Süleyman Abi

Süleyman Abi
Dünya darlığına hapsetti kendini 
Ateşten parmaklıklar ardına koydu kalbini. 
Deli gömleği giydirdi kendine. 
eşyanın dizi dibinde dilenmeye durdu. 
Ucuza sattı kendini. 
Avuçlarında tutamadı sevenlerini
Her an yenilenirsin, 
her gün yenilenmeye değersiniz diye 
dil döktü gün doğumları 
ve baharlar boyunca

Sağır duvarlarını aşmalıydı 
Merhamet gözeneklerini açmalıydı. 
Bencilliğin soğuk kalesinde bir çatlak bulmalıydı. 
Susuşları çoğaldı. 
Susayışları arttı. 
Yükü ağırlaştı.

Ah bir anlatabilse… 
İnsana kendi gerçeğini gösterebilseydi. 
Her kalbe dokundurabilseydi dilini. 
Heceleri yağmur edebilse. 
Dağıtabilseydi uykunun büyüsünü. 
Göklere dil olsa. 
Ufkun ardına inandırabilseydi insanları. 

*

Süleyman Abi
Göğsünde ki yufka yüreği ile. 
Şefkat kanatlarının indiriyordu
insanların hırçın yüzüne.
Üzerine toprak atılmış tohumlar gibiydi onlar
Şaşkın. 
Bıkkın. 
Yorulmuş.

Buna da razı olmuştu çoktan. 
Ötelere ağmaya yüzü yoktu 
Kabuğunu kıramamaktan korkuyordu 
Darlığın kuyusunda uyutuyordu 
kalbini. 
Kalbine yazılan söz ağacını çürütmeye meyilliydi.
Azalmaya sürgün ediyordu kendini. 
Göğe bakmayı unutuyor,
Göğe bakmaya utanıyordu.

Ağrılarını susturmayı çare sanıyordu 
Kalbinin ağlayışlarına sağırlaştıkça, 
azalıyordu nefesleri.
Yükü ağırdı .
Huzurla var olamıyordu an içinde. 
Geçmişin hüzünlerini yüklüyordu kalbine. 
Geleceğin korkuları altında eziyordu,
gününü. 

*

Süleyman Abi
Hayallerinin uzandığı yerde 
ayrılık acılarıyla tanışıyor ,
kırılıyordu kendine yar ettiği aynalar. 
Düşlere düştükçe, solduruyordu ümitlerini. 
Taşıyamıyordu kendini. 
Kalbinin çığlıklarına sağırlaşmaktan başka 
çare bulamıyor, 
Uyutuyordu duygularını.

Halbuki biliyordu .
Düşüşün yanındadır çıkış. 
Yokuşların ardındadır düzlük. 
Fena yokuşunun sonundadır sonsuzluk. 
Kışın göğsünde saklıdır baharın renkleri. 
Karın soğuğunda ninnilenir yeni dirilişin kârı. 

Göklü  yağmurlarla 
kalbinin çölü yeşillenecekti insanın. 
Adının iyiler arasında anıldığını öğrenecek. 
Sevdalarının sonsuzluğa yazıldığını fark edecek. 
Göğsüne bu kalbi koyanın, 
bu kalbin kanatlarına göre 
bir gök hazırladığını görecek. 
Bu böyle yarım kalmayacak, 
üstü tamamlanacaktı

*
Süleyman Abi
Zor yokuşları adımlıyordu 
Elinden tutarak yokuş ehlinin. 
Dizleri kanaya kanaya… 
Sözleri yaka yaka…
Yokuşa vurdu adımını. 
Yürüyordu
Kalbinin adımlarıyla. 
Başka her türlü rağbeti ayaklar altına alasıya…

Ne yürüyüşleri bitti 
ne  adımları kesildi bu vadide. 
Çıkardı başından dünün hüznünü 
ve yarının korkusunu 
Her acıda, 
her sendeleyişte, 
her tereddütte. 
Her günahta, 
her düşüşte 
günahınca ağlıyordu

Bu sedef denizine yağmaz oldu 
o eski yağmurlar
Şimdi kalbini Mevlaya  nasıl sunsun
Lütuf ve Kerem Sahibine
Göğün ve yerin Sahibine
Ne söyleyebilirdi ki 
Buradasın
Uyanıksın
Varsın ya!
Her şeyimle muhtacım 
Sana

*
Süleyman Abi
Takılıp düşecek değildi dünya eşiğine. 
Kalktı …
Kalbinin olduğu yere sığındı ezikliğiyle
Ellerini sonsuzluğa açtı
Yalvarışlarını göğe uçurdu 
Zamanın dal uçlarında tomurcuklandı ümitleri
Hüzün renkli çiçekleri

Dünya kuyusunda 
unutulmadığını anladı
Varlığın Sahibi. 
İnsanı düştüğü yerden kaldırırdı
İlk düşen Adem gibi. 

Uçurum başlarından 
çekip alırdı kulunu Rabbi. 
Kaldırırdı ağırlıkları belinden. 
Varlığın önemseniyor. 
Acıların ciddiye alınıyor. 
Saklı sancılarına çare var. 
Gizli sevdalarının karşılığı var.
Unutulmuş değilsin, asla .
Fısıltıları düştü kulağına

redfer




 




( Süleyman Abi başlıklı yazı redfer tarafından 27.12.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu