Bir yerden başlamam gerektiğini hissettim. Bu his geldiğinde durdum. Çünkü bazı başlangıçlar acele istemez; insanı, tam başladığını sandığı yerde bekletir. Sıradaki şarkıyı açtım. Gelmeyen adamın, yine geceyle gelen yokluğuna gelsin diye. Nasıl gelsin, bilmiyorum. O, bu eyleme yalnızca şarkılarda açık. Gerçekte kapalı. Hep kapalı.
İçimde kapı da kalmadı, duvar da. Beni çözdüğü her susuşum, benden gidemediği her günün kalıcı hasarı oldu. Aşk dediğimiz şey bazen böyle ilerliyor; soyka, nispeten muhtaç ama yine de damarlarımda belirgin. Hu! Aşk. Yine seni gecemin anahtarına hapsedip kalbimde kilitledim. Kaçmasın diye değil; kendimden çıkamasın diye.
Beklediğimden çok oldu. Susuşum. Susuş, derin bir sohbetin yarım kalmış hâli gibi. Hasrete dokunuyor ama sensizlikte adını kaybediyor. Bunu başka türlü anlatamıyorum. Çünkü bazı şeyler anlatıldıkça eksiliyor, susuldukça büyüyor.
Beklediğimden çok uzun sürdü bu hâl. Düzdü. Dümdüzdü. Sonra bir mesaj geldi. Öyle bir geldi ki; adı gözyaşıydı, soluğu sensizlikten. Okudum, kapattım. Bir süre hiçbir şey yapmadım. Bazı cümleler cevap istemez, sadece ağırlık bırakır.
Bir süredir böyle. Geceler sensiz bir şey. Tanımı eksik, sesi boğuk. Figürün, kendi gövdesinde yolunu kaybeden bir adres gibi duruyor zihnimde. Yerini biliyorum ama gidemiyorum.
Acıyor sevgilim. Bu kalp acıyor. Kimse bu acıya destek olmuyor. Herkesin kendi telaşı, kendi gürültüsü var. Oysa acı sessiz bir şeydir; duyulması için bağırmaz. Her şey normaldi sanıyordum. Senden önce, seninle ve sensiz olamadıktan sonra. Ya da ben öyle sandım.
Masalsan, kendini oku bana. Hiç susma. Gerçeksen, kendini ver bana. Hiç gitme. Çünkü açıldıkça duygular, acıdıkça içimdeki bu kıyamet figürleri, yağmuru gözlerimden tanıyor. Ne zaman başımı öne eğsem, onlar da göğe bakıyor.
Sıkıştım. Boşum. Boşluktayım. Faraşla alınıp temizlenemeyen tek bir saç gibiyim; küçük ama inatçı. Kararsızım, sakinim ama eksik. Aslında hissettiğim şey bu. Bunu söylemek kolay değil. Yazmak da öyle. Ama bir süredir böyle.
“Seni…” diye başlayıp duruyorum. Ah seni. Seni çok seviyorum. Duy da günahların bağrında güller açsın. Bahar, sevgilim. Bir tek seninle. Sırasını savmış bir çocuğun, aşka düşman ama anlaşılmaz masallara hayran olması gibi.

Dilara AKSOY
( Eksik Olanın Adı başlıklı yazı dilara aksoy tarafından 1.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu