Müşkül bir renge düştü yolum, mücbir sebeplerin kıyasıya kapıştığı akıldı belki de öğütülen değirmende önce sırlar serildi sonra serler göğün muhatabı sadece kuş misali geceyle örtüşense şairin kırık kanadı ve kalemi: ötüşen şiirlerden derlediği derme çatma kulübe ara sıra odun yerine ateşe attığı kalem hem üşümediği ne malum şairin ve şiirlerinin, tefe konmuşken de nicesi belli ki bir rehavetti çöreklenen geceye önce Ilgaz sonra Süphan ve işte cesediyle sevişen o kara gölge varsın olmasın vuku bulan üç beş methiye elbet şaire yeter Rabbin kudreti öncesiz ve sonrasız sözcüklerinse dirayet kazandığı kalemi ile ve şakıyan ruhun sönük neşesi…

 

 

 

 

Umumiyetle daralan zaman

Gölgesinden korkan nice insan sahiplendiği

Ne çok yalan…

Kıyıda köşede kalmış üç beş hilkat garibesi

Tebessümleri donduran zanların bitimsiz kinaye ve nefreti

Doğurgan göğe

Delişmen yüreğe

Kopup da geldiği dünün hicretinde

Ve işte konuşlu olduğundan öte

Önce sevgi sonra hidayet

Mahreminin kundaklayan nice insan ve ihanet

Delişmen rüzgârsa üşüten ve üşüyen

Belki de yamalı hırkası idi şairin telaşla üstünü örten

Geçmek bilmeyen üşüme

 

Esvabı yoksa mahrem gölgelerin

Matem ötesi itekleyen hain bedenlerin

Şerrine lanet

Aşkına adeta ibadet misali bağlı

Yandığı İlahi Ateşin her zerresi yürekten bağlandığı

Basireti bağlansa ne ki günün ve ömrün?

Sabır taşını çatlatan iblis ve doymadığı ne çok öğün:

Mademki ölmedi şair

O halde gücüne güç katacak varacağı istikametten de

Asla şaşmayacak.

 

Külliyen yalan, yâdında saklı mazi ve kölesi olduğu nice insan

Özgürlüğünü şakıyan bülbül ve dolu dolu hicran

Köküne sadık

Yâd ettiği yok artık

Hangi cahil zümre ise kopuk

Dününden ve haysiyetinden

Tanışıklığı da olmadığı kadar

Akla ziyan tüm bu yaşanan

Köpüren deniz

Kucakladığı değil kundaklayandı dehliz

Renklerin de artık yok vasfı

Sadece siyah ve beyaz

Sevdiklerinin solduğu içinde de saklı ne çok naz niyaz

 

Ambarda doymayan aç tavuk, aklı da almayan

Aşikâr barışın değil savaşın şerh düştüğü

Ansızın çıkan isyan

Gel gör ki:

Şair sessiz ve beklemede

Adı olmayan kimse adımlarını kundaklayan

Şiarı sözcükler ve duygu seli

Katliamı düşman elinden olmadığı kadar da bir sebebi

Oysaki şairin bilmedikleri

Bilse dahi dile getirmediği

Sökün eden ansızın yuvasından uçan kuş misali

Göğün asla tasvip etmediği

Çalıntı yıldızların şerri ve laneti

Adına haysiyetine sadık şairin kaldı mı acaba geride tek dileği?

 

Gerisin geri giden ayaklarının ağırlığı

Omzundaki heybeye de doldurduğu kadar tüm niyazını

Sehven karanlık

Şifahen içidir nasıl da aydınlık

Şemsin asası şimdilerin tek ağası

Kim ki köyden indi şehre

Paranın ve yalanın da göreceli varlığı

Gün doğmadan

Çiçekler solmadan

Ölüm ise vurmadan

Yalana takati olmasa bile

Yalan değildi sözcüklerin sükûneti

Yazmakla da aşılır hani yollar

Aşina olan kader ve keder

Emsali olmadığı kadar

Küfesindeki adalet ve asalet yağmalansa da istendiği kadar

Devrik değil mademki ömür

Duayeni olduğu kadar hüzne ve duyduğu yalana, şair

Sıtma görmemiş sesi iblisin, zalimin

İstediği kadar da kükresin

Son sözün selameti

Sabrına binaen şairin de yıkılmaz kalesi ve kalemi…


( Şairin Heybesi... başlıklı yazı GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... tarafından 22.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu