Bir Akvaryum Camının Ardında
Bir Akvaryum Camının
Ardında
Karanlık, uzun bir kış
gecesi gibi sarmıştı beni;
yavaş yavaş, usul usul, yıldızsız bir gökyüzü gibi.
Gölge önce bir nokta oldu yüreğimde,
sonra büyüdü, büyüdü,
odaları yuttu, sokakları yuttu,
en sonunda bütün dünyayı
kocaman, koyu bir battaniyeyle örttü.
Zaman eridi karanlığın
içinde;
günler yapıştı gecelere,
aylar döküldü sessizce,
bir kum saati gibi ters dönmüş.
Perdeler hep kapalı,
içimin karanlığı dışınkinden daha derin.
Işığı içeri almak korkuturdu;
çünkü ışık hatırlatırdı,
yakardı,
“bak, hâlâ buradasın ama çok şey gitti” der gibiydi.
Sesler boğulurdu o koyu
suda;
kahkahalar uzaktan bir fısıltı,
sevgililerin adları yankısız bir uğultu.
Kendi sesim bile yabancılaşmıştı,
söylediklerim karanlığın dibine çökerdi.
Yalnızlık, karanlığın en sadık dostuydu;
etrafımda siluetler dans eder,
yüzler belirsiz, eller buz gibi.
Kimse dokunamazdı bana,
ben uzanamazdım kimseye.
Bir akvaryum camının ardında,
dışarıyı seyreden balık gibiydim;
renkler oradaydı, hayat oradaydı,
ama bana düşen sadece soluk bir gölge.
En korkuncu, alışmaktı
karanlığa.
Acı önce hançer gibi saplanırdı,
sonra uyuşurdu her yer,
hissizleşirdi ten,
solardı renkler,
kaybolurdu kokular.
Yaşamak değil,
sadece var olmak kalırdı geriye;
nefes alınırdı ama ciğerler dolmazdı,
kalp atardı ama içinde ateş sönmüştü.
Bazen karanlığın içinde
küçük yıldız kırıntıları arardım;
bir eski şarkı, bir çocukluk kokusu,
ama karanlık onları da yutardı hemen.
Korkardım ışığa çıkmaktan;
ya gözlerim kamaşırsa,
ya acı dayanılmaz olursa diye.
Karanlık güvenliydi;
orada beklenti yoktu,
düşmek yoktu,
çünkü zaten dipteydim.
Ta ki o beyaz ışıklar
göz kapaklarımın ardında
bir şafak gibi doğana kadar.
O ışık, yılların tozunu
kaldırdı birden;
örümcek ağlarını, gizli yaraları,
kayıp parçaları sergiledi gözlerime.
Önce yaktı, evet,
ama sonra…
İlk kez uzun zamandır
gerçek bir nefes çektim içime.
Karanlık hâlâ köşelerde
bekler, biliyorum;
geceleri fısıldar,
rüyalara sızar.
Ama artık korkmuyorum ondan.
Çünkü anladım ki
karanlık, ışığın yokluğu değil;
ışığın henüz ulaşmadığı yerler sadece.
Ve ben,
o ışığa yürümeyi seçtim.
Gözyaşlarım akıyor hâlâ,
gülümsemem titrek,
ama içimde, çok derinde,
küçük bir ateş yanıyor artık;
karanlığın ortasında bile
sönmeyecek,
büyüyen,
ısınan bir ateş.
Yaşayacağım.
Tüm karanlığımla,
tüm ışığımla,
ritmi kalbimde,
şiiri ruhumda yaşayacağım.
Mehmet Aluç
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.