SIRADAKİ ŞİİR (2)
Bu şiir
öncekini kıskanmıyor.
Onun alkışını da almadı,
sesini de ödünç çalmadı.
Sırasını da kapmadı hem.
Sırada durmayı öğrenmiş işte.
Bir sandalyeye oturmuş,
ceketini dizlerine sermiş.
Ne gidecekmiş gibi
ne kalacakmış gibi.
Bu şiir
“şimdi” kelimesini seviyor.
Ne “keşke”yle uğraşıyor
ne “bir gün”e yaslanıyor.
Şimdiyi tutuyor avuçlarında,
Tutuyor, kaçmasın diye “sonra”lar…
İçinde
yarım kalmış bir umut yok.
Tamamlanmış hayal de yok.
Ama dürüst bir duruş var.
Bu da bir şey.
Hatta çok mu çok şey bence.
Bir pencere var mesela.
+Açık mı kapalı mı?
-önemli değil.
Işık giriyor mu içeri,
işte ona bakıyor şairi.
Bu şiir
yüksek cümlelerden kaçıyor.
Alçaktan uçuyor.
Çünkü insan
yere yakınken
daha az düşüyor,
belki de daha çok.
Bir cümle var sonunda.
Süslenmemiş.
Parlatılmamış.
Ama tam yerine oturmuş gibi.
“Buradayım,” diyor.
“Ve bu, şimdilik yeter.”
Sonra susuyor işte, garip.
Çünkü bazen
sıradaki şiir
sözünü söylemiş olur
daha başlamadan.
13 Ocak 2026