
Bir renkti sadece bir renk, yüreğe
telkin eden hislerden vukuata uzanan bir yolculuk belki de…
Belki de zemherinin eseri ve esiri
iken insanlık en çok da insanın içi içine sığmazken ve işte beynin verdiği o
komut:
Yürü sadece yürü asla da pes etme, sevgili
kendim.
Mutlak bir zincir tamlaması yüreği
ihya eden
Deforme olmuş değil asla yürek
Bilakis seve seve yeniden doğan bir
günce misali
Ve işte semiren o sevgi
Sarmalında hidayetin
Aşkın ve vicdanın da önceliği
Ne tutuktur dilim ne de tutukluyum
zalime
Aşktır ikbalim sevdalı bir mevsime
meylettiğim
Her gün her gece
Hamt ettiğim usulca biricik Rabbime
Koğuş ağası kimi insan:
Tükenen tükendiğini fark etmeyen
Ve de tüketen
En çok da mazlumu ve masumu ve
sevgiyi ihlal eden
Soluk benizli bir tufan gibi
İçini kemiren
O haris
O şehvetli
O hırs dolu d/okunuş
Külliyen yalan olsa bile inandığı
kadar kendi yalanlarına
Minnet ettiği kadar da her kimse
menfaati için
Unutmuşken tümden geleni
Uyutmuşken insanı ve Mümini ve mazlum
yürekleri
Pekişen olsaydı ya, deşilen yürekte
Hor görülen sevgiden değil de
Varsa yoksa dünya malına tamah eden
Uydusu olmadığım kadar insanların
Uyumadığım kadar da nasıl da açıkgözlerim
Kalp gözümde sekense zalimin hançeri
Oysaki ben âlim olmayı seçmiştim:
Tutuşturan neler yok ki içimdeki
dirlik ve aşkın ateşini
Susayan bir çöl çiçeği falan da
değilim
Çiçekliğime toz konduramasam da insan
ırkının vicdanlı
Bir neferiyim
Öncem ve yarınım
Rabbime emanet tüm varlığım
Asaletin zirvesindedir de tanıklığım
Yummadan gözümü zalime
İnancın da seferi gölgesinde
Yürümekse onurla haşmetle ve vakur
Alabildiğine emin kendinden
Umurumda da değil kapışan zalim ve
müridi
Cennetin bahçesi aslında insanın
içinde saklı
Hayatı kordan ithamlarla cehenneme
çevirse ne ki zalimin biri?
Ne kindar ne sıradanım
Ne sitem ne de isyankârım
Gel gör ki:
Hakkımın da peşinde ruhum
taziyelerini sunmuşken de
Yaşarken ölüp gidenlere.
Mert bir askerim ben, yeri geldiğinde
Şanıma eşlik eder kıvancım ve vatan
aşkım
İnsandan çıkıp da yola Hakka vardığım…