Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Zaman Bizi de Böyle Gömüyor

Zaman Bizi de Böyle Gömüyor


Zaman Bizi De Böyle Gömüyor

 


Gözlerim karanlık bir limanın kıyısında,

Rüzgâr eski duvarlara yaslanmış bekliyor,

Dalga kendi fısıltısını kıyıya emanet ediyor.

Bir sokak var, sessizce kıvrılıyor,

Ayak izlerinin yokluğuyla derinleşiyor.

Her dönemeçte bir duraklama,

Her köpükte bir davet,

Her turnanın kanadında bir yanık.

 

İçimde bir oyuk, avuçlarımda eriyen bir iz,

Bakışlarımda bir gidiş,

Yüreğimde bir kum fırtınası.

Senin boşluğunla genişleyen bir mahalle bu,

Fenerleri soluk, caddeleri bitkin,

Kuş seslerinde bile bir hasreti taşıyor.

Bir akşamın bitişi değil bu,

Bir hayatın çatlamış camı.

Ellerimde bir meyve suyu,

Ekşiyle bal arasında,

Birlikte yudumlanması gereken.

Ve ben, her solukta seni anan,

Her sessizlikte seni bulan,

Her tökezlemede seni gözleyenim.

Gel, son nefes olsa dahi,

Gel ki bu limanın melankolik gecesi

Bir kere olsun sıcak bir ışıkla dolsun.

 

 

Gözlerim karanlık bir limanın kıyısında duruyor,

Rüzgâr eski duvarlara yaslanmış, usulca inliyor,

Dalga kendi fısıltısını kıyıya emanet ediyor,

Köpükler çekilirken

Geride bir ıslak hüzün bırakıyor.

Bir sokak var,

Sessizce kıvrılıyor karanlığa doğru,

Ayak izlerinin yokluğuyla derinleşiyor, ağırlaşıyor,

Her taşında bir eski şarkı saklı,

Her gölgesinde bir unutulmuş dokunuş.

Her dönemeçte bir duraklama,

Bir bekleyiş,

Her köpükte bir davet, bir çağırış,

Her turnanın gölgesinde bir yanık,

 Bir kor,

 Her martının çığlığında bir kırık umut.

 

 

İçimde bir oyuk, gittikçe genişleyen,

Avuçlarımda eriyen bir iz,

Kum gibi dağılan, bakışlarımda bir gidiş,

Ufka doğru uzayan, yüreğimde bir kum fırtınası,

Durmadan esen.

Dudaklarımda senin adının tuzu,

Kulaklarımda dalgaların sen diye vuruşu,

Tenimde rüzgârın sen diye okşayışı,

Göğsümde bir fener,

Sönük, ama hâlâ yanıyor.

 

 

Senin boşluğunla genişleyen bir mahalle bu,

Fenerleri soluk, titreyerek yanıyor,

Caddeleri bitkin, geceye teslim olmuş,

Kuş seslerinde bile bir hasret taşıyor,

Çocukların oyununda bile bir eksik gülüş.

Pencerelerde perdeler kapalı,

Kapıların arkasında sessiz dualar,

Sokak lambaları sarı bir yorgunlukla parlıyor,

Yağmur damlaları camlarda senin adını yazıyor.

Bir akşamın bitişi değil bu,

Bir hayatın çatlamış camı,

Bin parçaya ayrılmış,

Her parçası bir başka acıyı yansıtıyor,

Her kırıkta senin yüzün beliriyor.

Bir bank var köşede,

Paslı, terk edilmiş,

Üzerinde seninle oturduğumuz gecelerin izi,

Yapraklar dökülüyor üstüne, yavaş yavaş,

Zaman bizi de böyle gömüyor.

 

 

Ve ben, her solukta seni anan,

Adını içine çeken,

Her sessizlikte seni bulan,

Yankını dinleyen, her tökezlemede seni gözleyen,

Elini uzatan,

Her gecede seni düşleyen,

Rüyada sarılan,

Her sabah uyanışta seni arayan,

Boş yatağa bakan.

 

 

Deniz kokusu burnumda,

Tuzlu bir özlem, gökte yıldızlar uzak,

Soğuk bir bakış, ay ışığı yollara dökülmüş,

Gümüş bir yalnızlık, rüzgâr saçlarımı dağıtıyor,

Senin yerine.

Gel, son nefes olsa dahi, son bakış olsa bile,

Son dokunuş olsa dahi,

 Gel ki bu limanın melankolik gecesi

Bir kere olsun sıcak bir ışıkla dolsun,

Bir kere olsun senin sıcaklığınla ısınsın,

Bir kere olsun insan sesiyle dolsun bu sokaklar,

Gel ki bu kırık kalbim yine yeniden bir bütün olsun.

 

Mehmet Aluç

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Zaman Bizi de Böyle Gömüyor

Zaman Bizi de Böyle Gömüyor

kul mehmet kul mehmet