her
duyguyu kabul eder, her acıyı dönüştürür, her sevinci çoğaltır. Ve mutlu son bu
dünyada yoktur, ahrette vardır… Ama aşk, mutlu sonu aramaktan çok, yolun
kendisini güzelleştirir. Seninle başlayan her yolculuk, sonuna bakılmaksızın
bir anlam taşır. Çünkü aşk, bitişi değil, var oluşu anlamlı kılar, vesselam.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.