Deneme / Sevgi ve Aşk Denemeleri
Eklenme Tarihi : 4.02.2026
Bir hezimeti adlandırıyor yorgunluğun
kanatlarına tüneyen vakur kimliğin iz düşümü.
Asılsız bir unvan saklı olabilir
hutbesinde yüreğin sonrası malum.
Ya bir düş’e gebe kalırsın ya da
düşüp kalırsın usulca.
Kimliksiz satırlar beyhude bir hüzne
yoldaş.
Zamanın içinde kalan ukdesinde
sığındığımız o ömürlük yalanlar: sonramızı güncellerken derdimize derman olan
yokluğun hicvi.
Şimdi kutsal bir acıyı
sonlandırıyorum ve acımasız yüreklerin son verdiği… hayır, hayır, kimse son
veremez hayallerime hele ki yolum bir kez düşmüşken hüzün ve mutluluk fasılası
o çökkünlük ile de sırdaş.
Hâkimiyeti aşkın belki de yorgunluğun
türküsünü çığırdığımız sonra da gök nöbete geçip bizleri koruyor pespaye
hezimetten yine iblisin gözlerinde yanan bedenleri görüp de ruhlarına Fatiha
okuduğumuz.
Zaman pek bir göreceli: bir varmış
bir yokmuş… demeye kalmadan.
Hırpani bir teselli ise
boyutsuzluğumuzun kundaklandığı.
Görselliğin canı cehenneme: ne o
öyle, süs bebeklerine mi özendin… diyen yaşlı kadın.
Meçhul sonrası hele ki elindeki
rimeli boca etmişken yere göğe.
Ah, mertliğin şarkısı sen aşk!
Ah, yüreğin hutbesi, sen sevda
şarkıları!
Sözcükler vasıfsız önceden ve
sonrasını biz kodluyoruz: ya, şiar edindiğimiz göğün nemi ya da şimal yıldızı
bir boyutsuzlukta sehven sıraya soktuklarımız…
Göreceli bir sağanaktan da
nasiplenip.
Belki, demekten çekinip belli ki,
demeyi şart koşanlar.
Bir ikilem doğuran geceden çaldığımız
siyahı beyazın minvalinde gün ışığına taşımak yine de taş yerinde ağarır,
diyenleri haklı çıkardığımız.
İçte kalan son yangın ve son beyit ve
son dingin rahle: hani serdiğimiz ellerimizle; hani yoksun kılındığımız; hani
yok sayıldığımız; hani noksan notaların peşine düşen kâinatın orkestra şefi.
Nemalandığımız yalanlar mı yoksa
başımızı bağlayan?
Ya da en namert deyiş, adına insanlık
denen olgu ile yüz göz olup renkten renge girdiğimiz…
Zaman tükeniyor madem…
Üstelik dünyada sadece iki tip insan
var:
Zalim ve mazlumun ortak resitali ile
bizler sadece birer düş kırığı iken yine içimizdeki rahleye el yordamı
yatırdığımız onca hayal gerçi izahı mümkün değil ama insan söylemeden de
duramıyor tıpkı hayatın tutsak bellediği; tıpkı özlemlerin tavan yaptığı; tıpkı
evrenin merkezi iken aşk.