Zaman Bizi de Böyle Gömüyor
Zaman Bizi De Böyle
Gömüyor
Gözlerim karanlık bir
limanın kıyısında,
Rüzgâr eski duvarlara
yaslanmış bekliyor,
Dalga kendi fısıltısını
kıyıya emanet ediyor.
Bir sokak var, sessizce
kıvrılıyor,
Ayak izlerinin yokluğuyla
derinleşiyor.
Her dönemeçte bir duraklama,
Her köpükte bir davet,
Her turnanın kanadında
bir yanık.
İçimde bir oyuk,
avuçlarımda eriyen bir iz,
Bakışlarımda bir gidiş,
Yüreğimde bir kum
fırtınası.
Senin boşluğunla
genişleyen bir mahalle bu,
Fenerleri soluk,
caddeleri bitkin,
Kuş seslerinde bile bir
hasreti taşıyor.
Bir akşamın bitişi değil
bu,
Bir hayatın çatlamış
camı.
Ellerimde bir meyve suyu,
Ekşiyle bal arasında,
Birlikte yudumlanması
gereken.
Ve ben, her solukta seni
anan,
Her sessizlikte seni
bulan,
Her tökezlemede seni
gözleyenim.
Gel, son nefes olsa dahi,
Gel ki bu limanın
melankolik gecesi
Bir kere olsun sıcak bir
ışıkla dolsun.
Gözlerim karanlık bir
limanın kıyısında duruyor,
Rüzgâr eski duvarlara
yaslanmış, usulca inliyor,
Dalga kendi fısıltısını
kıyıya emanet ediyor,
Köpükler çekilirken
Geride bir ıslak hüzün
bırakıyor.
Bir sokak var,
Sessizce kıvrılıyor
karanlığa doğru,
Ayak izlerinin yokluğuyla
derinleşiyor, ağırlaşıyor,
Her taşında bir eski
şarkı saklı,
Her gölgesinde bir
unutulmuş dokunuş.
Her dönemeçte bir
duraklama,
Bir bekleyiş,
Her köpükte bir davet,
bir çağırış,
Her turnanın gölgesinde
bir yanık,
Bir kor,
Her martının çığlığında bir kırık umut.
İçimde bir oyuk, gittikçe
genişleyen,
Avuçlarımda eriyen bir
iz,
Kum gibi dağılan,
bakışlarımda bir gidiş,
Ufka doğru uzayan,
yüreğimde bir kum fırtınası,
Durmadan esen.
Dudaklarımda senin adının
tuzu,
Kulaklarımda dalgaların
sen diye vuruşu,
Tenimde rüzgârın sen diye
okşayışı,
Göğsümde bir fener,
Sönük, ama hâlâ yanıyor.
Senin boşluğunla
genişleyen bir mahalle bu,
Fenerleri soluk,
titreyerek yanıyor,
Caddeleri bitkin, geceye
teslim olmuş,
Kuş seslerinde bile bir
hasret taşıyor,
Çocukların oyununda bile
bir eksik gülüş.
Pencerelerde perdeler
kapalı,
Kapıların arkasında
sessiz dualar,
Sokak lambaları sarı bir
yorgunlukla parlıyor,
Yağmur damlaları camlarda
senin adını yazıyor.
Bir akşamın bitişi değil
bu,
Bir hayatın çatlamış
camı,
Bin parçaya ayrılmış,
Her parçası bir başka
acıyı yansıtıyor,
Her kırıkta senin yüzün
beliriyor.
Bir bank var köşede,
Paslı, terk edilmiş,
Üzerinde seninle
oturduğumuz gecelerin izi,
Yapraklar dökülüyor
üstüne, yavaş yavaş,
Zaman bizi de böyle
gömüyor.
Ve ben, her solukta seni
anan,
Adını içine çeken,
Her sessizlikte seni
bulan,
Yankını dinleyen, her
tökezlemede seni gözleyen,
Elini uzatan,
Her gecede seni düşleyen,
Rüyada sarılan,
Her sabah uyanışta seni
arayan,
Boş yatağa bakan.
Deniz kokusu burnumda,
Tuzlu bir özlem, gökte
yıldızlar uzak,
Soğuk bir bakış, ay ışığı
yollara dökülmüş,
Gümüş bir yalnızlık,
rüzgâr saçlarımı dağıtıyor,
Senin yerine.
Gel, son nefes olsa dahi,
son bakış olsa bile,
Son dokunuş olsa dahi,
Gel ki bu limanın melankolik gecesi
Bir kere olsun sıcak bir
ışıkla dolsun,
Bir kere olsun senin
sıcaklığınla ısınsın,
Bir kere olsun insan
sesiyle dolsun bu sokaklar,
Gel ki bu kırık kalbim
yine yeniden bir bütün olsun.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.