Evrenin Merkezi İken Aşk...






Bir hezimeti adlandırıyor yorgunluğun kanatlarına tüneyen vakur kimliğin iz düşümü.

 

Asılsız bir unvan saklı olabilir hutbesinde yüreğin sonrası malum.

 

Ya bir düş’e gebe kalırsın ya da düşüp kalırsın usulca.

 

Kimliksiz satırlar beyhude bir hüzne yoldaş.

 

Zamanın içinde kalan ukdesinde sığındığımız o ömürlük yalanlar: sonramızı güncellerken derdimize derman olan yokluğun hicvi.

 

Şimdi kutsal bir acıyı sonlandırıyorum ve acımasız yüreklerin son verdiği… hayır, hayır, kimse son veremez hayallerime hele ki yolum bir kez düşmüşken hüzün ve mutluluk fasılası o çökkünlük ile de sırdaş.

 

Hâkimiyeti aşkın belki de yorgunluğun türküsünü çığırdığımız sonra da gök nöbete geçip bizleri koruyor pespaye hezimetten yine iblisin gözlerinde yanan bedenleri görüp de ruhlarına Fatiha okuduğumuz.

 

Zaman pek bir göreceli: bir varmış bir yokmuş… demeye kalmadan.

 

Hırpani bir teselli ise boyutsuzluğumuzun kundaklandığı.

 

Görselliğin canı cehenneme: ne o öyle, süs bebeklerine mi özendin… diyen yaşlı kadın.

 

Meçhul sonrası hele ki elindeki rimeli boca etmişken yere göğe.

 

Ah, mertliğin şarkısı sen aşk!

 

Ah, yüreğin hutbesi, sen sevda şarkıları!

 

Sözcükler vasıfsız önceden ve sonrasını biz kodluyoruz: ya, şiar edindiğimiz göğün nemi ya da şimal yıldızı bir boyutsuzlukta sehven sıraya soktuklarımız…

 

Göreceli bir sağanaktan da nasiplenip.

 

Belki, demekten çekinip belli ki, demeyi şart koşanlar.

 

Bir ikilem doğuran geceden çaldığımız siyahı beyazın minvalinde gün ışığına taşımak yine de taş yerinde ağarır, diyenleri haklı çıkardığımız.

 

İçte kalan son yangın ve son beyit ve son dingin rahle: hani serdiğimiz ellerimizle; hani yoksun kılındığımız; hani yok sayıldığımız; hani noksan notaların peşine düşen kâinatın orkestra şefi.

 

Nemalandığımız yalanlar mı yoksa başımızı bağlayan?

 

Ya da en namert deyiş, adına insanlık denen olgu ile yüz göz olup renkten renge girdiğimiz…

 

Zaman tükeniyor madem…

 

Üstelik dünyada sadece iki tip insan var:

 

Zalim ve mazlumun ortak resitali ile bizler sadece birer düş kırığı iken yine içimizdeki rahleye el yordamı yatırdığımız onca hayal gerçi izahı mümkün değil ama insan söylemeden de duramıyor tıpkı hayatın tutsak bellediği; tıpkı özlemlerin tavan yaptığı; tıpkı evrenin merkezi iken aşk.

 

 


( Evrenin Merkezi İken Aşk... başlıklı yazı GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... tarafından 4.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu