
Ulvi bir rengin, tahayyül gücünde
saklı engin kâinat:
Aşkla ölmek arasında bir yerde iken
tabiat
Deşilen toprak ve uğultu
Gel-geç kambur aşkların dinmez
vardiyası
Ve nefreti ilke edinen haris
yüreklerdeki o mevcudiyet…
Oysaki insan olmak adına yaratılmıştı
alabildiğine çarpan her yürek
Bir fısıltı bazen depreşen
Bir vaveyla ömrün verilmeyen sadakası
Göğün ambarı
Yerkürenin mahzeni
Aslında her insanın içinde saklı
geleni gideni
Bir güne eşlik etmek adına çıktıysak
sabahtan yola…
Teferruatları eleyip de vardık mı ana
konuya
Temkinli bir ses mademki vicdan
Tebessümler ekili olmalıydı her
insanın içine
Bir kaos bazen
Bazense şarlatan bir kahkaha
Hanidir, gülmeyen değil gülerken
dikkat etmeli neye güldüğüne
Zinhar yalan kimi zaman
Güldüren bazen mazlum bazen mahzun
bir çiçek bir çocuk
Ertelenmiş mutluluklarınsa kayıp
adresi
İnhisarında duyguların çat-kapı
geleni de koymak lazım başımızın üstüne
Gidenleri ise uğurlamak lakin gözyaşıyla
değil bilakis mutlulukla…
Öğün atlayan zalim
Kibrine yenik belki de şu yalancı
muallim:
Hani, demişti ya: benden yok üstünü
bilgini
Hani, demişti ya: gidenin ardından
Misali yıkadığım bedenini sarmalında
kefen bezinin
Annemin yittiğine yandığım
Yangın yeri ve de mahşer
kalabalığında içimdeki dumanım
Ve gördüğüm o kadar netti ki:
Cenazesi kalkmadan yaşadığım
Hüzünle mutlananın ta kendisi
Tanımaz olaydım dediğimin ertesi:
Sabrı da şükrü de huzuru da kalbime
veren kâinatın tek Sahibi
Sözcüklerim kaftanım
Aşkımsa Hümayun
Varlığımı emanet ettiğim canım Rabbim
taptığım
Ve dinmez vatan aşkım:
Babadan tembihliyim ve anamdan
Öğrendiğim kadar sevmeyi, namusu ve
haysiyeti
Göğün boşalttığı gözyaşları
Annemin ıslanırken yattığı toprağı
Biliyorum ki koruyordur onu melekler
ve ettiğim her duayı
Kabul edecektir İlahi Sevda…
Aşkla,
Sebatla yaşarken
Bazen zalime duyup da bastırdığım
öfke ve isyanlar
İçimi delicesine yakarken:
Şükre delalet varlığım nasıl ki ait
olmadığım melun gölgelere
Gözümün ucuyla dahi bakmadığım
Akan kanımla toprağı da sularım
Öncem çocuk
Anımsa neferi âlemin
Gök kubbedeki zarafetin ve endamın
mimarı ise
Yüceler yücesi Rabbim…
Ne şatafatlıdır hayatım ne de ele
olmadığım kadar muhtaçlığım
Başım dimdik
Kimse artık
Asaletin simsarı aldırmadığım ve
mademki
Ben bir Türk kızıyım
Ve de Şimal Yıldızı
Çiçek kimliğimle ayrı gururlu
Bir o kadar aciz bir beşerim ama
sadece Rabbime dönük yüzümde
Ve cihanda başımı eğmediğim kadar bir
Allah’ın kuluna
Sözümden asla dönmeyeceğim kimse
tutan elimi
Kindar zalime de de dönmeyeceğim
yüzümü
Bakmadan da gözlerinin içine
Bakmaya çekindiği kadar bana o melun
gölge.
Beni bana sevdiren Mevla’ma
Şükürler olsun ki günüme
Lanet ettiğim sadece dünde kalan
şerrine
Cezaların da en üstünü alacağına kani
İnandığım kadar hem cihandaki
Hem de iki âlemdeki
İlahi Adalete…