Bilmedikleri Bir Şey Vardı Ki...
Önce öyküler topladım ömrün satır
aralarına yığılmış ne varsa sonra şiirler derledim.
Tahakküm altında düşlerden örülü tüm
gerçekleri kalemimle biledim ve bilemediğim ne varsa sadece bilmeyi diledim
Rabbimden.
Ve an geldi gördüm ki:
Bildiğim her şey ve tanıdığım herkes
yalanmış…
Mahlûkat nedir bilmedim görmedim
duymadım asla düşünmedim çünkü melek saflığında kalpler sandım çevreleyenleri.
İçimde dinmez bir esinti elbet aşkın
da kıblesi ve annemim-babamın tüm öğretileri.
Tembihli olduğum kadar edepli ve terbiyeli
sanırım milattan önce kalmışlığım yolda…
Tutarlı olduğum kadar düşünce duygu
ve davranışlarımda sevgiydi şiarım, bilemediğim kadar da başıma gelmesi
muhtemel en bariz yanılgı.
Hüküm verendi insan aslında
veren/miş.
Giydiğim yamalı ama temiz hırkayı da
yerden yere vuranmış.
Sağlam ve dimdik bir kale iken içimde
ve dışımda ve bilinmezin şerh düştüğü insan izlekleri.
Sancılı bir güne doğduğumu anlamadım
o gün aklıma dahi gelmezdi hayatın sancılanıp da beni bir kere daha doğuracağı
en çok da metruk hecelerden örülü peruklarda saklı iken parlayan insan kelleri
hem de kin misali ve de kir oysaki kil bilmiştim inşa edilen tüm evleri:
Temeli sağlam.
Göçmeyecek.
Güçlü bir duruş en büyük depremde
bile yıkılmayacak aynı benim gibi ve yıkılmadım da hele ki artçıları
ana-depremden büyük olsa bile yeni katlar çıktım ruhuma.
Gönlün surları ve sureleri akla
gelmeyecek bin bir hile ile de alt etmeye çalıştıkları kadar koruyucumdu bana
siper olan ve bildiğim sadece annem ve babam ama bilmediğim ya da çocuk aklımın
ermediği: elbette tüm insanlığı ve kâinatı koruyan…
Endamına yenik düşebilirken insan
söylenenlerin ve yalan sevgisine binaen sırdaş bilip de yüreğimizi açtığımız ve
işte ansızın kopan o kopça, aşkın evrelerinde sözcüklerin evrimlerinde ve sahte
ruhların ettikleri yalan yeminlerde saklı iken şer ve işte şerrinden
sığındığımız yüce Mevla ve erenlerden bize ulaşan yel.
Ele karışmış iken de nice insan ve el
uğruna satan sevdiklerini ya da para pul mal uğruna oysaki nasıl da güçlü ve
başı dumansız dağlardı her biri…
Günü kurtarmakla da eş değerdi belki
de ve işte kimin gücü kime yettiyse ama bilmedikleri bir şey vardı ki:
Onların kurak ve çelimsiz güç ve
gölgelerinden katbekat büyük, üstün ve güçlü olan kimselerin göremediği ama
engin yüreklerin kalplerinde biriktirdiklerinden de misliyle fazla ve işte
dünyada değişen dengelerden ve yiten masumiyetten ve de süregelen vahşetten çok
öte, her şeye vakıf hele ki son noktanın da henüz konmadığına binaen ve o
masumlar ki o mazlumlar ki iğneyle kazdıkları kuyuya atılan deli ve divane ve
zorba taşları bir o kadar yüreklerine de aldıkları darbeyi ve dünya genelinde
yaşanan zulmü bir o kadar bireysel anlamda yaşadığımız ne varsa ve işte bizler
bir bir yüce Rabbimize havale edip de zalimin ise masalın sonundan emin
olduğundan da öte dualarla kaderin bile değişebileceğine vakıf biçare kullar
olmaktan da öte hüzünlü kalplerimizi en çok sevip de koruyan Rabbimize şükürler
olsun…
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.