
Yalıtılmış düşlerden uzak dur, çocuk
bir de yangın öncesi çıkar kalbini yerinden ve savurabildiğin kadar savur
uzaklara yeter ki sen de düşme içine düşülesi o metruk düşlere ve tuzaklara…
Renklere asıl tüm gücünle
Deş sadece deş sözcükleri
Bilmediklerin varsa öğren delicesine
ve em bilgiyi.
Öncen ne ki hem?
Sen daha küçüksün ve varsa zamanın;
Çalmazlarsa hayatını
Takılma engellere, engebelere
Engerek yılanlarının da seni sokmasına
müsaade etme
Beni es geç ya da ya da:
Ses ver usulca
Konuşmak gelmiyorsa içinden gir
rüyalarıma, beklerim
Eşlik et şiirlerime bak, nasıl da
gevşer kalemim
Ve benim kale duvarlarım:
Sanma ki aşılmaz…
Sözcüklerim ise mademki alyuvar ve
akyuvarlarım
Varsın yesinler birbirini
Delişmen rüzgâra bilir misin çocuk,
nasıl da sevdalıyım
Hem öğren adımı öğren mahlasımı…
Kimi der, Şiirin Ecesi
Kimisi ise çağırır beni uzaklardan
Çağırır da ulaşılmaz diyarlardan:
Mademki adım, Rüzgârın kızı
Kolaysa yetişsinler hızıma
Bilmezler de asla aldıkları hazzımı
Yazdıklarımla teğet geçerim asılı kaldığım
şu naza niyaza:
Ben aç da gezerim
Ama benim gıdamdır sevebildiğim kadar
sever de
Kendimden geçerim
Hasıyım özün
Sözümde saklıdır hem nefesim ve közüm
Aşkın ihya ettiği
Endamlı ruhların bu dünyaya çoktan
veda ettiği
Bir de çocuk bir de:
Ben, annemin kızıyım…
Ne inkâr ederim ne isyan ne itiraz
Surelerde saklı nazımla niyazımla
Allah yolundayım
Kâh küskün bir gül misali
Ama yeniden defalarca açtım açarım…
Hizaya sokacaklarmış beni, gülerim,
çocuk
Ben zaten taburun ilk günden beri en
başındayım
Asker adımlarında yalnızlığın
Sokulduğum duyguların
Ve inancın ve umudun ve aşkın
doruğundayım
Ne ruhumdan geçerim
Ne kendimden
Bilinmeze eklerim bildiklerimi
Öğrendiklerim ve yüreğim
Neferi olduğum asaletin
Koşulsuz dikerim de söküklerimi
Hem terziyim hem âşık hem şair
Hem de insan hem de en hasından…