Mademki Tek Bir Sahibim Vardı...





Gülüşleri çalındı meleklerin ama öncesinde yaftalanmış ne kadar masum çocuk varsa ıskalandı akabinde ıslıklandı ne de olsa bağrı yırtılmıştı gecenin; gün ise sallantıda.

Mihrabın kıyısına kondu mehtap, yaldızlı kâğıtlar misali s/üzüldü yıldızlar hele ki yok mu o kuyruğu kırpık yıldız ve bağdaş kurdum simyacı hayallerine.

Sözcükler de suskun ve şairin bir eli cebinde.

İmgeler ise hem yırtık hem b/atıl birbiri ile kapışan zalimin doymak bilmez nefsinde…

Öksüz ve yetim tüm insanlık şaşa kalan bir de iştirak eden gece nöbetine ve tüm duygular körüklendi hassas noktası iyiliğin çimdiklendi en çok da gerçekler idi mağdur olan geniş cepheli bir evin arka balkonunda kundaklanan tüm çamaşırlar ve de olsa o kopuk ipe iliştirilmiş en çok da sevgi ve hasret iken işkillenmiş.

Sayfalar boğmaca olmuş olsa ne ki?

Mevsim çoktan ispat etmiş olsa rüştünü ne ki ne?

Yağmur bırakmayan bulutların kurak dudakları ve bir köşede unutulmuş genç irisi çocukların yırtık duvakları.

Pekişen ne haset ne de yalana hasret:

İstenen ve yürekten dilenen sadece adalet…

Hancı yorgun yolcu vurgun yemiş ve işte tembel kanatlarında tavus kuşlarının o silik ve soluk terk ediliş: ne de olsa kibir de kebir de kabir de hem uzak hem yakın, günahlar serili o kopuk ipe ve dualar dillenen tüm ölülerini rahmet yâd eden gönülsüz tükenişlere eşlik eden rüzgâr gibi uçası yaralı aşkların son duası.

Zemheri ve ilkbahar birbiri ile takışan…

Suskun kalem ve dünde kalanlar yalnızlığını paylaşan.

Meyvesi muradın; meali kâinatın andığımız kadar anıldığımız en çok da yürekten verilen selamın ve sadakanın kabulü mevzu bahis ne ise ve giden kim ise toprağın altında kalan aralıksız da çağıran gel gör ki: her şey ve de hayat daha yeni başladı…

Renklerin birer birer ihbar ettiği idi sığınağım sanırım duyguların kuvözünde doğmuştum ve elinde büyüdüğüm tüm sevdiklerim zaten en çok da onların hatırına itibar edip sığınak bilmiştim hercai duyguları.

Bir eşik iken atlanası ve bir beşik gibi sallanan hatıralar:

Ne uzak ne yakın olduğum belki de öz alt kümesiydim dünlerin ve güne bağdaş kurduğum yarınları belli belirsiz arzuladığım…

Meftundu düşler ben de meftundum belki de Zühre’si idim varlığımın ve işte en somut halimle ve işte soyut addedilen sıfat ve tanılarla baş eğmeyecektim insan ırkına.

Göğsümde bir şarapnel ama yaşıyordum ne de olsa asker torunuydum aslına ve asaletine ihanet etmeyen asla soyunu sopunu inkâr etmeyen.

Gel gör ki: inkâr edenlerin ve isyankârların zulmünde ne çok çamur sıçratmışlardı üstüme bilip bilmeden de değil yalanlarına en başta kendilerinin inandığı üstelik tahmin dahi edemezken güneşin balçıkla sıvanmayacağını.

Ben gerçektim ve gerçekçi.

Duygularımın albenisi ve işte duygu akımına kapılıp da yazdıklarım ve tüm sevdiklerim.

Gök idi mahzun olan ve yaşıma, yasıma eşlik eden ve beni koruyan melekler.

Yerküre ise bir dehliz…

Alabildiğine de uzanan gözümün önündeki o deniz.

Şehla iken bulutlar.

Saydam iken yüreğim ve muradımı dillendirdiğim layığı ile yaşamanın ve iyi bir kul olabilmenin de imkân dâhilinde olduğunu bildiğim.

Şartlar ne kadar zorlasa da.

Süt liman olmasa da insan gönülleri.

Ve kibrine sadık zulmünü hak sayanlar yaşadıkları kadar da Haktan uzak olanlar.

İsyan değildi yüreğimdeki hıçkırık inkâr hiç değildi ama ben kendimi öylesine biliyordum ki en az Rabbimin de beni bildiği kadar…

Hele ki yok mu Allah’ı dilinden düşürmeyenler sanki onlardı sadece Rabbini bilen ya da sadece onların mı tek/elindeydi Rahman?

Özü sözü bir ve işte başıma iş açan en çok da kalbimi açtığım insanlar.

Bir zemindi ki ayağımın altındaki ve de bir zehirdi ki yüzüme ve gönlüme bulaşan ama direncim ve dayanıklılığım ve benim mademki tek bir Sahibim vardı; hem canımı hem günler evvel toprağa koyduğum anamı emanet ettiğim…

 

 


( Mademki Tek Bir Sahibim Vardı... başlıklı yazı GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... tarafından 22.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu