Ya Sen Muallim Nasıl Bilirsin Beni
Coşkumu mazur gör, muallim ve içtiğim
zehre de dokunma sakın bilmez misin, acının tadında bulurum ben açmayı yüreğimi
ve yazmayı delicesine üzerime geçirdiğim yamalı bir mintan gibi.
Annem bana hiçbir zaman eski ve
yamalı hiçbir şey giydirmedi sanma da giyenlerin bir kusuru olduğunu
düşündüğümü:
Haşa, Rabbim!
Haşa, sevgili muallim ama ben
pamuklar içerisinde doğdum büyüdüm yaşadım ve yaşarken de…
Demem diyemem devamını ben getiremem
aslında bu, kendime olan saygımdan ve adalete duyduğum inançtandır.
Dedim ya:
Ailenin ilk göz ağrısı hele ki babam
bana dokunmaya dahi kıyamazken beni severken…
Her sene doğum günümde olsun,
bayramlarda olsun ve ne zaman istersem üstümdeydi sevdiğim ne varsa ve bir elim
yağda bir elim balda büyüttüler beni bense hiç düşünmedim bile: nedendir, diye
çünkü sevildiğim aşikardı.
Di’li geçmiş zaman.
Onlar yok artık ama ben varım ve
dimdik ayaktayım, muallim en başta yüce Rabbim var, beni seven ve gözeten ve
kollayan ve içimden her geçeni bilen benden de iyi.
Hayat bir curcuna.
Kimine göre panayır ne de olsa sirk
hayvanları çok sever eğlenmeyi eğlendirmeyi.
Ben ise insanım ve hayatı öncelikle
de kendimi sorguladığım kadar huzurlu ve mutluyum:
Aman, onun kalbi kırılmasın!
Eyvah, şimdi ne derler?
Ya da:
Demese miydim acaba?
Öznem insan beni özlemim de insan:
O halde duygular ve gerçekler fora!
Beni bilen bilir…
Demiyorum da artık lakin şahsına
münhasır sevdiğim o kadar çok insan var ki ve tarafınca sevildiğim ve işte
onlar asıl bilen beni.
Bir ömrü paylaştığım insanlar tüm
yakınlarım ve dostlarım…
Gidenler oldu ebediyete intikal
edenler.
Benim gönderdiğim hiç kimse olmadı da
ve hepsi kendiliğinden gittiler.
Bense gitmedim ne kendimden gittim ne
de kendimi kaybettiğim en başta Rabbimden gitmedim ve tüm teslimiyetim sadece
Rabbime.
Kaybetmediğim kadar da kendimi
kaybettiğimi vurgulayanlar ve beyan edenler ve bunu bizzat öfkeyle yüzüme
haykıranlar…
Vay, dedim!
Aman, dedim!
El, insaf dedim!
Ne de olsa eldi onlar.
Bir de el olmayanlar.
İşte elin yapmayacağını dahi yapanlar
ve organize edenler ve şakşakçı eşrafı.
İşte bu sefer ben gönderdim onu ben
gönderdin onları!
İsyan etmedim aslında ilk olarak tüm
şaşkınlığımla izahı olmayan bir hüzünle paylaştım rahmetli annemle ve işte o da
aynı şeyi yaptı!
Devamı var olmaz mı?
Lakin gidenlerin ardından asla
tahayyül dahi etmiyorum yaşananları çünkü sadece ve sadece önüme b/akıyorum ve
içime ve iç sesin bangır bangır söylenmekte:
Tümden geleni erteleyip ve de
susturup sadece yoluma devam ediyorum ama iç ses pek bir cebbar.
Bu sefer tutup da kendimi tüm gün ve
işte tünediğimde masanın başına iç sesim an geliyor; şiir oluyor an geliyor
deneme an geliyor hikâye an geliyor roman.
Öznem aşk çünkü benim ama bildiğin
aşklardan değil, muallim ya da şimdilerde yaşanan sefil ve göstermelik
aşklardan asla değil:
Ben sevmeyi seviyorum sadece sevmeyi
eşliğinde sayarken de ve işte ulaştığım zirve:
En başta Rabbime kavuştuğum ve
kendime ve kendimi doya doya sevip de kucakladığım hele ki annemden sonra.
Çok da isterdim mükemmel bir Mümin
olmayı elimden geldiğince ve çok sevdiğim teyzemden öğrendiğim o muhteşem namaz
vakti:
Gecenin bir vakti başımı koyduğum
seccade; elimde tespihim ve diğer elimde rahmetli annemin dua kitabı hatta
seneler evvel benim alıp da ona hediye ettiğim ve içinde dolu dolu dualar
annemin el yazısıyla not aldığın ne çok şey.
Hüzünlü değilim, muallim bilakis çok
da huzurluyum ve sana garip gelecek belki amma:
Ben mutluyum hem de yaşadığım onca
şeye rağmen çünkü:
Hayata direnmek zorundayım ve tüm
olan biteni kabullenmek asla reddetmemek yoksa pes eder insan ve işte aleyhime
olan ne varsa dikkatlice gözlemlediğim ve gördüğüm hepsini lehime çevirme
gücüne de sahip olduğumu görmek ayrı özel.
Yeni öğrendiğim bir terim, muallim:
Psikolojik Sağlamlık…
Okumaya doyamadığım makaleler ve
kitaplar ve işte psikolojik sağlamlık adına vurgulanan birincil kaide:
Kişisel değerlerine sahip çık…
Umudum ve de ve iyimserliğim hayal
gücüm ve inancım ve tüm değerlerim ana baba yadigârı her anlamda maddi olsun
manevi olsun:
Onların hepsi benim çünkü Allah böyle
istedi.
Bir ömür ne çaldım ne çırptım ne de
iftira attım ne de yalan söyledim ve asla onaylamadığım haz etmediğim ne varsa
başıma geldi.
Dert değil:
Ben bunla da başa çıkarım çünkü tek
bir yanlışım ve yalanım yok…
Dedim ya yazımın en başında:
Her özel günde her tatilde her
bayramda annemin bana aldıkları ya da eliyle diktikleri ben nasıl inkâr ederim
annemin bendeki hakkını ve de babamın?
Şimdilerde üstüme aldığım bir şey yok
ve bırak da nedeni bunun da bende kalsın önce insanın içi temiz ve pürü pak
olacak yoksa giydiğin kuşandığın ne ki?
İster yamalı olsun ister eski yeter
ki başını dik tutsun insan elbette o tabire de katılmadan geçemeyeceğim:
Ye, kürküm ye!
İnsanlar yemeye doyamazken ve
ceplerindeki para da yetmezken bu sefer başkalarının rızkına göz dikmekte: ne
sen sor muallim ne ben söyleyeyim.
Yeter ki insan kimseye muhtaç olmasın
ve de töhmet altında kalmasın şükürler olsun ki aç değilim açık değilim kimseye
de minnet etmem kimseden de bir şey istemem.
Aslında yama filan da yok üstümde
başımda ama yamalı ve yaralı bir kalbim var benim tıpkı cennete giden anneminki
gibi.
Yaşarken de yazarken de en sevdiğim:
Özgür ve özgün olmak zaten bir ömür
kimseye öykünmedim benzemedim gel gör ki bana öykünenler oldu ve benzemek
isteyenler ve öykündüklerini gerçek kılamazken bu sefer beni tek kurşunla
öldürdüler akıllarınca artık akıllarını neye kullanıyorlarsa.
Hayatı sorguladığım kadar da kendimi
sorguladığım ama artık bir dur, dediğim çünkü haddinden fazla sorgulanırken
artık kendimi üzmüyorum ve hesabını vermeyeceğim hiçbir şey de yok.
Kurgu sevgiler.
Kurmaca hayatlar.
Bir de aşkı savunan o buğulu sahte
bakışlar ve aşkı parayla bilmem kaç taşlı yüzüklerle bir tutanlar asla ilgi
alanımda değil olmadı olmayacak da ve ben böyle çok mutluyum çünkü ne sahteyim
ne yalanım ne de hayal ürünü olsa olsa yazdığım hikâyelerdir ya da şiirlerim
hayal ürünü olan ki…
Bir duygudan çıkıp da yola devamını
getirdiğim ve hayal gücümün enginliğini başka çirkin şeylere yoranlar…
Beni de yoranlar hem de gereksiz
yere.
Öznem var benim özlemim de var ve her
güne farklı roller biçip de hayatı doya doya yaşadığım ve içime çektiğim hem de
tüm olanlardan sonra asla da taviz ve ödün vermeden…
Değerlerimi gözüm gibi kolladığım
çünkü benlik algıma özdeştir sahiplendiklerim ve sahibesi oldukları maddi ve de
manevi anlamda…
Her anlamda da büyüdüğüm koca bir
gerçektir üstelik annem gittikten sonra kısacık süre zarfında.
Bir içim su iken yaşamak ve bir
içimlik yazdıklarım ama ömre ve genele yaydığım…
Ya, sen, muallim?
Sen nasıl bilirsin beni?
Allah’a emanet ol.
Yeniden görüşmek üzere…
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.