Trakyalı Üsmen Pelvana Ballandıra Ballandıra Anlatmak
Zır cahile başka nasıl anlatabilirsin ki?
****
Bu yazı sebebiyle başıma taşlar yağdıranlar olacaktır ama defalarca söyledim: ‘’Bazı şeyleri bazı kafalara anlatabilmek için bu tip örnekler şart.’’
********
Efendim, bu olay da anlattığım pek çok olay gibi ayniyle vaki ama hatıra bana değil bir arkadaşıma ait. Olay, arkadaşımın kadın doğum uzmanı olan babasının başından geçmiş. ( Allah rahmet eylesin Metin Amca )
***
Metin Amca o güne kadar binlerce doğum yaptırmıştı yurdun dört bir köşesinde.
Bu dört bir köşede yaptırdığı doğumlarda bebek dünyaya geldikten sonra kendisine ‘’ Doktor ! Dile benden ne dilersen’’ Diyen de olmuştu, ‘’ Ulan yine mi kız? Allah kahretsin.’’ Diyen de…
‘’ Çok şükür eli ayağı sağlam, kız ya da erkek farketmez ‘’ Diyen de olmuştu, doğan çocuk kız olduğu halde Metin Hoca tarafından dünyaya getirilmesi sağlandığı için ona Metin adını koyan da…
‘’ Ulan ben kendime bakamıyorum, bu çocuğa nasıl bakacağım?’’ Diyen de vardı , ‘’ Rızkı veren Allah’tır, mutlaka çocuğumun rızkını da verecektir.’’ Diyen de.
Evet seneler boyunca pek çok çeşit olumlu ya da olumsuz tepkiler görmüştü doğum yapan insanlardan ya da yakınlarından.
Nadir olsa da ‘’ Lan benim karıyı sen mi, yani bir erkek doktor mu doğurttu? ‘’ Diyerek Metin Amcanın üzerine yürüyen de olmuştu ama Trakya’mızın bu şirin ilçesinde gerçekleştirdiği doğum karşısındaki tepki gibi bir tepkiyle ilk kez karşılaşıyordu.
Yeni gelin Uriye’nin ( Yani Huriye’nin ) doğum sancıları tutunca önce köyün ebesi Ava nine ( Yani Havva Nine ) çağrılmış ama Ava Ninenin ‘’ Bebek ters, bu doğum çok zor, alın astaneye ( yani hastaneye ) götürün ‘’ Demesi üzerine Uriye’nin kocası Üsmen Pelvan ( Yani Hüsmen pehlivan ), Babası Ayri ( Yani Hayri ) ve annesi Atice ( Hatice ) ile birlikte karısını aldığı gibi hastaneye getirmişti.
Doktor Metin Amca, Uriye’yi muayene ettikten sonra acil doğumhaneye attı ama ebe hemşireler ortada yoktu.
Neyse efendim, ebe hemşireleri, malzeme odasında yara bantlarıyla bacaklarına ağda yaparken enselese de sesini çıkarmadı zira Uriye’nin durumu acildi.
Uzatmayalım, başarılı bir doğum gerçekleşti ve Üsmen ile Uriye çiftinin nur topu gibi ve aynen babası misal pehlivan yapılı bir erkek evlatları dünyaya geldi.
Evet, Üsmen ile Uriye’nin bir erkek evlatları dünyaya gelmişti ama Üsmen sevinçten göbek atacağına yüzünden düşen bin parçaydı. Dahası tutturmuştu ‘’ Uriye’yi boşayacam. Bana gerekmez böyle karı’’ Diye.
Uriye namussuzluk mu yapmıştı? Hayır. Bir yanlışı mı olmuştu? Hayır. O halde Üsmen neden kendisine bir erkek evlat vermiş olan dünyalar güzeli karısı Uriye’yi boşamaktan bahsediyordu?
Aynı soruyu Metin Amca da sordu Üsmen’e
-Yahu evladım sen deli misin? Gül gibi kadın. Üstelik sana tosun gibi bir erkek evlat vermiş. Niçin boşuyorsun ki?
-Dokturum ekimim gıymetlim. Bu bebek, Uriye’nin neresinden çıktı?
Metin Amca şaşırmıştı. Koskoca eşşek kadar adam bir bebeğin kadının neresinden çıkmış olduğunu bilmiyor olamazdı ama yine de sakince cevap verdi
-Rahiminden çıktı.
-He. Siz raim dersınız ona. Ben karnını yararak alırlar bilirdım ama meğer raimından çekip çıkartırmışsınız.
-Eee ne var? Bir sakıncası mı var?
-Ulmaz mı bre dokturum ekimim? Şimdi oradan koskoca 4 Kilo 600 Gram aarlığında bir bebek çıktı değil mi?
-Evet aynen öyle.
-Bu durumda o adı neydi?
-Rahim
-Bu durumda o raim olmuştur kuyu gibi. Ben napayım o kadar kocaman raimli karıyı a be dokturum ekimim? Aklı değil miyim boşamakta?
Metin Amca baktı karşısında oldukça cahil bir insan var ama ona tıbbi bir izah yapmak havanda su dövmekten ileri gitmeyecek. Ona anlayabileceği dilden konuşmak gerekiyordu.
-Gel benimle.
-Ayırdır ekimim? Nereye gideriz?
-Mutfağa gideceğiz.
Üsmen pehlivan şaşırmıştı ama Metin Amcanın peşine takılmakta tereddüt etmedi.
Birlikte mutfağa indiler. Metin Amca buz dolabının önüne geldiklerinde kapağını açtı ve içindeki bir kavanoz balı çıkarıp masanın üzerine koydu.
Hüsmen’in şaşkın ve meraklı bakışları altında bal kavanozunun kapağını açan Metin Amca, daha sonra işaret parmağını bala daldırıp Üsmen’e sordu.
-Parmağımı bala daldırınca ne oldu?
Üsmen cevap verdi:
-Orada bir çukur oldu.
Sonra parmağını baldan çıkardı Metin Amca.
-Şimdi ne oldu?
-Yine önce çukur oldu.
-Peki söyle bakalım. Oluşan çukurlar durur mu? Halen kavanozdaki balda çukur görür müsün?
Elbette ki yoktu. Üsmen cevap verdi:
-Ayır görmem. Çukurlar kayboldu emen.
Metin Amca taşı gediğine koydu.
-Hah.. İşte rahim de aynen bu bir kavanoz bal gibidir. Ona bir şey girse de, ondan bir şey çıksa da şekli asla bozulmaz. Mutlaka asıl orijinal haline döner. Yani karını boşamana gerek yok.
Metin Amca ballandıra ballandıra anlatmıştı ve dünyanın en cahil insanlarından biri olan Üsmen pehlivan anlamıştı. O sebeple de karısını boşamadı. Ama çoğu kez cahil insanlara bir takım gerçekleri anlatabilmek bu kadar kolay olmuyor. Hele bir de bir takım gerçekleri anlatabilmek için biraz cinsel bilgilerden bahsetmek zorunda kalırsanız hiç kolay değil.
*****
Anıyı anlatıp yazmama izin veren arkadaşım Merve Fazilet Pekün Bayraktar arkadaşıma çok çok teşekkürlerimle…
****
Bu yazı sebebiyle başıma taşlar yağdıranlar olacaktır ama defalarca söyledim: ‘’Bazı şeyleri bazı kafalara anlatabilmek için bu tip örnekler şart.’’
********
Efendim, bu olay da anlattığım pek çok olay gibi ayniyle vaki ama hatıra bana değil bir arkadaşıma ait. Olay, arkadaşımın kadın doğum uzmanı olan babasının başından geçmiş. ( Allah rahmet eylesin Metin Amca )
***
Metin Amca o güne kadar binlerce doğum yaptırmıştı yurdun dört bir köşesinde.
Bu dört bir köşede yaptırdığı doğumlarda bebek dünyaya geldikten sonra kendisine ‘’ Doktor ! Dile benden ne dilersen’’ Diyen de olmuştu, ‘’ Ulan yine mi kız? Allah kahretsin.’’ Diyen de…
‘’ Çok şükür eli ayağı sağlam, kız ya da erkek farketmez ‘’ Diyen de olmuştu, doğan çocuk kız olduğu halde Metin Hoca tarafından dünyaya getirilmesi sağlandığı için ona Metin adını koyan da…
‘’ Ulan ben kendime bakamıyorum, bu çocuğa nasıl bakacağım?’’ Diyen de vardı , ‘’ Rızkı veren Allah’tır, mutlaka çocuğumun rızkını da verecektir.’’ Diyen de.
Evet seneler boyunca pek çok çeşit olumlu ya da olumsuz tepkiler görmüştü doğum yapan insanlardan ya da yakınlarından.
Nadir olsa da ‘’ Lan benim karıyı sen mi, yani bir erkek doktor mu doğurttu? ‘’ Diyerek Metin Amcanın üzerine yürüyen de olmuştu ama Trakya’mızın bu şirin ilçesinde gerçekleştirdiği doğum karşısındaki tepki gibi bir tepkiyle ilk kez karşılaşıyordu.
Yeni gelin Uriye’nin ( Yani Huriye’nin ) doğum sancıları tutunca önce köyün ebesi Ava nine ( Yani Havva Nine ) çağrılmış ama Ava Ninenin ‘’ Bebek ters, bu doğum çok zor, alın astaneye ( yani hastaneye ) götürün ‘’ Demesi üzerine Uriye’nin kocası Üsmen Pelvan ( Yani Hüsmen pehlivan ), Babası Ayri ( Yani Hayri ) ve annesi Atice ( Hatice ) ile birlikte karısını aldığı gibi hastaneye getirmişti.
Doktor Metin Amca, Uriye’yi muayene ettikten sonra acil doğumhaneye attı ama ebe hemşireler ortada yoktu.
Neyse efendim, ebe hemşireleri, malzeme odasında yara bantlarıyla bacaklarına ağda yaparken enselese de sesini çıkarmadı zira Uriye’nin durumu acildi.
Uzatmayalım, başarılı bir doğum gerçekleşti ve Üsmen ile Uriye çiftinin nur topu gibi ve aynen babası misal pehlivan yapılı bir erkek evlatları dünyaya geldi.
Evet, Üsmen ile Uriye’nin bir erkek evlatları dünyaya gelmişti ama Üsmen sevinçten göbek atacağına yüzünden düşen bin parçaydı. Dahası tutturmuştu ‘’ Uriye’yi boşayacam. Bana gerekmez böyle karı’’ Diye.
Uriye namussuzluk mu yapmıştı? Hayır. Bir yanlışı mı olmuştu? Hayır. O halde Üsmen neden kendisine bir erkek evlat vermiş olan dünyalar güzeli karısı Uriye’yi boşamaktan bahsediyordu?
Aynı soruyu Metin Amca da sordu Üsmen’e
-Yahu evladım sen deli misin? Gül gibi kadın. Üstelik sana tosun gibi bir erkek evlat vermiş. Niçin boşuyorsun ki?
-Dokturum ekimim gıymetlim. Bu bebek, Uriye’nin neresinden çıktı?
Metin Amca şaşırmıştı. Koskoca eşşek kadar adam bir bebeğin kadının neresinden çıkmış olduğunu bilmiyor olamazdı ama yine de sakince cevap verdi
-Rahiminden çıktı.
-He. Siz raim dersınız ona. Ben karnını yararak alırlar bilirdım ama meğer raimından çekip çıkartırmışsınız.
-Eee ne var? Bir sakıncası mı var?
-Ulmaz mı bre dokturum ekimim? Şimdi oradan koskoca 4 Kilo 600 Gram aarlığında bir bebek çıktı değil mi?
-Evet aynen öyle.
-Bu durumda o adı neydi?
-Rahim
-Bu durumda o raim olmuştur kuyu gibi. Ben napayım o kadar kocaman raimli karıyı a be dokturum ekimim? Aklı değil miyim boşamakta?
Metin Amca baktı karşısında oldukça cahil bir insan var ama ona tıbbi bir izah yapmak havanda su dövmekten ileri gitmeyecek. Ona anlayabileceği dilden konuşmak gerekiyordu.
-Gel benimle.
-Ayırdır ekimim? Nereye gideriz?
-Mutfağa gideceğiz.
Üsmen pehlivan şaşırmıştı ama Metin Amcanın peşine takılmakta tereddüt etmedi.
Birlikte mutfağa indiler. Metin Amca buz dolabının önüne geldiklerinde kapağını açtı ve içindeki bir kavanoz balı çıkarıp masanın üzerine koydu.
Hüsmen’in şaşkın ve meraklı bakışları altında bal kavanozunun kapağını açan Metin Amca, daha sonra işaret parmağını bala daldırıp Üsmen’e sordu.
-Parmağımı bala daldırınca ne oldu?
Üsmen cevap verdi:
-Orada bir çukur oldu.
Sonra parmağını baldan çıkardı Metin Amca.
-Şimdi ne oldu?
-Yine önce çukur oldu.
-Peki söyle bakalım. Oluşan çukurlar durur mu? Halen kavanozdaki balda çukur görür müsün?
Elbette ki yoktu. Üsmen cevap verdi:
-Ayır görmem. Çukurlar kayboldu emen.
Metin Amca taşı gediğine koydu.
-Hah.. İşte rahim de aynen bu bir kavanoz bal gibidir. Ona bir şey girse de, ondan bir şey çıksa da şekli asla bozulmaz. Mutlaka asıl orijinal haline döner. Yani karını boşamana gerek yok.
Metin Amca ballandıra ballandıra anlatmıştı ve dünyanın en cahil insanlarından biri olan Üsmen pehlivan anlamıştı. O sebeple de karısını boşamadı. Ama çoğu kez cahil insanlara bir takım gerçekleri anlatabilmek bu kadar kolay olmuyor. Hele bir de bir takım gerçekleri anlatabilmek için biraz cinsel bilgilerden bahsetmek zorunda kalırsanız hiç kolay değil.
*****
Anıyı anlatıp yazmama izin veren arkadaşım Merve Fazilet Pekün Bayraktar arkadaşıma çok çok teşekkürlerimle…
Trakyalı Üsmen Pelvana Ballandıra Ballandıra Anlatmak başlıklı yazı Sami Biber tarafından
17.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 9
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.