
Masada Kalan Son İzin
Kurak taşlara serpilmiş
bir serinlik gibi
Daralan odalarda
Bir nefesi ateşe
veriyorum
Karanlık bir iz
bırakıyorum
Sözlerin sahilinde
Bir hayalin geziniyor
Uykunun ıslak perdesinde
Bir geceyi çiğniyorum
En karanlık yerinden
Bir çiçeğin tadı sızıyor
boğazıma.
Gökyüzünde şiir
Kimi renge dönüyor
Burada ona gece rengi
diyorlar
Ben ona senin rengin
diyorum
O renge yıldız bakışların
ne çok yakışıyor
Parlıyor evrenim sana
Yalnızlık sokaklarında
yürürken
Ceplerimden ellerimi
çıkarınca
Bir boşluk düşüyor
kaldırıma
Adımı unutan bir
uğultuyla
Kayboluyor sessizliğin
içinde
Biraz daha seni
biriktiriyorum
Kalbimin kasasında
Biraz daha kendimi
kaybediyorum
Eksildikçe
En ağır armağanım
oluyorsun
İçimin gizli odasında
Camın üzerinde
Bütün birikimlerimi
diziyorum
Harf harf bakışlarını
Yan yana getiriyorum
Birlik olup dönüyorlar
Gitmeyi bilen yanların
Kalanların önüne set
çekiyor
Donuyorum
Hiçlik dokunuyor
parmaklarıma
Ne çok soğuk yüzler var
Gitmemeyi alışkanlık
edinmiş,
Vedalaşmadan uzaklaşan
Sessizliği
En çok beni üşüten
Ne çok yüz üretmiştin
oysa
Bir tek kişiden
Ne çok eklemiştim sana
Hiçbirine denk gelmesem
de
Ben hepsinin içinde
Hep seni sevmiştim
Bir tane
Gelmeyi bilen olmasa da
Seni beklemeyi ekleyip
Açık kapılarımın kilidini
açmıştım
Seninle birlikte akşamı
toplayıp
Masada kalan son izini
Işığın altından da
bırakmıştım
Şimdi ceketimi ilikleyip
Üşümenin üstüne koymuştum
Kimine adını daha az
söyleyip
Susuşlarımdaki izlerle
Tutmuştum kendimi
Bütün yüzlerim dökülüp
gittiğinden beri
Gece tozarak sökülüyor
tenimden
Ben yarım yarım ağlarken
Eski bir hüzün çınlıyor
içimde
Boşluk yerine.
Kalan o son boşluğu
Şiirin altına imza sen diye atıp
Her gece onunla avunuyorum
Mehmet Aluç