Milli Vazife mi Sapıklık mı Çok Farklı Bir 14 Şubat Hikayesi 1 Bölüm
Efendim anlatacağım hikaye Türkiye’deki ilk güzellik yarışmalarıyla ilgili olduğu için öncelikle ilk güzellik yarışmalarıyla başlayacağım.
Tabii ki ‘’Güzellik Yarışması ‘’ deyince hiç kimsenin aklına erkek güzelliği ya da kedi, köpek, manda, sığır gibi hayvanların güzelliği gelmiyor değil mi?
Evet, yaşları 15 ile en fazla 20 arasında değişen kız çocuklarının güzelliğinden bahsediyoruz. ( Türkiye’deki ilk güzellik yarışmalarında yaş aralığı böyleydi )
****
Yıl 1929
Hani ABD Yapımı filmlerde, bilhassa içinde Al Capone ve sair Mafya Babalarının olduğu filmlerde anlatılır ya İçki yasağı, içki kaçakçılığı filan, işte o yıllar.
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de bir ekonomik buhran söz konusu.
Evet, bütün dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de ayranı yoktur içmeye ama yine Bütün Avrupa ve ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de faytonla gidikmektedir çeşmeye..
İşte tam da o senenin yani 1929 senesinin 14 Şubatında yani Dünya Sevgililer Gününde Al Capone, rakibi olan 22 kişiyi Kurşuna dizdirdi. İşte o sebepten 1929 Yılının 14 Şubatı ‘’ Saint Valentine's Day Massacre-- Sevgililer Günü Katliamı ‘’ diye anılır hâlâ..
Evet, 1929 Yılının 14 Şubatı Sevgililer Günü Katliamıdır ama aynı 1929 Yılının Türkiye açısından çok büyük bir önemi vardır zira ilk kez bir Uluslararası Güzellik Yarışmasına Türk Milletini temsilen bir kız gönderilecektir.
Peki bu – o zamanın şartlarına göre oldukça çılgın olan fikir- Kime aittir?
Görünüşe göre zamanın Cumhuriyet Gazetesine aittir. O demiştir ‘’ "Bütün dünyada güzel kadınlar memleketlerinin güzellik kraliçesi seçilirken, bizim böyle bir kraliçemiz niçin olmasın?"
Evet Cumhuriyet Gazetesi böyle diyerek başlatmıştır yarışmaya katılacak kızların fotoğraf ve öz geçmişlerini belirten yazıyı gazeteye gönderme kampanyasını ama aslında ‘’ Bizim neden böyle bir kraliçemiz olmasın? ‘’ Diyen, Reis-i Cumhurumuz Mustafa Kemal Paşa’dır. Yani olayın fikir babası odur.
Bizim 15-20 Yaş aralığındaki kızlarımız ve tabii ki onların ana- babaları Osmanlı’nın baskıcı idaresi sebebiyle böyle yarışmalara katılamadıklarından içlerinde ukde kalması sebebiyle bir sürü fotoğraf gönderdiler Cumhuriyet gazetesine. Gazete 21 Haziran 1929’a kadar bu fotoğrafları yayınladı. Tabii ki o günlerde Cumhuriyet Gazetesinin tiraj patlaması yaşadığını söylemeye gerek yok.
Derken Halk oylamasına geçildi. Halk bu güzel kızlardan hangilerini beğenmişti?
Halk oylaması da tamamlandıktan sonra kadın-kız güzelliği konusunda uzman olan zât-ı muhteremlerin oluşturduğu bir heyet, büyük jüri olarak önlerinden geçen 48 kız çocuğundan birini Türkiye Güzeli olarak seçti: Feriha Tevfik…
Onu seçen jüride kimler vardı peki?
Kimler yoktu ki. Zamanının en muhafazakarları da en sosyalist, komünist görüşe sahip olanları da jürideydi.
Mesela?
Halit Ziya Uşaklıgil, Peyami Safa, Cenap Şehabettin, Abdülhak Hamit ve eşi Lüsyen Hanım, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halit Fahri Ozansoy, Vasfi Rıza Zobu, Bedia Muvahhit, İbrahim Çallı, Vedat Tek, Zekeriya ve Sabiha Sertel.
Feriha Tevfik, Türkiye güzeli seçilmişti ama bizde işler biraz yavaş yürüdüğünden Cumhuriyet Gazetesinin ‘’Orta boylu, kıvırcık lepiska saçlı, altın gözlü, beyaz tenli, zarif endamlı, beyaz krep satenden bir elbise giymiş olan’’ diye tanıtımını yaptığı Feriha Hanımefendi, O sene yapılan uluslararası yarışmalara katılamadı.
Evet İlk Türkiye güzelimiz uluslararası yarışmalara katılamamıştı o sebeple de Cumhuriyet Gazetesi 1929 Yılı sonlarına doğru 1930 Yılında yapılacak olan Avrupa ve Dünya Güzellik Yarışması için kolları sıvadı.
Cumhuriyet Gazetesine göre bu yarışmaya katılmak, memleketin şeref ve haysiyetine hizmet etmek demekti. O sebeple de Türk kızlarını şu sözlerle bu kutsal (!) göreve davet ediyordu:
’’Memleketin şeref ve haysiyetine hizmet etmek üzere Paris’e ve ABD’ye gönderilmek için kadın adaylar aranıyor. Güzeller !Milli vazifenizi yapınız!”
Ayrıca 1929 Yılı Türkiye Güzeli Feriha Tevfik Hanımın resimlerini yayınlayıp “Feriha Tevfik Hanım’ın resimlerinin Amerika gazetelerinde intişarı bizim lehimizde ne mühim bir propaganda oldu. Türkleri zenci, sarı veya kırmızı ırktan zanneden sürü sürü Amerikalılar kendileri kadar beyaz ve güzel olduğumuzu Feriha Hanım’ın resimlerinden anladılar. Memleketimiz ve milletimiz namına ele geçen böyle masrafsız bir propaganda fırsatını kaçırmamak, ondan azami derece istifade etmek zaruretindeyiz. Bu fırsattan istifade milli bir vazifedir. Azami istifade ise ancak müsabakalara güzel, çok güzel kız göndermekle olur.’’
Derken efendim 10 Ocak 1930’da 47 yarışmacının katıldığı yarışmada önce 22 aday belirlendi, sonra bu 22 aday içinden Türkiye’nin en güzel kızı seçildi: Mübeccel Namık…
Jüri üyelerinden Peyami Safa, Mübeccel Namık’ın Avrupa ve Dünya Güzellik Yarışmasında dereceye gireceğinden o kadar emindi ki onun hakkında ‘’ Kraliçemiz cidden güzeldir, ona alenen biat ediyorum ‘’ Derken meşhur Hüseyin Rahmi Gürpınar ise bu yarışmada jüri koltuğunda oturmasını şöyle yorumlamıştı:’’ Kendimi Cennette hissettim.’’
Evet, memlekette kendini cennette hissedenler çoktu ama zamanın Akşam Gazetesi gibi ‘’ Hakem heyetindeki üstatlar kendilerini cennette sanmışlar.” Eee Peyami bey ve üstatlar!. Sizin gibi sübyancılar için 15-18 yaşında bir güzele biat etmemek mümkün mü? Kendini cennette sanmamak mümkün mü? Sizi gidi sapıklar sizi. Bir de yeri geldiğinde “ahlak abidesi” kesilirsiniz…’’ diyerek veryansın edenler de çoktu.
‘’Eee Mübeccel Namık dereceye girebildi mi? Hem bu yazının neresi 14 Şubatın bir başka hikayesi?’’ Diyorsunuz değil mi?
Hepsi gelecek bölümde inşallah
Milli Vazife mi Sapıklık mı Çok Farklı Bir 14 Şubat Hikayesi 1 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
14.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 13
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.