Doğrudan Ve Allah Yolundan Sapmayanlar
Mahzun bir gülüş konakladı: şehrin
ayrık yakasına kondu tüm gidişler ve geç kalışlar.
Tüneyendi umut belki de tükenendi
insan.
Türetendi yine insan ama en çok
yalanlarını öyle ki kendi dahi inanmıştı ağzından çıkanlara öylesine ruhu
satılmıştı ki şehir eşkıyalarına.
Sadece şehri İstanbul da değildi
mağdur olan nice şehir nice insan nice şair ve çoğunun yok saydığı en çok da
yaktığı sayısız şiir.
Muhatap alınmadı kimisi hele ki çocuk
hele ki kadın hele ki yalnızsa insan.
Müdavimi iken güzelliklerin ve işte
bozguna uğrayanlar uğratanlarsa hem k/ayıp hem zalim.
Göktü gürleyen ama içine tıpkı
masumiyet gibi ya da anne karnında kıvrılmış o cenin:
Doğmamış çocuğa dahi kıyılabilirken…
Doğmamış hayallere dahi…
Türeyendi hüzün yakasından da düşmedi
gitti mazlumun ve şehrin.
Huzura biat bir açılım iken en çok
istenen ve dünya nüfusu hızla büyüyüp hızla da iyilik tükenirken.
Alaya alınandı en çok:
Aşkın bakaya kaldığı misal…
Ruhun fıtratı ve isyanı hak bilen
nasıl da edilmişken ziyan.
Oysaki güzelliklerle hemhal olmalıydı
cihan.
Suskular dinmezken sesler duyulmazken
ve hıçkırıklar arşı alaya çıkan lakin tüm cihanın da sessiz kaldığı.
Uzak addedilen coğrafyalarda kısa
menzilli silahlar ablukaya da almışken masum halkı masum vicdanları ve işte
duyarsızlığın tavan yaptığı şiirlerin kanadığı şairlerin yüreklerinin
aldatıldığı ama kalemin susmadığı.
Zılgıt yiyen evren ve doğa.
Kirlenen ruhlar ve kirletilmeye
çalışılan bedenler.
Nüfuz eden o isyan ki…
Nasıl da aşikâr ölü insan izlekleri…
Ama vicdanların uzaktan kumanda ile yönetildiği
uzaktan uzağa kulağa gelen siren sesleri.
Renklerse solgun.
Rivayet o ki: insanlık uykuda.
Solungaçları kayıp tüm kıtaların tüm
diyarların…
Rivayet o ki:
Rehavet geviş getirmekte.
Huzura bulaşan hüzün damlacıkları.
Akla zarar yüreklerin içine yerleştiği
ufacık tabutları.
Kayıplar revaçta lakin ayıp addedilen
en ufak bir şey yok sadece örselenen masumiyet dışında.
Gölgeler firarda.
Karanlık pusuda.
Ve geceyi delen bombalar ya da
suskuyu giyinmiş insanlar en çok da paranın gücü ve dokunulmazlığında tepeye
yerleşmiş gaipten gelen komutlar.
Çöken omuzlar.
Çökertme oynayan namlular.
Hidayetin sırrına vakıf her kim ise
her şeye rağmen nasıl da şükretmekte hele ki Kandil gecesine eşlik ederken
dualar ve gönülden dökülen yaşlar yasına itaat eden ve de kabullenen ama
doğrudan ve Allah yolundan sapmayanlar…
Sevgili Peygamberimizin, Mescid-i
Haramdan Mescid-i Aksaya, oradan semaya, yüce âlemlere ve İlahi Huzura
yükseldiği gece olarak kabul eden Miraç Kandilimiz tüm İslam âlemine ve sevgili
dostlarıma hayırlı kutlu olsun.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.